ツ SonFrm.com | Sonsuzluga giden tek Yol..  
Go Back   ツ SonFrm.com | Sonsuzluga giden tek Yol.. > İslam ve Din > Sahabeler

Yeni Konu aç  Cevapla
 
Seçenekler Arama Stil

Alt 10-09-2009   #1
Musty...

Musty... - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

Musty... Musty... isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye Numarası: 142
Üyelik tarihi: 09 / 2009
Bulunduğu yer: sence xD
Yaş: 19
Mesajlar: 2.162
Cinsiyet:
Teşekkür Etmiş: 99
Teşekkür Almış: 161
Standart .:..:.. Sa’d bin Ebî Vakkâs ..:..:..

.:..:.. Sa’d bin Ebî Vakkâs ..:..:..

:: Sa’d bin Ebî Vakkâs ::

Sa’d bin Ebî Vakkâs hazretleri Hz Ebû Bekir vâsıtasıyla Müslüman olmuş Eshâb-ı kirâmın büyüklerinden bir zâttır İlk Müslümanların yedincisidir Müslüman olması şöyle oldu:

Onyedi yaşında idi Bir gece değişik bir rü’yâ gördü Rü’yâsında kendisini zifirî bir karanlıkta gördü Çâresiz bir hâldeyken birden ortalık aydınlanmaya başladı Sonra nûr saçan bir ay doğdu

Seni de aramıza alalım

Ayın doğduğu tarafa doğru ilerlemeye başladı Bir müddet ilerledikten sonra birkaç kişi gördü Dikkatlice baktığında önlerinde Hz Ebû Bekir onun arkasında Zeyd bin Hârise ve Hz Ali vardı Onlara dedi ki:

- Siz buraya ne zaman geldiniz?

- Yeni geldik İstersen seni de aramıza alalım Aydınlığa beraber gidelim

Sabahleyin bu rü’yâyı hatırlayınca çok şaşırdı Üç gün bunu ta’bîr etmeye çalıştı Sonunda bir netîce çıkartamayıp Hz Ebû Bekir’in yanına gitti Ona sordu:

- Yâ Ebâ Bekir ben üç gün önce şöyle bir rü’yâ gördüm Bunun ta’bîri nasıldır?

- Gel benimle seni cihânı aydınlatan nûra götüreyim! Rü’yânın ta’bîri budur

Sonra beraberce Peygamber efendimizin huzûruna gittiler Peygamber efendimiz kendisine kelime-i şehâdet getirmesini emir buyurdu O da Resûlullahın huzûrunda Müslüman oldu

Annesi Müslüman olduğunu duyunca çok kızdı Fakat yine de annesine karşı gereken saygıyı gösteriyordu Onu üzmemek için elinden geleni yapıyordu Kendisine olan bağlılığını bilen annesi oğluna sordu:

- Senin dînin hısım akrabâya iyi muâmele edilmesini onları üzmemek lâzım geldiğini ve onların emirlerine uymak gerektiğini emretmiyor mu?

- Dînimiz ana-babayı ve akrabâyı üzmemeyi emretmektedir

Bunun üzerine annesi esas maksadını söyledi:

- Yâ Sa’d! Vallahi sen bu yeni dinden vazgeçip atalarımızın dînine dönünceye kadar yiyip içmiyeceğim Ölmüş olsam bile bu ahdimden dönmiyeceğim Anne katili olarak da herkes seni ayıplayacak!

İster ye ister yeme!

O güne kadar annesini üzmeyen bir dediğini iki etmeyen Hz Sa’d Allahü teâlâya ve O’nun Resûlüne olan muhabbet ve îmânının kuvvetli olması sebebiyle bu teklîf karşısında tüyleri ürpererek annesine şu cevâbı verdi:

- Ey anne senin yüz canın olsa ve her birini İslâmiyeti bırakmam için versen ben yine dînimden vazgeçmem! Artık ister ye ister yeme! Bu senin bileceğin bir iştir Benim kararım kat’îdir Geri dönüşüm mümkün değildir Bunu böyle bil!

Annesi oğlunun İslâmiyete olan bu bağlılığını görünce çâresiz kalıp yemeye içmeye başladı

Sa’d bin Ebî Vakkâs hazretlerinin başından geçen annesiyle ilgili bu hâdiseden sonra Allahü teâlâ evlâdın ana-babaya hangi hâllerde tâbi olacağı onların hangi emirlerini yerine getireceği husûsunda Ankebût sûresinin sekizinci âyet-i kerîmesini gönderdi

Bu âyet-i kerîmede meâlen buyuruldu ki:

(Biz insana ana-babasına iyilikte bulunmasını tavsiye ettik Bununla beraber hakkında bilgi sahibi olmadığın ilâh tanımadığın bir şeyi bana ortak koşmak için sana emrederlerse artık onlara bu husûsta itâ’at etme! Dönüşünüz ancak banadır Ben de yaptığınız amellerin karşılığını size vereceğim)

İlk kan akıtan oldu

Sa’d bin Ebî Vakkâs hazretleri Eshâb-ı kirâmın en cesûr ve kahramanlarındandır

İslâmiyetin ilk yıllarında Müslümanlar müşrîklerden çok ezâ ve cefâ görüyorlardı

İbâdetlerini rahat bir şekilde yapamıyorlardı

Bir gün Hz Sa’d ile birkaç sahâbî bir vâdide namaz kılmakta idiler Bu sırada müşriklerin azılılarından ba’zıları kendileri ile alay etmeye ve hakâret etmeye başladılar

Sa’d bin Ebî Vakkâs hazretleri bunların üzerine yürüdü

Eline geçirdiği bir deve kemiği ile müşrîklerin elebaşısının kafasını yardı Böylece "Allah yolunda ilk müşrik kanı döken sahâbî" ünvânını kazandı

Uhud savaşında çok kahramanlıklar gösterdi Peygamber efendimizin yanından hiç ayrılmadı

Sa’d bin Ebî Vakkâs hazretleri ayrıca "Allah yolunda ilk ok atan sahâbî"dir Okçuların ya’nî kemankeşlerin reisidir Uhud harbinde 1000’den fazla ok attı Peygamber efendimizin büyük iltifatlarına mazhar oldu O ok atarken Peygamber efendimiz buyururdu ki:
Kaynak :): ツ SonFrm.com | Sonsuzluga giden tek Yol.. [Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...]

- At yâ Sa’d!

Ayrıca onun için şöyle duâ buyurmuştur:

- İlâhî bu senin okundur Onun atışını doğrult! Allahım sana duâ ettiğinde de Sa’d’ın duâsını kabûl eyle!

Bizden geri kalmazsın!

Sa’d bin Ebî Vakkâs hazretleri Vedâ haccından sonra Mekke’de hastalandı Kendisini ziyârete gelen Peygamber efendimize dedi ki:

- Yâ Resûlallah siz Medîne’ye döneceksiniz Ben burada ölürsem dostlarımdan ayrı kalacağım

Peygamber efendimiz Medîne’ye beraber döneceklerini işâret ederek buyurdu ki:

- Hayır sen bizden geri kalmazsın! Umarım sen uzun zaman yaşayacaksın Öyle ki senden birtakım kavimler faydalanacak birtakımı da mahrûm kalacaktır

Peygamber efendimiz sonra da şöyle duâ ettiler:

- Yâ Rabbî Eshâbımın Mekke’den Medîne’ye dönüşünü tamamla!

Bunun üzerine Hz Sa’d şifâ bulup Medîne’ye döndü

Sa’d bin Ebî Vakkâs hazretleri Hz Ömer zamanında Hevâzin bölgesinde zekât toplamak için gönderilmişti Bu sırada İran taraflarındaki olaylar büyüyünce hem bu olayları önlemek hem de düşmana bir ders vermek için bir İslâm ordusu hazırlandı Bu ordunun başına kimin geçirilmesi gerektiği yapılan şûrâda görüşüldü

Ba’zıları bizzat bu ordunun başına kumandan olarak Halîfe Hz Ömer’in getirilmesini istiyorlardı Bir kısmı da bunun çeşitli sebeplerle uygun olmayacağını başka birisinin kumandanlığa getirilmesini istiyordu Bu sırada Sa’d bin Ebî Vakkâs hazretlerinin Hevâzin’den mektûbu geldi

İşte aradığın kimseyi buldun!

Sa’d bin Ebî Vakkâs’ın ismini duyan Eshâb-ı kirâmın hepsi ittifakla Hz Ömer’e dediler ki:

- İşte aradığın kimseyi buldun!

Bunun üzerine Hz Ömer Sa’d bin Ebî Vakkâs’ı Medîne’ye çağırdı Onu İslâm ordusuna başkumandan tâyin ederek şunları söyledi:

- Yâ Sa’d Resûlullahın dayısıyım diye sakın gururlanma! Allahü teâlâ kötülüğü ancak iyilik ile yok eder Allahü teâlâya kulluktan başka bağ yoktur İnsanların üstünlükleri son nefeslerinde belli olur Düşmanın çokluğundan değil Allahtan kork!

Namazlarınızı muntazam kılın! Ordunda günâh işleyen asker bulunmasın! Günâh işleyenleri hemen uzaklaştır! Allahın Resûlü ne yaptıysa nasıl hareket ettiyse sen de öyle yap! Sabrı elden bırakma!

Hz Ömer bu şekilde nasîhat ettikten sonra Sa’d bin Ebî Vakkâs emrindeki askerle Medîne’den çıktı İran topraklarında bulunan İslâm askerleri ile birleşerek meşhûr Kadsiye zaferini kazandı

Kadsiye savaşı; İslâm ordusu ile İran ordusu arasında oldu İslâm ordusu Fırat nehrinin bir kolu olan Atik nehrinin Kadsiye denilen yerinde karargâh kurdu Harpden önce İran’ın başşehri Medâyin’e elçiler gönderildi İran Kisrâsı Yezd-i Cürd ile görüştüler İranlıları İslâma da’vet ederek dediler ki:

- Ya Müslüman olursunuz ya da cizye verirsiniz veya harp edersiniz!

Yâ Sa’d müjde!

İran Kisrâsı buna sinirlenerek dedi ki:

- Eğer benden önce elçi öldüren bir melik olsaydı ben ikincisi olup sizi öldürürdüm!

Bundan sonra bir miktar toprak getirterek sözlerine şöyle devam etti:

- Bende sizin için başka şey yok En büyüğünüz kimse bunu yüklensin de reisinize götürsün ve biliniz ki cümlenizi Kadsiye hendeğine gömmek için kumandanım Rüstem’i göndermek üzereyim

Bunun üzerine elçiler arasında bulunan Âsım bin Amr kalkıp toprağı yüklendi dışarı çıktılar Arkadaşlarıyla beraber Hz Sa’d’ın yanına döndüler ve dediler ki:

- Yâ Sa’d müjde! Allahü teâlâ onların toprağını bize verdi

Eshâb-ı kirâm verilen bu bir parça toprağın daha sonra İran toprağının tamamının verileceğine dâir Allahü teâlânın bir müjdesi olduğuna inandılar

Hz Sa’d’ın elçilerinin teklîfini reddeden Kisrâ’nın ordusu da Atik nehri kıyısına gelip karargâh kurdu 120 bin kişi olan İran ordusunun 30 bini zırhlı ve birbirlerinden ayrılmaması için de zincirle bağlı idiler Ayrıca İran ordusunun ön saflarına filler yerleştirilmişti İslâm ordusu ise 34 bin kişi idi

Hz Sa’d yine elçi göndererek "Size üç gün müsaade Bu üç gün içinde ya Müslüman olursunuz ya cizye verirsiniz veya cenge hazır olursunuz" diye bildirdi

Sebât ediniz!

Onlar üç gün içinde bu şartları kabûl etmediler Dördüncü gün harp başladı Harp başlamadan önce Hz Sa’d askerlerine şöyle hitap etti:

- Mevkilerinizde sebât ediniz! Öğle namazından sonra beş-dört tekbîr alacağım İlkinde siz de tekbîr alırsınız harbe hazır olursunuz! İkinci tekbîrde siz de tekbîr alır silahlanırsınız! Üçüncü tekbîrde siz de tekbîr alıp askeri harp için coşturursunuz! Dördüncü tekbîrde düşman üzerine hücûm ediniz ve "Lâ havle velâ kuvvete illâ billah" deyiniz!

İslâm askerleri bildirilen emirle düşmana hücûm ettiler İran ordusu beraberinde getirdikleri fillerle karşılık verdiler İlk gün şiddetli çarpışmalar oldu Sonraki günlerde İslâm ordusu uyguladıkları dâhiyâne taktiklerle İran ordusunu bozguna uğrattılar

Önce İran ordusu komutanları öldürüldü İran ordusunun başkomutanı Rüstem de öldürülünce ordu dağıldı Kaçışmaya başladılar Kaçmaya çalışanların çoğu da nehre düşerek boğuldu kalanlar da esîr edildi Bu harbde Müslümanlar 2000 şehîd verdi İranlıların tamamına yakını öldürüldü Böylece Müslümanlar büyük bir zafer kazandılar

Daha sonra Hz Ömer’in emriyle Sâsânî Devletinin başşehri ve İran Kisrâsının bulunduğu Medâyin şehrine hareket edildi İslâm askerinin Medâyin’e hareket ettiğini İran Kisrâsı Yezd-i Cürd duyunca korkudan şehri terketti İslâm ordusu Medâyin şehrine kolayca girerek burayı fethetti

Sa’d bin Ebî Vakkâs hazretleri bu fethi şu mektupla Hz Ömer’e bildirdi:

Îmân edenlerin yardımcısıdır

"Rahmân ve Rahîm olan Allahü teâlânın adıyla Irak vâlisi Sa’d bin Ebî Vakkâs’tan mü’minlerin emîri Ömer-ül Fâruk’a Allahın selâmı üzerine olsun! Kendisinden başka hak ma’bûd olmayan eşi benzeri bulunmayan Allahü teâlâya hamd eder O’nun habîbi olan Muhammed aleyhisselâma salât ve selâm ederim

Allahü teâlâ bize ihsânı ile gözün görmediği meydanlarda at koşturmayı nasîb etti Kisrânın yurdunun büyük bir kısmını ele geçirdik Ordu kumandanlarının çoğunu öldürdük Bu savaşta melekler onların yüzlerine ve arkalarına vuruyorlardı Çünkü Allahü teâlâ îmân edenlerin yardımcısıdır Îmân etmeyenlerin yardımcısı yoktur

Yezd-i Cürd kaçtı Kızı esîr olarak ele geçirildi Bundan sonra ne yapacağımız husûsunda Medâyin şehrinde emirlerinizi bekliyorum Allahü teâlânın selâmı bütün Müslümanların üzerine olsun!"

Hz Sa’d hayatının sonlarına doğru Medîne’ye yakın Akik denilen yerde hastalandı ve orada 675 yılında vefât etti Mübârek cesedi Medîne-i münevvereye götürüldü Namazını Medîne vâlisi Mervân kıldırdı Vasıyetine uyularak Bedir harbinde giymiş olduğu elbisesi ile defnedildi Sa’d bin Ebî Vakkâs hazretleri Cennetle müjdelenen on sahâbîden en son vefât edendir
Kaynak :): ツ SonFrm.com | Sonsuzluga giden tek Yol.. [Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...]

Sa’d bin Ebî Vakkâs Cennettedir

Hz Sa’d heybetli orta boyda esmer tenli cesûr sözü özü doğru büyük bir zâttı Çok cömert olup sâdeliği severdi Sa’d bin Ebî Vakkâs hazretleri Peygamberimize annesi tarafından dayı olurdu Bunun için Peygamberimiz ona "Bu benim dayımdır Böyle bir dayısı olan varsa bana göstersin" diyerek iltifâtlarda bulunurdu

Hz Sa’d Cennetle müjdelenen on sahâbeden biridir Nitekim Peygamber efendimiz bir hadîs-i şerîflerinde buyurdu ki:

- Ebû Bekir Cennettedir Ömer Cennettedir Osman Cennettedir Ali Cennettedir Talhâ Cennettedir Zübeyr Cennettedir Abdurrahman bin Avf Cennettedir Sa’d bin Ebî Vakkâs Cennettedir Sa’îd bin Zeyd Cennettedir Ebû Ubeyde bin Cerrâh Cennettedir

Sa’d bin Ebî Vakkâs hazretleri buyurdu ki:

Resûlullah efendimiz her namazın ardından muhakkak şöyle duâ ederdi: "Yâ Rabbi! Cimrilikten korkaklıktan erzel-i ömür denilen ihtiyârlıktan bunaklıktan dünya fitnesinden ya’nî Deccâlın fitnesinden ve kabir azâbından sana sığınırım"

Hz Sa’d buyurdu ki:

Resûlullah efendimiz Eshâb-ı kirâm arasında kardeşlik te’sîs ettikleri zaman Hz Ali’yi kendine seçerek buyurdu ki:

- Yâ Ali! Sen benim dünyada da âhırette de kardeşimsin Yâ Ali Mûsâ’nın yanında Hârûn nasıl idi ise sen de benim yanımda öylesin Yalnız şu fark var ki benden sonra Peygamber gelmeyecektir

Üç gün ağladım

Resûlullaha bir köylü gelerek dedi ki:

- Bana söyleyebileceğim bir kelime öğret

Resûlullah efendimiz buyurdu ki:

- "Allah birdir O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur ve O’nun ortağı da yoktur Allah her şeyden yücedir Bütün hamdlerin hepsi Allaha mahsûstur Âlemlerin Rabbi olan Allahın şanı ne yücedir Günâhtan kaçmaya kuvvet ibâdet yapmaya kudret ancak azîz ve hakîm olan Allahın yardımı iledir" de! Köylü tekrar dedi ki:

- Bunlar Rabbim içindir Kendim için ne söyleyeyim?

Resûl-i ekrem efendimiz buyurdu ki:

- "Allahım beni bağışla ve koru! Bana hidâyet ver ve rızıklandır" de!

Sa’d bin Ebî Vakkâs hazretleri buyurdu ki:

- Mü’min bir iyilikle karşılaşsa Allaha şükreder Bir musîbetle karşılaştığında da hamd ve sabreder Böylece her işinde sevâb kazanır Hattâ hanımının ağzına koyduğu lokmadan dahî sevâb alır

Bir kimse gündüz hatim okursa melekler ona akşama kadar duâ eder Gece okursa sabaha kadar duâ eder

Kadsiye zaferinden sonra bir müddet Medâyin’de kalan Hz Sa’d şehrin havasının ve suyunun askerlere iyi gelmediğini görünce durumu Hz Ömer’e bildirmişti Bunun üzerine Hz Ömer yeni bir şehir tesis edilmesini emretti Hz Sa’d da Kûfe şehrini kurdu ve şehre ilk vâli tayin edildi

Bana duâ et!

Hz Ömer şehîd olmadan önce kendisinden sonra yerine geçecek halîfeyi seçmek için altı kişilik bir şûrâ teşkil edilmesini vasıyet etmişti Bildirmiş olduğu altı kişiden biri de Sa’d bin Ebî Vakkâs hazretleriydi Eğer Sa’d halîfe seçilmezse ona bir vezirlik verilmesini de vasıyet etmişti Hz Osman halîfe seçilince Hz Ömer’in tavsiyesine uyarak Hz Sa’d’ı tekrar Kûfe vâliliğine tayin etti

Ömrünün sonlarına doğru gözleri görmez olmuştu Bu hâlde iken Mekke’ye gelmişti Mekke halkı etrafına toplanıp "Bana duâ et bana duâ et" deyince hepsine duâ etti

Abdullah bin es-Sâib anlatır:

"Ben genç idim Bir ara ona yaklaştım ve kendimi tanıtmaya çalıştım Beni tanıdı ve sordu

- Sen Mekke’nin Kur’ân-ı kerîmi en iyi okuyanlarından birisi değil misin?
Kaynak :): ツ SonFrm.com | Sonsuzluga giden tek Yol.. [Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...]

Ben de "Evet" dedikten sonra bir ara sordum:

- Efendim sizin duânız makbûl olup herkese duâ ediyorsunuz Kendiniz için duâ etseniz de gözleriniz açılsa olmaz mı?
Kaynak :): ツ SonFrm.com | Sonsuzluga giden tek Yol.. [Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...]

Hz Sa’d gülümseyerek buyurdu ki:

- Oğlum Allahü teâlânın benim hakkımdaki takdîri ya’nî gözümün görmemesi gözümün görmesinden daha güzeldir"

Sa’d bin Ebî Vakkâs hazretleri bir gün Peygamberimize dedi ki:

- Yâ Resûlallah duâ buyur da Allahü teâlâ benim her duâmı kabûl etsin!

Resûlullah efendimiz cevâbında buyurdu ki:

- Duânızın kabûl olması için helâl lokma yiyiniz! Çok kimse vardır ki yedikleri ve giydikleri haramdır Sonra ellerini kaldırıp duâ ederler Böyle duâ nasıl kabûl olunur?

Sâlih kimse

Hz Âişe şöyle anlatır:

Resûlullah efendimiz gazvelerin birinde geceleyin Medîne’ye dönüp geldiğinde buyurdu ki:

- Ne olurdu sâlih bir kimse çevremizde bekçilik yapsa

Birden bir ses duyduk "Kim o?" buyurdu

Bu arada Sa’d bin Ebî Vakkâs’ın sesi duyuldu:

- Benim Sa’d bin Ebî Vakkâs

Peygamberimiz sordular:

- Buraya niçin geldin?

- İçimden bir ses "Resûlullah yalnızdır korkarım ki din düşmanları ona bir sıkıntı ve eziyet verirler" dedi Bunun için hizmetinize geldim

Bunun üzerine Resûlullah efendimiz ona hayır duâ etti ve istirâhate çekildiler

Uhud savaşında bir ara müşrikler Uhud dağına tırmanmaya başlayınca Resûlullah efendimiz yanında bulunan Hz Sa’d’a buyurdu ki:

- Onları geri çevir!

Hz Sa’d dedi ki:

- Yâ Resûlallah yanımda bir tek okum kaldı Onları nasıl geri çevireyim?

Peygamber efendimiz emrini üç kere tekrarladı
Bundan sonrasını Hz Sa’d şöyle anlatır:"

Bir ok daha buldum

Ok çantamda kalan bir oku aldım Müşriklerden birine atıp öldürdüm Sonra ok çantama el attığımda bir ok buldum Baktığımda az önce attığım oktu Onu tekrar atıp başka birini öldürdüm

Sonra bir daha baktığımda yine aynı oku buldum Onu da atıp yine birini öldürdüm Birkaç defa aynı şekilde oku attım Bu durumu gören müşrikler tırmanmaktan vazgeçerek geri döndüler

Ben de kendi kendime "Bu mübârek bir oktur" dedim ve bu oku hep yanımda taşıdım"

Rivâyete göre Hz Sa’d bu oku attıkça bembeyaz yüzlü mübârek bir zât bu oku geri getiriyordu Hz Sa’d der ki:

"Uhud’da Resûlullahın sağında ve solunda beyaz elbiseli iki kişi gördüm ki onlar en şiddetli şekilde çarpışıyorlardı Onları ne daha önce ne de daha sonra gördüm

"Hz Sa’d’ın îmân etmeyen kardeşi Utbe Uhud’da müşriklerin arasında idi Hz Sa’d bu kardeşi ile savaşmak için onu çok aramıştı Buyurdu ki:

"Vallahi kardeşim Utbe’yi öldürmek için duyduğum hırsı hiçbir adamı öldürmeye karşı duymamışımdır Kardeşimi bulup öldürmek için iki kere müşriklerin saflarını yardım fakat gözümden kaçtı Üçüncüsünde Resûlullah bana buyurdu ki:

- Ey Allahın kulu! Sen ne yapmak istiyorsun? Yoksa sen kendini öldürtmek mi istiyorsun?

Bunun üzerine onu aramaktan vazgeçtim Utbe’yi Hâtıb bin Ebî Beltea öldürdü"

Harp hiledir

Uhud savaşının sonunda müşrikler Uhud’u terkedip Mekke’ye dönme kararı aldıklarında Resûlullah efendimiz Hz Sa’d’ı keşif vazîfesi ile gönderdi Hz Sa’d müşriklerin gitme kararı alıp dönüş hazırlıklarını keşfedince geri dönüp yüksek sesle dedi ki:

- Yâ Resûlallah! Müşrikler develerine bindiler atları yedeğe aldılar Mekke’ye yöneldiler!

Resûlullah efendimiz buyurdu ki:

- Yavaş konuş şüphesiz harp hiledir Zîrâ müşrikler geri dönerse şu sevincinin bir benzerini göremezsin

Sonra Peygamber efendimizin tekrar sormaları üzerine Sa’d bin Ebî Vakkâs hazretleri gördüklerini ve işittiklerini tekrarladı Müşriklerin gittikleri kesinleştiği hâlde Sa’d’ın yüzü üzüntülü idi Resûlullah efendimiz üzüntüsünün sebebini sordular Hz Sa’d dedi ki:

- Müslümanlar zafer kazanmadan müşriklerin gitmesine sevinmeyi hoş görmedim

Resûlullah efendimiz de buyurdu ki:

- Zaten Sa’d harb hastasıdır

Hz Sa'd 675 yılında vefât etti "Aşere-i mübeşşere"den en son vefât edendir Medîne-i münevverede medfûndur






[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...]
  Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiketler
bin, ebÎ, sa’d, saand#8217d, vakkâs

Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı

Hizli Erisim


Tüm Zamanlar GMT +2 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 23:23.

forum-park, toplist, boardlar, forumlar

Powered by vBulletin® Version 3.8.3 .
Copyright ©2000 - 2010, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.3.2
SonFrm 03 Eylül 2009 !!!
Protected by vBulletin Süper Güvenlik