ツ SonFrm.com | Sonsuzluga giden tek Yol..  
Go Back   ツ SonFrm.com | Sonsuzluga giden tek Yol.. > İslam ve Din > Sahabeler

Yeni Konu aç  Cevapla
 
Seçenekler Arama Stil

Alt 10-09-2009   #1
Musty...

Musty... - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

Musty... Musty... isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye Numarası: 142
Üyelik tarihi: 09 / 2009
Bulunduğu yer: sence xD
Yaş: 19
Mesajlar: 2.162
Cinsiyet:
Teşekkür Etmiş: 99
Teşekkür Almış: 161
Standart .:..:.. Abdullah bİn revÂha ..:..:..

.:..:.. Abdullah bİn revÂha ..:..:..

:: ABDULLAH BİN REVÂHA ::

Hicretin yedinci senesi idi Sevgili Peygamberimiz ve Eshâbı hep birlikte Medîne'den hareket ettiler Niyetleri; Mekke'ye varıp "mübârek" Kâbe'ye yüzlerini sürmekti Çünkü geçen sene müşrikler buna engel olmuşlardı Fakat bu yıl için anlaşmaları vardı

Böylece Resûlullah efendimiz ve arkadaşları umre ibâdetlerini de ifâ etmiş yerine getirmiş olacaklardı
Kaynak :): ツ SonFrm.com | Sonsuzluga giden tek Yol.. [Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...]

Mekke'ye yaklaşırken Resûlullah efendimiz Kusvâ adlı devesinin üzerinde ve devenin yuları da Abdullah bin Revâha'nın elinde bulunuyordu Abdullah bin Revâha hem şiirler söylüyor hem ilerliyordu:

Bırak yâ Ömer

Bu şiirleri işiten Hz Ömer hiddetlendi ve:

- Ey Abdullah! Beytulah'ın önünde ve Peygamber efendimizin huzurlarında nasıl böyle şiir söyliyebilirsin diye çıkıştı

Fakat sevgili Peygamberimiz:

- Bırak Yâ Ömer! Allaha yemîn ederim ki Abdullah'ın sözleri; düşmana ok saplamasından fazla te'sir eder Ey Revâha'nın oğlu devam et! buyurdular

Peygamber efendimiz biraz sonra Hz Abdullah bin Revaha'ya;

- Allahü teâlâdan başka ilah yoktur! Bir olan O'dur! Va'dini gerçekleştiren O'dur! Bu kuluna yardım eden O'dur! Askerlerini güçlendiren O'dur! Toplanmış olan kabileleri bozguna uğratan da yalnız O'dur de! buyurdu Ve hayır duâda bulundu

Abdullah bin Revâha da söylemeye devam etti Diğer Eshâb-ı kirâm da onun söylediklerini tekrar ediyordu

Hakikaten o zamanlar şâirlerin önemi çok fazlaydı Çünkü radyo gazete tv gibi propaganda araçları mevcut değildi Bu yüzden herkes kendi fikirlerini şiirle beğendirmeye çalışıyordu Veya aksine beğenmediklerini de ancak o yolla tenkîd edebiliyordu Şâirler bu yüzden çok önemliydiler

Din düşmanları da aynı yolu acımasızca kullanıyorlardı Puta tapan ve kâfir şâirler; alçakça İslâmiyete saldırıyorlardı Dînimiz ve Peygamber efendimizle utanmadan alay ediyorlardı

İslâmın büyük şâirleri

İşte bu hâin propagandaya karşı islâmın ilk büyük şâirleri üç kişiydiler: Hassân bin Sâbit Kâ'b bin Züheyr ve Abdullah bin Revâha hazretleri

Bunların yazdığı Beyit ve Kıt'alar hemen ezberlenirdi Her yerde tekrarlanan bu şiirler kâfir kalblerine ok gibi saplanıyordu
Kaynak :): ツ SonFrm.com | Sonsuzluga giden tek Yol.. [Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...]

Ama günün birinde şâirler için âyet-i kerîme indi Cenâb-ı Hak Kelâmında meâlen buyurdu ki:

" Onlara şâirlere ancak sapıklar uyarlar"

Bu şiddetli hitap karşısında Hz Abdullah ve arkadaşları ağlamaya başladılar Bunu gören Peygaber efendimiz âyetin devamını okudular:

" Ancak îman edip iyi işler yapanlar ve Allahı çok ananlar müstesnâ Onlar öteki şâirler gibi değildirler"

Hz Abdullah ve arkadaşları da başka türlü değillerdi ki Ancak dînimizi övüyor din düşmanlarını yeriyorlardı Ayet-i kerimenin devamı gelince üzüntüleri sevince dönüştü
Kaynak :): ツ SonFrm.com | Sonsuzluga giden tek Yol.. [Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...]

Mübârek bir cum'a günü sevgili Peygamberimiz mescidde hutbeye çıktılar

Hz Abdullah da telâşla cum'aya yetişmeye çalışıyordu Henüz epeyce ilerde "Beni Ganm"de bulunuyordu Tam o sırada Peygamber efendimizin:

- Oturun! buyurduklarını işitti

Derhal bulunduğu yere oturdu İki Cihân Güneşi'nin hutbeleri bitinceye kadar da yerinden kalkmadı Bu hâli gören Müslümanlar durumu Peygamber efendimize arz ettiler:

Resûlullaha itâ'at

- Yâ Resûlallah! Revâha oğlunun nerede oturduğunu görüyor musunuz?

Sevgili Peygamberimiz o tarafa doğru baktılar

- Çünkü sizin "oturun" emrinizi orada duydu ve hemen oturdu! dediler

Peygamber efendimiz bu hareketten çok hoşlanıp Hz Abdullah'a:

- Cenâbı Hak senin yüce Allaha ve Resûlüne olan itâatte hırsını arttırsın diye dua buyurdu

Hz Abdullahın şâirliği kadar cengâverliği de (savaşçılığı) meşhurdu Peygamber efendimizle birlikte bütün savaşlara katıldı Hepsinde büyük kahramanlık gösterdi

İşte bunlardan biri de Hicretin 8 yılındaki Mûte gâzâsıdır Sefere çıkılmasının sebebi bir İslâm elçisinin öldürülmesidir

Resûlullah efendimiz Bizans imparatoruna bağlı Busrâ emîrine de bir mektup yollandı Fakat küstah emîr aldığı islâma dâvet mektubunu yırttı Üstelik islâm elçisini de hâince şehîd etti İşte bu alçaklığa üzülen Allahü teâlânın Resûlü o zâlimler üzerine kuvvet göndermeye karar verdi

Hepsi de gönüllü olan 3000 kişilik mücâhidler ordusu kısa zamanda hazırlandı

İki cihan sultânı Peygamber efendimiz öğle namazını kıldırdıktan sonra bu mübârek orduyu bizzat uğurlamaya çıktılar Sancağı şerîflerini Hz Zeyd'e teslim ettiler Sonra da buyurdular ki:

- Cihâd için hazırlanan bu ordunun başına Zeyd bin Hârise'yi kumandan ta'yin ettim Şâyet Zeyd şehîd olursa sancağı Ca'fer alsın O da şehîd düşerse Abdullah bin Revâha alsın O da şehîd olursa sizler istediğiniz birini Kumandan seçersiniz

Niçin ağlıyorsun?

Herkes birbiriyle kucaklaşıyor helâllaşıyordu Bu sırada arkadaşları Hz Abdullah'ın ağladığını farkettiler:

- Niçin ağlıyorsun ey Revâha'nın Oğlu diye sordular Cevap verdi:

- Vallahi dünyâyı sevdiğim için ağlamıyorum Sizlerden ayrılacağım için de değil

- Peki niçin ağlıyorsun?

- Peygamber efendimizden duyduğum Allahın kelâmını hatırladım: " İçinizden hiçbiriniz hâriç olmamak üzere hepiniz Cehenneme varacaksınız" deniyordu İşte oraya cehenneme vardığım zaman hâlim ne olacak diye ağlıyorum dedi Aradaşları O'nu tesellî ettiler

Zeyd bin Hârise kumandasındaki ordu hareket ettiğinde Abdullah bin Revâha Peygamber efendimizin huzûruna gelerek:

- Yâ Resûlallah! Bana ezberliyeceğim ve aklımdan hiç çıkarmıyacağım bir tavsiye de bulunur musunuz dedi Resûlüllah efendimiz buyurdular ki:

- Sen yarın Allaha pek az secde edilen bir ülkeye varacaksın Orada secdeleri çoğalt!

- Yâ Resûlallah! Bana nasîhatinizi artırır mısınız?

- Allahü teâlâyı zikret çünkü Allahü teâlâyı zikir umduğuna kavuşmanda sana yardımcı olur

Çocukları öldürmeyin!

Ordu Medîne dışındaki hurmalıklara gelince sevgili Peygamberimiz son emirlerini verdiler:

- Çocukları kadınları âmaları sakın öldürmeyin Evleri yıkıp ağaçları yakıp harâp etmeyin

Zeyd bin Erkam der ki:

Ben Abdullah bin Revâha'nın terbiyesi altında yetişmiş bir yetimdim Mûte seferine çıktığımızda beni de terkesine bindirmişti Geceleyin biraz gidince dudaklarından şehidliği özlediğini ve buna kavuşmak için yandığını ifâde eden şiirler söylüyordu Bu beyitleri işitince ağladım Bunu fark eden Abdullah bin Revâha bana dedi ki:

- Sana ne oluyor! Şehid olmamın sana ne zararı var? Hak teâlâ bana şehidliği nasîb ederse sen de hayvanıma biner geri döner yerine ulaşırsın Ben ise dünyânın dert tasa üzüntü ve hâdiselerinden kurtularak özlediğim şehidlik makâmına kavuşurum

Abdullah bin Revâha gece inip iki rekat namaz kılıp uzunca bir duâ yaptı Sonra Zeyd'e dönüp dedi ki:

- Ey çocuk! İnşallah bu sefer şehidlik nasib olacaktır

İslâm ordusu Şam topraklarında bulunan Ma'an şehrine kadar hiç durmadı Ancak orada Bizans imparatorunun kendilerine karşı 100000 kişilik büyük bir ordu yolladığını haber aldılar Derhal istişâre toplantısı yapıldı Bazıları şu fikri ileri sürdüler:

- Peygamber efendimize yazalım Düşman sayısının çok fazla olduğunu arz edelim Ya bize yardımcı kuvvet gönderirler veya ne yapacağımızı emrederler Biz de o şekilde hareket ederiz

Zafer kazanacağız!

Başka fikirler de öne sürülürken Hz Abdullah ayağa kalktı:

- Ey Mücâhidler! Bu sefere niçin çıktığımızı hatırlamıyor gibisiniz! Çünkü hepiniz biliyorsunuz ki ya kahramanca savaşıp zafer kazanacağız veya Allah rızası için ölüp şehîd olacağız Bu mertebelerin ikisi de her Müslümân için en büyük şereftir

Müslümanlar heyecanla dinliyorlardı O devamla:

- Kardeşlerim Unutmayın ki biz düşmana karşı sayı ve silâh çokluğuyla savaşmıyoruz Cenâb-ı Hakkın lutfettiği İslâm dîni ve îman gücümüzle er meydanına atıldık Hepimiz yüce Allahtan iki şey diliyoruz: Ya gâzilik ya şehîdlik diyerek sözlerini tamamladı Oradakiler:

- Vallahi "Revâha'nın Oğlu" doğru söylüyor dediler Sonra da hep birlikte ilerlemeye başladılar

Hz Ca'fer Mûte savaşında çarpışırken şöyle diyordu:

"Cennette yaşamak ne güzeldir! Onun şerbetleri tatlı ve soğuktur Rumlara gelince Rumların âkıbetleri yakındır kâfir ve cehennemliktirler Bana düşen onlardan karşılaştığıma kılıç vurmaktır"

Hz Ca'fer böyle söyliyerek kılıç sallıyordu ama kefere sürüsü tükenecek gibi değildi Yüzlercesi birden Hz Cafer'e çullandılar Önce sağ kolunu kılıçladılar Sancağı öbür eline aldı Sol kolunu da uçurdular Mübârek sancağı şerîfi mübârek vücûduna sardı O hâliyle savaşa devam etti

Bu inanılmaz kahramanlığa Bizans şövalyeleri hayret ediyorlardı Bir türlü yere yıkamadıkları o büyük mücâhide yüzlerce ok ve mızrak sapladılar

Cennete uçtu

Artık o Hz "Ca'fer-i tayyâr" oldu Cennete uçarken Hz Abdullah koşturdu Yere indi Sancağı kaptı Göklere doğru yükseltti
Kaynak :): ツ SonFrm.com | Sonsuzluga giden tek Yol.. [Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...]

Mute'de Ca'fer-i tayyâr'ın şehid düşmesi ile sancağı alıp göklere yükselten Abdullah bin Revâha bu anda en son şiirini kendisine söyledi ve kâfirler üzerine bir ok gibi atıldı

Abdullah bin Revâha çarpışırken bir ara parmağı ağır yaralandı Kopmak üzere idi

Bunun üzerine atından indi Yaralı parmağını ayağının altına koyup:

"Sen sadece yaralı parmak değil misin? Zaten bu kazâya da Allahü teâlânın yolunda uğramış bulunuyorsun" diyerek çekip kopardı

Sonra tekrar atına binip olanca gücüyle çarpışmaya devam etti

Çarpışmanın bir anında Abdullah bin Revâha atından inmişti Amcasının oğlu kendisine biraz pişmiş et getirdi ve:

- Al bunu ye de biraz güçlen dedi

Abdullah bin Revâha üç günden beri bir şey yememişti Etten ağzına bir lokma aldığı sırada Müslümanların bulunduğu yerde bir karışıklık gördü Bunun üzerine:

"Arkadaşların bu hâlde iken sen halâ bu dünyâdasın ve yiyip-içmekle meşgulsün" diyerek nefsini kınadı ve elindeki eti bırakarak tekrar savaşa başladı

Melekler O'nunla övünürlerdi

Çok geçmeden sevgili Peygamberimizin mübârek sözleri gerçekleşiyordu Hz Abdullah da önceki kumandanlar gibi şehîd oldu Murâdına erdi

Bundan sonra sancak Hâlid bin Velîd hazretlerine verildi Hâlid bin Velid kumandası ve sancağı altında hücüma geçen mücâhidler düşmanı şaşkınlığa düşürüp bozguna uğrattılar Hâlid bin Velîd:

- O gün benim elimde dokuz kılıç parçalandı Elimde geniş yüzlü bir Yemen palasından başka bir şey kalmamıştı diyerek o zamanı dile getirmiştir

Bu esnada Medîne'de Mescid-i Nebî'de bulunan Allahü teâlânın Resûlü şehidlerin Arş-ı a'lâya yükseldiklerini haber verdiler

Abdullah bin Revâha Peygamber efendimizin vahy katipleri arasındadır Onun hakkında buyurdular ki:

- Cenab-ı Hak Abdullah bin Revâha'ya rahmet eylesin Melekler onun meclisiyle öğünürlerdi








[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...]
  Alıntı ile Cevapla
Cevapla
Tags:


Etiketler
abdullah, bİn, revÂha

Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı

Hizli Erisim


Tüm Zamanlar GMT +2 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 03:05.

forum-park, toplist, boardlar, forumlar

Powered by vBulletin® Version 3.8.3 .
Copyright ©2000 - 2010, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.3.2
SonFrm 03 Eylül 2009 !!!
Protected by vBulletin Süper Güvenlik