ツ SonFrm.com | Sonsuzluga giden tek Yol..  
Go Back   ツ SonFrm.com | Sonsuzluga giden tek Yol.. > Her Telden > Kitap Özetleri

Yeni Konu aç  Cevapla
 
Seçenekler Arama Stil

Alt 22-11-2009   #1
''ρєкмєz..
Bayan Mod

''ρєкмєz.. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

''ρєкмєz.. ''ρєкмєz.. isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye Numarası: 217
Üyelik tarihi: 09 / 2009
Mesajlar: 2.749
Cinsiyet:
Teşekkür Etmiş: 760
Teşekkür Almış: 409
Kitap özetleri!!..

Kitap özetleri!!..

KİTABIN ADI KÜÇÜK AĞA
KİTABIN YAZARI TARIK BUĞRA
YAYIN EVİ VE ADRESİ VARLIK YAYINEVİ
BASIM YILI 1973


1-)KİTABIN KONUSU :
Birinci Dünya Savaşı ile birlikte Osmanlı Devleti eski gücünüheybetini kaybetmeye başlamışisyanlar ve işgallerle zayıf duruma düşmüştürKitapta bir Anadolu kasabası olan Akşehir'den yola çıkılarak kurtuluş mücadelesinin bir bölümü anlatılmaktadırOlaylar Akşehir’in bir kasabasında başla ve gelişir

2-) KİTABIN ÖZETİ :
Dünya Savaşı resmen sona ermiş olmakla birlikte Osmanlı Devleti üzerinde yarattığı etkiler tüm gücüyle devam emektedirSavaş sonrası bir çok asker memleketlerine geri dönmüştürZayiatın büyüklüğü evlerine dönen erlerin çoğunun gazi oluşuyla daha da iyi anlaşılmıştırBu erlerden biri de Salih adlı Akşehirli bir askerdirMemleketine döndüğünde kaybettiği kolunun acısıyla beraber ülkenin durumunu daha acı bir şekilde anlayan Salih gittiğinden beri çok şeyin değiştiğini görürÖnceleri dost olarak yaşayan Rumlar ve kendi halkı şimdi birbirinden soğumuşturSalih’in samimi arkadaşı olan Niko da bir Rum dur ve gelişmelerden o da etkilenmiştirYavaş yavaş Yunan ve İngiliz ordularının işgal haberleri gelmekte ve iki halkın birbirine olan düşmanlığı artmaktadırSalih ise yüzyıllardır Osmanlı himayesinde rahatça yaşayan Rumların bu davranışını bir ihanet olarak görmekle beraber arkadaşı Niko’dan kopamamaktadırRumlarla olan dostluğu kasabalı tarafından fark edilir ve kasabalı Salih’i dışlarSalih artık sürekli Niko ve O’nun çevresiyle dolaşır olmuşturArtık Osmanlı ve Padişaha olan güvenci de sarsılmıştırKaybettiği kolunun hayatına tesiri büyük olmuşturKimsenin O’na hak ettiği saygıyı göstermediğine
inanan Salih kendini namazdan niyazdan çekmiştirÖte yandan halk işgallere tepkisiz kalmama kararı almıştır fakat bunun kimin önderliğinde yapılacağı karmaşası vardır
Salih günler geçtikçe kendi kasabalısının tepkisini kazanmış ve artık istenilmeyen biri olmuşturBu sırada kasabaya İstanbullu Hoca adında bir hoca gönderilirİstanbul’dan gönderiliş amacı kasabada padişaha ve Osmanlı’ya bağlılığı teşvik edici düşünceyi sağlamaktırHoca gerçekten de çok etkili bir insandır ve halkın büyük beğenisini ve takdirini kazanırVaazlarda cemaate Osmanlı padişah ve din lehinde düşüncelerini aktarmaktadırBu sırada memlekette Hoca’nın düşüncesine tam ters olmamakla birlikte kurtuluş ümidi olabilecek bir örgüt kurulmaktadırKuvayı Milliye adı verilen bu örgüt Anadolu’da işgalleri önlemek ve İstanbul ve padişah yönetiminin boyunduruğundan kurtulmak için kurulmuşturFakat Kuvayı Milliye’nin işi çok güçtürMemlekette işgallere karşı veya işgallerden yana bir çok örgüt vardır Kuvayı Milliye önce bu örgütleri kendi tarafına çekmeli veya bertaraf etmelidirHocanın vaazları da Kuvayı Milliye ilkelerine ters düşmektedirHoca her fırsatta padişaha bağlılıktan bahsetmektedir Kuvayı Milliye ise padişahtan kurtulmak yeni bir yönetim kurmak amacını gütmektedirİşte bütün bu ihtilaflar dolayısıyla Kuvayı Milliye yandaşları ve Hoca arasında bir elektriklenme ve zıtlaşma meydana gelirHoca ise halka kendini çok sevdirmiştir çünkü her yönüyle iyi ve doğru bir insandırFakat Hoca da kendi içinde bir yandan yaptığı işin gerçekten doğru olup olmadığının sorgulamasını padişaha olan güvencinin doğruluğunun şüphesini yoklamaktadırKuvvacılarla Hoca arasındaki çatışma zamanla iyice açık şeklini alır ve vaazlarda karşıt fikirler açıklanır
Kaynak :): ツ SonFrm.com | Sonsuzluga giden tek Yol.. [Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...]
Olaylar gelişirken Salih ise unutulmuşluk ve terkedilmişlikten bir kaçış olarak Kuvayı Milliye’ye katılmaya verirO’nu bu kararı vermeye zorlayan başka bir şey ise yakın arkadaşı Niko’nun da sonunda Osmanlıya karşı savaşta yer almasıdırSalih bu ihanetin öcünün peşinden koşacak ve kurtuluş mücadelesinde büyük rol oynayacaktırKuvva bir türlü hizaya gelmeyen Hoca hakkında ölüm emri çıkartırHoca evliliği ve çocuğu ve en önemlisi de halkın zorlamasıyla Akşehir’den kaçar ve çete reislerine sığınırKuvva ile arasında yaşanan kovalamacadan sağ kurtulur ve kendi başına yanına adam da alarak bir kasabaya sığınırKuvva ise Hocayı kaçırdığı için üzgündür ve Salih’i O’nu bulmakla görevlendirirHoca ise şimdi hangi tarafta yer almak gerektiğinin hesabını yapmaktadırKuvayı Milliye ise her geçen gün başarı kazanmakta ve güçlenmektedirSalih Hoca’yı bulur ve O’nu padişah hizmetinden vazgeçerek Kuvva yararına çalışmaya ikna ederBeraberce Çerkez Ethem’in kardeşi Tevfik Bey’in çetesine katılırlar Çerkez Ethem ve kardeşleri milli mücadelede en büyük rollerden birini üstlenmiş ve gerek düşman işgallerine gerekse ayaklanmalara karşı başarılar sağlamışlardırFakat şimdi düzenli ordu ve İsmet Paşa’nın emri altına girmek söz konusu olunca Çerkez Ethem ve kardeşleri zıt bir tavır takınarak Kuvva’ya ve Ankara’ya karşı isyan bayrağı açmıştırHoca ise bu yolun yanlış olduğuna inanır ve onları bu yoldan döndürmek için planlar kurarHoca’nın amacı Çerkez Ethem ve kardeşlerini Kuvva’ya karşı cephe almaktan vazgeçirmek olmasa bile olası bir isyan halinde güçlerini zayıflatmaktırBu sırada Hoca Salih’ i haber edinmek için Akşehir’e yollarAkşehir’de ise Hoca öldü bilinmektedirOysa Hoca hayattadır ve yeni kimliği “Küçük Ağa” ile kuvva yararına çalışmaktadırHoca’nın Kuvva yararına çalıştığı haberi Salih tarafından Akşehir’de sadece Kuvvacı olan birkaç kişiye duyrulur ve memnuniyet yaratırBaşta Kuvayı Milliye hareketine büyük hizmet vermiş Doktor olmak üzere Kuvvacılar Hoca’nın kendi saflarına katılışından büyük haz duyarlar
Kaynak :): ツ SonFrm.com | Sonsuzluga giden tek Yol.. [Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...]
Hoca Ethem’in İsmet Paşa hizmetine girmemek için yapacağı en büyük saldırı olan Kütahya saldırısında O’na bir oyun oynayarak başarısızlığını sağlar ve Kuvayı Milliye’ye en büyük hizmetini vermiş olurEthem ise Yunanlılara sığınacaktırHoca ise bütün bu ihtiras ve gücü elinde bulundurma tutkusuna kapılan insanlardan nefret etmektedirArtık savaş alanından başka bir cephede de mücadele verilmektedir şimdi iktidar çekişmeleri büyük tehdit oluşturmaktadırHoca bunu acıyla farkederAnkara ise Hoca’nın başarılarından haberdardır ve kendisini Ankara’ya davet ederDaveti kabul eden Hoca Ankara’nın durumunu yakından görür ve cephede savaşmanın bu iktidar kavgasında yanlış düşünenlere ve hainlere verilecek savaştan daha kolay olduğunu düşünürFevzi Paşa Hoca’ya yakınlık gösterirHoca bütün bu kişiliklerin önemini daha iyi anlamaktadırMemleket zafere doğru gitmektedir ve bu noktada Ankara ve Melis’e büyük iş düşmektedirBu sırada Küçük Ağa yani İstanbullu Hoca Ankara'da kendisini Akşehir'den tanıyan ve bir zamanlar zıt fikirleri yüzünden tartıştığı Kuvvacı Doktor ile buluşurDoktor böyle saygıdeğer birinin kendi saflarına katılışından duyduğu mutluluğu Hoca’ya söyler ve asıl kimliğini bilenin sadece kendisi olduğunu kendisi dışındakilerin O’nu Küçük Ağa diye tanıdıklarını anlatırHoca ise artık özlediği eşi ve çocuğunun özlemiyle yanmaktadır
Küçük Ağa Fevzi Paşa ile birlikte Akşehir’e gelir ve burada da tanınmadığını ve Küçük Ağa olarak bilindiğini görürEşi ve Çocuğu hakkında bilgi alır ve çocuğunu bulur fakat eşinin durumu kötüdürEşine geldiğini haber eder fakat kadın ölmek üzeredir ve oğlunu Hoca’ya emanet ettiğini söylemekle kalır ve günler sonra da ölür Hoca daha sonra Ankara’ya döner ve mücadeleye devam eder
Kaynak :): ツ SonFrm.com | Sonsuzluga giden tek Yol.. [Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...]


3-)KİTABIN ANA FİKRİ:
Vatan ve millet sevgisi bağımsızlık duygusu Kurtuluş savaşının küçük bir kasaba' dan görünüşü

4-)KİTAPTAKİ OLAYLARIN VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ:

Küçük Ağa(İstanbullu Hoca):Kurtuluş mücadelesine büyük hizmetler vermiş binlerce kişiden biri

Salih:Birinci Dünya Savaşında sağ kolunu kaybetmiş ve hayatının anlamını Kurtuluş Mücadelesi ile tekrar kazanan biri
Kaynak :): ツ SonFrm.com | Sonsuzluga giden tek Yol.. [Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...]

Çerkez Ethem:Başlarda vatan ve millet için yeri tutulmaz hizmetler vermiş cephede büyük başarılar göstermiş fakat düzenli orduya geçme kararı alındığında tamamen zıt fikirleri benimsemiş ve zararlı olmuş bir çete reisi

Doktor Haydar Beyünya Savaşında Yüzbaşı rütbesiyle görev yapmış ve milli mücadele yıllarında Kuvayı Milliye’ye büyük hizmetler vermiş bir asker

Ali Emmi:Kurtuluşu Kuvayı Milliye’de gören ve çok büyük fedakarlıklarda bulunan yaşlı bir vatandaş

5-)YAZARIN HAYATI
2 Eylül 1918 tarihinde Akşehir'de doğdu İlk ve ortaokulu Akşehir'de okudu İstanbul Lisesi'nin yatılı kısmında okurken bu lisenin yatılı kısmının kapatılması üzerine kaydını Konya Lisesi'ne aldırdı ve liseyi burada bitirdi (1936) Lise yıllarında Tarık Nazım müstear ismiyle hikaye ve şiirler yazmaya başlayan Tarık Buğra İstanbul Üniversitesi Tıp ve Hukuk fakültelerinde bir süre okuduktan sonra kaydolduğu Edebiyat Fakültesi Türk Dili Edebiyatı Bölümünün son sınıfında ayrıldı Askerlik hizmetinden sonra Şişli Terakki Lisesi'nde muallim muavini olarak işe başladı
Cumhuriyet gazetesinin açtığı yarışmada Oğlum(uz) adlı öyküsüyle bin liralık büyük ödüle layık görüldüğü ilan edildi (1948) Ancak Tarık Buğra'ya bu para yerine altın bir kalem ödül olarak verildi Aynı yarışmada Doğan Nadi'nin bölük komutanı birinci ilan edildi ve bu zatın hikayeci olarak adına ikinci bir kez daha rastlanılamadı Yine de bu ödül neticesinde aldığı yoğun iş teklifleriyle basın hayatına atılma konusunda cesareti artan Tarık Buğra Akşehir'e dönerek Nasrettin Hoca Gazetesi'ni çıkardı (26 Temmuz 1949-28 Haziran 1952) Milliyet gazetesi Vatan Yeni İstanbul gazetesi (1952- 1956) Yol Dergisi (1968) ve Tercüman gazetesinde (1970-1976) sanat sayfaları düzenledi fıkralar yazdı yazı işleri müdürlüğü yaptı Hisar dergisi ve Türkiye gazetesinde de yazan Tarık Buğra 26 Şubat 1994 tarihinde İstanbul'da öldü

BAŞLICA YAPITLARI :
Bu Çağın Adı Dönemeçte Osmancık Gençliğim Eyvah Küçük Ağa İbiş'in Dünyası Firavun İmanı Yarın Diye Bir şey Yoktur Siyah Kehribar Politika Dışı Yağmur Beklerken Yalnızlar
  Alıntı ile Cevapla

Alt 22-11-2009   #2
''ρєкмєz..
Bayan Mod

''ρєкмєz.. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

''ρєкмєz.. ''ρєкмєz.. isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye Numarası: 217
Üyelik tarihi: 09 / 2009
Mesajlar: 2.749
Cinsiyet:
Teşekkür Etmiş: 760
Teşekkür Almış: 409
Standart Bir tereddütün romanı

Kitap özetleri!!..

KİTABIN ADI :BİR TEREDDÜTÜN ROMANI
KİTABIN YAZARI [Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...]EYAMİ SAFA
YAYIN EVİ :ŞEFİK MATBAASI – İSTANBUL
BASIMYILI :1987


KİTABIN KONUSU:

Bir yazarın iki kadın arasında evlenmek için yaşadığı tereddütü anlatıyor

KİTABIN ÖZETİ:

Kitap Mualla adında bir kızın arkadaşı tarafından tavsiye edilen bir kitabı okumasıyla başlar Kitap kendisine çok ilginç gelir ve yazarıyla bir baloda karşılaşır Yazar Mualla’yı görür görmez beğenir ve evlenme teklif eder Mualla da düşünmek için süre ister

Yazar daha sonra eskiden tanıştığı ve bir hayranı olan Vildan ile karşılaşır Vildan da yazara evlenme teklif eder Ona kocasından ayrılarak geldiğini söyler Fakat yazar bunu nazik bir dille geri çevirir Vildan yazarı intihar etmekle tehdit eder Bir kaç ay geçtikten sonra yazar tekrar Vildan ile karşılaşır Kendi izini ona bir süre kaybettirmiştir Ama bu yeni karşılaşma Vildan’daki değişikliği yazara fark ettirir Vildan’ın evine çağırma teklifini kabul eder Evine gittiğinde Vildan’dan bazı itiraflar duyar Vildan’ın asıl isminin Vildan olmadığını ve kocasından ayrılmadığını ve bir de sevgilisi olduğunu öğrenir Ertesi gün Vildan’ın evine gelip gerçekleri öğrenmek istediğinde ise evden taşındığını öğrenir ve Vildan hakkında hiçbir bilgi alamaz


KİTABIN ANA FİKRİ:

İnsanlar önemli bir karar verirken daima tereddüt içinde olmuşlardır Önemli buluşlar ve icatlar hep şüphe ve tereddütten doğmuştur


KİTAPTAKİ OLAYLARIN VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ:

Mualla: Çok zengin ve asil bir ailenin kızı dünyaya bakış açısı çok farklı olan bir kişiliğe sahip devamlı farklı şeylerin arayışı içinde

Vildan: Acayip davranışları bulunan yaşamayı sevmeyen söyledikleriyle yaptıkları arasında çelişki olan ihtiraslı bir kadın

Yazar: İnsanların ruhi tasvirlerini çok iyi yapabilen düşüncelerinde daima kuvvetli ve kararlı olmaya çalışan güçlü iradeye sahip bir insan



5)KİTAP HAKKINDA ŞAHSİ GÖRÜŞLER:

Kitap dil bakımından fazla yalın olduğu söylenemez Yabancı kelimelere biraz fazla yer verilmiş; ama yine de akıcı ve sürükleyici bir yapıt Esrarengizliklerle dolu her an diğer sayfasında ne olacakmış düşüncesiyle okunacak bir kitap Sonunda da yine okuyucuya yorum imkanı bırakarak bu özelliğini göstermiştir

6)KİTABIN YAZARI HAKKINDA BİLGİ:

Çocukluğu hastalık ve geçim zorlukları içinde geçti Düzenli bir öğrenim görmedi Bazı gazetelerde fıkra yazarı olarak çalıştı felsefe konularına ve psikolojik çözümlemelere geniş yer verdi XX yüzyılda Türk toplumunun geçirdiği medeniyet değişimi ve sosyal bunalımlar üzerinde durdu Başlıca romanları: Sözde Kızlar Şimşek Mahşer Dokuzuncu Hariciye Koğuşu Fatih-Harbiye Yalnızız
  Alıntı ile Cevapla

Alt 22-11-2009   #3
''ρєкмєz..
Bayan Mod

''ρєкмєz.. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

''ρєкмєz.. ''ρєкмєz.. isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye Numarası: 217
Üyelik tarihi: 09 / 2009
Mesajlar: 2.749
Cinsiyet:
Teşekkür Etmiş: 760
Teşekkür Almış: 409
Standart

Kitap özetleri!!..

KİTABIN ADI SİMYACI
KİTABIN YAZARI PAULO COELHO
YAYIN EVİ CAN YAYINLARI-İSTANBUL
BASIMYILI 1999

KİTABIN KONUSU:

İspanya’dan kalkıp Mısır Piramitlerinin eteklerinin hazinesini aramaya gelen Endülüslü çoban Santiago’nun masalsı yaşamının felsefi öyküsü

KİTABIN ÖZETİ:


Romanın kahramanı Santiago’nun anne ve babası rahip olması için onu papaz okuluna göndermiştir On altı yaşına geldiğinde rahip olmak istemediğini okuldan ayrılmayı ve gezginci olmak istediğini babasına söyler Bunun üzerine babası da oğluna içinde üç adet altın İspanyol parası olan bir kese vererek oğluna “git kendine bir sürü al ve en iyi şatonun bizim şatomuz ve en güzel kadınların bizim kadınlarımız olduğunu öğreninceye kadar dünyayı dolaş” der ve oğlunu kutsar Önce babasının vermiş olduğu parayla bir koyun sürüsü alır ve yaşamının büyük düşünü gerçekleştirmeye başlar; artık geziyordur
Kaynak :): ツ SonFrm.com | Sonsuzluga giden tek Yol.. [Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...]

Akşam yattığında uykusunda gördüğü rüyaların da etkisinde kalarak; gördüğü bir düşün gerçekleşme olasılığının yaşamını ilginçleştireceğini düşünür ve o şekilde hareket eder Romanın ana konusunu teşkil eden Mısır Piramitleri’ne gitmesi ve orada hazine bulacağı ona rüyasında söylenir Romanın kahramanı rüyasını gerçekleştirmek için önce bir falcı kadına rüyasını anlatır Falcı kadın Salem kralı olarak tanıtan yaşlı adamla konuşur kendi amaçlarını anlatır Yaşlı adam hayatın gizemleri hakkındaki bilgiye karşılık Santiago’dan sürüsünün onda birini vermesini ister Yaşlı adam Santiago’ya biri beyaz diğeri siyah olmak üzere iki adet gizemli taş verir ve siyah olanı “evet” beyaz olanı “hayır” anlamını taşıyan bu taşları “zora düştüğün zamanlarda kullanırsın ancak kendi kararını kendin vermeye çalış” der

Mısır’a gitmek için önce koyun sürüsünü satar ve parasını cebine koyarak yola çıkar Arap çocuğu ile tanışır beraber pazara giderler Fakat Arap paralarla birlikte kaçarak Santiago’yu bu şehirde parasız pulsuz bırakır Bunun üzerine Santiago para kazanmak için bir billuriyeci dükkanında çalışmaya başlar 6 ay kadar burada çalıştıktan sonra Santiago yeterli parayı kazanarak tekrar yola koyulur Yolda bir İngiliz’le karşılaşır Yolda karşılaştıkları güçlüklerde kendi kişisel menkıbelerini aramak üzere yola çıktıklarını söylerler
Kaynak :): ツ SonFrm.com | Sonsuzluga giden tek Yol.. [Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...]

Santiago yüreğinin söylediklerini dikkatle dinleyerek çölde ilerlemesine devam eder Karşılaştıkları güçlükler karşısında hep kendi kişisel menkıbesine güvenir ve sonunda kumullar tepesine ulaşır Piramitler bütün görkemiyle karşısında yükseliyordur “Gerçekte kendi kişisel menkıbesini yaşayan kimseye karşı hayat cömerttir” diye düşünür Sabah uyandığında gerçekten bulunduğu yeri kazmış ve içi mücevher dolu bir sandık bularak rüyasında gördüğü ve Mısır’a piramitlere kadar gidip bulmayı arzuladığı hazineye kavuşmuştur



KİTABIN ANA FİKRİ:

Hayattaki mutluluğumuz bazen bize uzak gibi görünse de çok yakınımızda olabilir Bunu geç de olsa anlamak bize hayatın tadına varmamızı sağlayacaktır

KİTAPTAKİ OLAYLARIN VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ:

Santiago: İhtiraslı çalışkan bir kişiliğe sahiptir Çevredekilere çabuk uyum sağlayabilen şıpsevdi bir kişidir Tek arzusu dünyada mutlu olmak ve kendi dilediği gibi yaşamaktır

İngiliz: Kitap okumayı çok seven akıllı ve macera seven bir kişiliğe sahiptir Kişisel menkıbesini aramak üzere yola çıkan bir gezgindir


5)KİTAP HAKKINDA ŞAHSİ GÖRÜŞLER:

Kitap çok etkileyici ve sürükleyici bir yapıt felsefi konulara yer verilmiştir Yalın ve sade bir dille yazılmıştır Herkesin okurken kendisinden ve hayattan bir şeyler bulacağı bir kitaptır

6)KİTABIN YAZARI HAKKINDA BİLGİ:

Paulo Coelho

Rio de Janeiro’da doğdu Roman yazarlığına başlamadan önce oyun yazarı tiyatro yönetmeni ve sevilen bir şarkı yazarıydı Coelho gençliğinde bir hippiydi 1986 yılında Hıristiyanların Batı Avrupa’dan başlayıp İspanya’da Santiago de Compostela kentinde sona eren geleneksel bir hac yolculuğu yaptı; bu deneyimini 1987’de yayımladığı The Pilgrimage adlı kitabında anlattı 1988 yılında yayımlanan ikinci kitabi Simyacı Coelho’yu en çok okunan çağdaş yazarlardan biri yaptı Öteki kitapları; Brida Valkürler ve son yazdığı Piedra Irmağının Kıyısında Oturdum Ağladım’dır Simyacı 42 ülkede yayımlandı 26 dile çevrildi
  Alıntı ile Cevapla

Alt 22-11-2009   #4
''ρєкмєz..
Bayan Mod

''ρєкмєz.. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

''ρєкмєz.. ''ρєкмєz.. isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye Numarası: 217
Üyelik tarihi: 09 / 2009
Mesajlar: 2.749
Cinsiyet:
Teşekkür Etmiş: 760
Teşekkür Almış: 409
Standart

Kitap özetleri!!..

KİTABIN ADI ATEŞTEN GÖMLEK
KİTABIN YAZARI HALİDE EDİP ADIVAR
YAYIN EVİ ATLAS YAYIN EVİ
BASIMYILI 1982

KİTABIN KONUSU:

İzmir’in işgali üzerine şehri kurtarmaya amaçlayan milli mücadele hareketlerinin hedeflerine nasıl ulaştığını anlatıyor
Kaynak :): ツ SonFrm.com | Sonsuzluga giden tek Yol.. [Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...]

KİTABIN ÖZETİ:

İzmir’in işgalinde Yunanlıların kocasını ve oğlunu öldürmeleri üzerine önce İstanbul’a gelen ve sahip olduğu Türklük şuuru ve mücadele azmiyle İstanbullu gençlerin bilinçlenmesini sağlayan Ayşe’nin uyandırdığı heyecana kapılan subaylar Anadolu’ya geçerler Çeteler düşmanla savaşmaktadır Bu savaşta Ayşe hasta bakıcı Peyami ise çeviricidir

Ayşe kendisini seven ve evlenme teklif eden İhsan’a cevabını ancak İzmir alındıktan sonra vereceğini söyler Peyami ise sevgisini Ayşe’ye açıklayamamaktadır Cephede İhsan şehit düşer Ayşe de ileri hatlar giderek orada can verir Peyami ise kafasına aldığı kurşunla hastahanede ölür

Peyami’nin ölümünden sonra doktorlar Peyami’nin notlarını araştırarak Ayşe adında birisinin kolorduda görev yapmadığını ve İhsan isminde birinin de alay komutanı olmadığını fark etmişlerdir

KİTABIN ANA FİKRİ:

Vatanın bağımsızlığı için kadın-erkek demeden tüm halkın mücadele etmesidir


KİTAPTAKİ OLAYLARIN VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ:

Peyami: İzmir’in işgali sırasında cephede çevirici olarak görev yapar dışişleri memurudur Ayşe’yi çok sever Aynı zamanda çok duygusal bir kişiliğe sahiptir

Ayşe: Savaş zamanında cephede hasta bakıcılık yapar İzmir’in işgalinde milli mücadele ruhu içinde halkı bilinçlendirmeye çalışır Çok hırslı çekici ve hoş bir bayandır

İhsan: Bir subaydır Sakarya savaşında şehit düşmüştür Ayşe’yi çok sever ve onunla evlenmek ister


KİTAP HAKKINDA ŞAHSİ GÖRÜŞLER:

Kitap dil bakımından yalındır Yabancı kelimelere fazla yer verilmemiştir akıcı bir dille yazılmıştır Bu romanda hem tarih hem de aşk konuları ustalıkla ele alınmıştır Esrarengizliklerle dolu her an diğer sayfasında ne olacakmış düşüncesiyle okunacak bir kitap Sonunda da yine okuyucuya yorum imkanı bırakarak bu özelliğini göstermiştir

KİTABIN YAZARI HAKKINDA BİLGİ:

Meşrutiyet ve cumhuriyet devirlerinin tanınmış edebiyatçılarındandır Kitap okumaya küçük yaşta başlayan Halide Edip ilk önce Tanin gazetesinde yazmaya başlamış ve daha sonraları birçok gazetede roman makale sohbet ve hikaye türlerinde eserler vermiştir İlk romanlarında ferdi aşk temasını işlemiş daha sonra belgeseldi ve sosyal romanlara önem vermiştir

Başlıca romanları: Sinekli Bakkal Vurun Kahpeye Kalp Ağrısı Handan ve Ateşten Gömlektir

Başlıca hikayeleri: Dağa Çıkan Kurt İzmir’den Bursa’ya Harap Mabetler

Hatıra tiyatro çeviri ve fikir eserleri de vardır
  Alıntı ile Cevapla

Alt 22-11-2009   #5
''ρєкмєz..
Bayan Mod

''ρєкмєz.. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

''ρєкмєz.. ''ρєкмєz.. isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye Numarası: 217
Üyelik tarihi: 09 / 2009
Mesajlar: 2.749
Cinsiyet:
Teşekkür Etmiş: 760
Teşekkür Almış: 409
Standart

Kitap özetleri!!..

KİTABIN ADI AŞK-I MEMNU
KİTABIN YAZARI HALİD ZİYA UŞAKLIGİL
YAYIN EVİ İNKILAP YAYIN EVİ
BASIMYILI 1993

1) KİTABIN KONUSU:

Bihter ve Behlûl arasındaki yasak aşkı anlatan bir romandır

2) KİTABIN ÖZETİ:

Roman Peyker ve Nihat Beyin evlenmesiyle başlar Peyker ve Bihter’in annesi Firdevs Hanım duldur ve Adnan Beye gizliden ilgi duymaktadır Ancak Adnan Bey Bihter’den çok hoşlanmaktadır Onunla evlenir Adnan Bey varlıklı asil bir aileden gelmiştir Annesi bu evliliği hiç kaldıramaz

Bir gün toplanıp pikniğe giderler bütün aile oradadır Adnan Beyin yeğeni Behlûl Peyker’e dayanamaz ve onu ensesinden ateşli bir şekilde öper Peyker buna çok kızar çünkü kocasına çok bağlı birisidir Behlûl Bihter’e göz koyar Ondan çok hoşlanır onun fiziki görünüşü Behlûl’u çıldırtma seviyesine getirir Bihter’in kendisinden hoşlanmasını sağlar ve o günden sonra her gece beraber olurlar

Behlûl ve Bihter’in mektupları Nihal tarafından görülür Nihal bu olaya inanamaz çünkü Behlûlle evlenmeyi düşünmektedir Nihal’in tam mutluluğu düşündüğü bir sırada bu olayı öğrenmesi hayatını yıkmıştır Adnan Beyin bu olayı öğrenmesiyle her şey değişir

Adnan Bey ve Nihal eskisi gibi beraber yaşamaya karar verirler Artık hayatlarında ne Behlûl ne de Bihter olacaktır

KİTABIN ANA FİKRİ:

Yasak bir aşk bir ailenin yıkımına neden olabilir gerçekleri zamanında farketmek sevdiklerinin daha fazla üzülmesini engeller

KİTAPTAKİ OLAYLARIN VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ:

Bihter: Düzgün bir fiziğe sahip çok güzel erkekleri kolayca elde edebilen cazibeli bir kadındır Annesine karşı kin beslemektedir

Adnan Bey: Bihter’in kocasıdır Orta yaşlı varlıklı iki çocuk babası asil bir ailenin tek çocuğudur

Nihal: Adnan Bey’in kızı Zeki güzel ve çalışkan bir kişiliğe sahiptirBehlûl’e ilgi duymaktadır Annesinin ölümü onu derinden etkilemiştir

Behlûl: Adnan Bey’in yeğenidir Kadınlara karşı özel bir ilgisi vardır Bu onda bir zaafiyet haline gelmiştir


5) KİTAP HAKKINDA ŞAHSİ GÖRÜŞLER:

Kitaptaki olaylar belirli ve düzgün bir sıra izlediği için okuyucuda bir heyecan uyandırıyor ve kitaba bir sürükleyicilik kazandırıyor Kitapta kişilerin ruhi ve psikolojik tasvirlerine yer verilmiştir Ancak kitabın dilinde düzeltme olması itibariyle yalın ve sade bir hale getirilmiştir Fazla yabancı kelimelere yer verilmemiştir Kitap yazıldığı dönemin insan ve aile ilişkilerini aynen yansıtmaktadır

KİTABIN YAZARI HAKKINDA BİLGİ:

HALİD ZİYA UŞAKLIGİL

Edebiyatımızın en önemli yazarlarından Halit Ziya Uşaklıgil 1866 yılında İstanbul’da doğmuştu Bir süre Fatih Askeri Rüştiyesi’nde okudu 1896 yılında döndüğü İstanbul’da -dönemin etkin edebiyat hareketi olan- Servet-i Fünun topluluğuna katıldı Meşrutiyet’in ilanından sonra bir süre Darülfünün’da Batı edebiyatı dersleri veren Uşaklıgil hükümet tarafından yurtdışı hizmetlere gönderildi Halit Ziya 1945 yılında yine İstanbul’da öldü
Kaynak :): ツ SonFrm.com | Sonsuzluga giden tek Yol.. [Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...]

Çoğu edebiyat incelemecisi tarafından Türk romanının - gerçek anlamda- miladı kabul edilir Halit Ziya Onun başyapıtı “Aşk-ı Memnu” ise bugün bile roman tekniği açısından aşılmış değildir Halit Ziya 150’den fazla hikaye ile altı romana imza atmış tiyatro şiir hatıra makale ve çevirileriyle arkasında altmış kadar kitap bırakmıştır

Başlıca eserleri: Mai ve Siyah Aşka Dair Bir Ölünün Defteri Aşk-ı Memnu Ferdi ve Şürekası ve Hepsinden Acı
  Alıntı ile Cevapla

Alt 22-11-2009   #6
''ρєкмєz..
Bayan Mod

''ρєкмєz.. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

''ρєкмєz.. ''ρєкмєz.. isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye Numarası: 217
Üyelik tarihi: 09 / 2009
Mesajlar: 2.749
Cinsiyet:
Teşekkür Etmiş: 760
Teşekkür Almış: 409
Standart

Kitap özetleri!!..

KİTABIN ADI : KAŞAĞI
KİTABIN YAZARI :ÖMER SEYFETTİN
YAYIN EVİ VE ADRESİ: ŞAFAK YAYIN EVİ İSTANBUL
BASIM YILI :1997
1 KİTABIN KONUSU: Kardeşine iftira atıp onun ölümünden sonra vicdan acabıyla yanıp tutuşan bir çocuğun dramı anlatılmaktadır
2 KİTABIN ÖZETİ: Annesi İstanbul'a gittiği için kendisinden bir yaş küçük olan kardeşi Hasan'la artık Dadaruh'un yanından hiç ayrılmaz Bu babasının seyisi yaşlı bir adamdır En sevdikleri şey atlardır Dadaruh'la birlikte onları suya götürmek çıplak sırtlarına binmek onlar için çok zevklidirTorbalara arpa koymak yemliklere ot doldurmak gübreleri kaldırmak eğlenceli bir oyundan daha çok hoşlarına gider Dadaruh eline kaşağıyı alıp işe başladı mı tıkı tık tıkı tık tıpkı bir saat gibi yerinde duramaz bunu gören küçük çocuk ben de yapacağım! diye tutturur
O vakit Dadaruh onu Tosun'un sırtına koyar eline kaşağıyı verir
- Hadi yap! Der
Bu demir gereci hayvanın üstüne sürter ama o uyumlu tıkırtıyı çıkaramazdı
Kaynak :): ツ SonFrm.com | Sonsuzluga giden tek Yol.. [Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...]
Her sabah ahıra gelir gelmez
- Dadaruh tımarı ben yapacağım derAma adam izin vermez ancak boyu at kadar olunca yapabileceğini söylerBoyu atın karnına bile varmıyordu Oysa en keyifli en eğlenceli şey buydu Sanki kaşağının düzenli tıkırtısı Tosun'un hoşuna gidiyor kulaklarını kısıyor kuyruğunu kocaman bir püskül gibi sallıyordu Tam tımar biteceğine yakın huysuzlanır o zaman Dadaruh "Höyt" diye sağrısına bir tokat indirir sonra öteki atları tımara başlardıBir gün yalnız başına kalır Hasan'la Dadaruh dere kenarına inmişlerdi İçimde bir tımar etmek hırsı uyanır Kaşağıyı arar bulamaz Annesinin bir hafta önce İstanbul'dan gönderdiği armağanlar içinden çıkan fakfon kaşağı pırıl pırıl parlıyordu Hemen alıp Tosun'un yanına koşar karnına sürtmek ister fakat rahat durmaz
- Sanırım acıtıyor? Diye düşünür
Gümüş gibi parlayan bu güzel kaşağının dişlerine bakar Çok keskin çok sivridir Biraz köreltmek için duvarın taşlarına sürtmeye başlar Dişleri bozulunca yeniden dener Gene atların hiçbiri durmaz ve kızar Öfkesini sanki kaşağıdan çıkarmak ister On adım ilerdeki çeşmeye koşar Kaşağıyı yalağın taşına koyup yerden kaldırabildiği en ağır bir taş bularak üstüne hızlı hızlı indirmeye başlar İstanbul'dan gelen üstelik Dadaruh'un kullanmaya kıyamadığı bu güzel kaşağıyı ezip parçalar Sonra yalağın içine atar Babası çeşmeye bakarken yalağın içinde kırılmış kaşağıyı görür; Dadaruh'a yanına çağırınca çok korkar Dadaruh şaşırır kırılmış kaşağı ortaya çıkınca babası bunu kimin yaptığını sorarDadaruh
- Bilmiyorum der
Babasının gözleri ona döner daha bir şey sormadan çocuk kaşağıyı kardeşi Hasan’ın kırdığını söyler “Dadaruh uyurken odaya girdi Sandıktan aldı Sonra yalağın taşında ezdi” der
Babası Hasan’I çağırır
-Bu kaşağıyı niye kırdın?diye sorar
Hasan Dadaruh'un elinde duran alete şaşkın şaşkın baktıp sarı saçlı başını sarsarak
- Ben kırmadım der
- Doğru söyle darılmayacağım Yalan çok kötüdür der babası Hasan inkârda direnir Baba öfkelenir Üzerine yürür "Utanmaz yalancı" diye yüzüne bir tokat indirir
- Götür bunu eve; sakın bunu bir daha buraya sokma Hep Pervin'le otursun! diye haykırır
Artık ahırda hep yalnız oynar Hasan eve hapsedilir Annesi geldikten sonra da bağışlanmazAnnesi onun iftira atabileceğine hiç ihtimal vermez
Ertesi yıl anne yazın gene İstanbul'a giderHasan'a ahır hâlâ yasaktır Bir gün birdenbire hastalandı Doktor "Kuşpalazı" der Babası yatağın başucundan hiç ayrılmazHizmetçi kardeşinin öleceğini söyler ve çocuk ağlamaya başlarGece uyuyamaz uykuya dalar dalmaz Hasan'ın hayali gözünün önüne gelir "İftiracı! İftiracı!" diye karşısında ağlarPervin'i uyandırır Hasan'ın yanına gitmek istediğini ve babasına bir şey söylemek istediğini söylerYarın söylersin derSabaha kadar gene gözlerini kapayamaz Hava henüz ağarırken Pervin'i uyandırırAma zavallı suçsuz kardeşi o gece ölmüştür
Kaynak :): ツ SonFrm.com | Sonsuzluga giden tek Yol.. [Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...]
3KİTABIN ANA FİKRİ: Yalan söylemek kötü bir alışkanlıktır
4KİTAPTAKİ OLAYLARIN VE ŞAHISLARI DEĞERLENDİRİLMESİ:
Büyük çocuk: Hasan’ın abisidirbabasından çok korkarAtları çok sever
Hasan :Küçük kardeştirO da babasından çok korkar ve atları çok severGeçirdiği hastalık ölümüne sebep olur
Dadaruh: Evin seyisidir Bütün zamanını atlarla geçirmekyen çok zevk alırİki çocuğu da çok sever
Pervin: Evin hizmetçisidir Çok yumuşak kalplidir ve herşeyi açıkça söylerBir o kadar da sulugözdür
Baba: Çocuklarının üzerinde büyük bir otorite sahibidir Çocukları onu çok sever ama ondan çok korkarlar
5KİTAP HAKKINDA ŞAHSİ GÖRÜŞLER: Yazar olayları ve yer betimlemelerini çok güzel ve yerinde yapmıştırAkıcılığı sağlamış okuyucuyu sıkmadan akıcı bir şekilde okuyabilmesi için bütün imkan ve kabiliyetlerini sergilemiştir
6YAZAR HAKKINDA KISA BİLGİ: Ömer Seyfettin yazı ve öyküleriyle dilde sadeleşme hareketinin öncülüğünü yaparak yeni bir edebiyat akımının oluşumunu sağlayıp Türk öykücülüğünde kısa öykü türünün dil anlatım tekniği ile tematik yönden ilk özgün örneklerini vermiştir Aynı zamanda ulusal edebiyat akımını başlatan yazarlardan olan Ömer Seyfettin 28 Şubat 1884'te Gönen'de doğdu Öğrenimine dört yaşında iken Gönen Mahalle Mektebi'nde başladı Ailesiyle birlikte İstanbul'a gelince (1892) ilköğrenimini özel bir okul olan Aksaray'daki Mekteb-i Osmani'da sürdürdü Babasının isteği üzerine Eyüp baytar Rüştiyesi'nin subay çocuklarına özgü bölümüne yatılı olarak yazıldı (1893) Buradaki eğitiminden sonra (1896) Edirne Askeri İdadisi'ni (1900) ve İstanbul Mekteb-i Harbiye'yi bitirdi 22 Ağustos 1903'te piyade teğmeni rütbesiyle mezun oldu Ziya Gökalp ve arkadaşlarının çıkardıkları "Genç Kalemler" dergisinin kadrosuna katıldı Balkan Savaşı'nın başlaması üzerine yeniden orduya çağrıldı (14 Eylül 1914) Kısa bir süre "Türk Sözü" dergisinin başyazarlığını yaptı lan Calibe Hanım'la evlendi (1915) Eylül 1918'de eşinden ayrıldı 6 mart 1920'de kaldırıldığı Haydarpaşa Hastanesi'nde şeker hastalığından öldü Kadıköy Kuşdili'ndeki Mahmut Baba Türbesi mezarlığına gömüldü 1939'da kemikleri Zincirlikuyu Mezarlığı'ndaki Asri Mezarlık'a taşındı
ESERLERİ:
Romanları:
Yaşadığı yıllarda yayınlanan üç romanı ( Ashab-ı Kehfimiz Efruz Bey Yalnız Efe 1919) onun bu alanda yarım kalmış denemeleri olarak sayılır
"Fantezi roman" olarak nitelendirilen Efruz Bey; 1908'den Mütareke yıllarına kadarki süreci aydın kişilerin eleştirisi ekseninde yansıtır Dönemin aydın hastalıklarını siyasi akımların yanlış yönsemelerini toplumsal eleştiri bağlamında yeni bir roman tekniğiyle verir
Yarın kalan romanı Yalnız Efe destansı bir nitelik taşır Konusunu bir halk menkıbesinden almıştır Dönemin toplumsal ortamında yapılan haksızlıklara başkaldırarak silahlanıp dağa çıkan -kız kahraman- Yalnız Efe'nin kişiliğinde Türk halkanın direnme gücünü göstermeye çalışmıştır
YAPITLARI:
Öykü: Harem (uö) 1918; Yüksek Ökçelers) 1923; Gizli Mabets) 1923; bahar ve Kelebeklers) 1927
Kaynak :): ツ SonFrm.com | Sonsuzluga giden tek Yol.. [Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...]
Bütün Eserleri temalarına göre bir araya getirilen basım: Efruz Bey 1970; kahramanlar 1970; bomba 1970; Harem 1970; Yüksek Ökçeler 1970; Yüzakı 1970; Yalnız Efe 1970; Falaka 1970; Aşk Dalgası 1970; Beyaz Lale 1970; Gizli Mabet 1970
  Alıntı ile Cevapla

Alt 22-11-2009   #7
''ρєкмєz..
Bayan Mod

''ρєкмєz.. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

''ρєкмєz.. ''ρєкмєz.. isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye Numarası: 217
Üyelik tarihi: 09 / 2009
Mesajlar: 2.749
Cinsiyet:
Teşekkür Etmiş: 760
Teşekkür Almış: 409
Standart

Kitap özetleri!!..

Kitabın Adı : ANKARA
Kitabın Yazarı : Yakup Kadri KARAOSMANOĞLU
Yayın Evi : İnkılap
Basım Yılı : 1982

1-)Kitabın Konusu :
Yakup Kadri KARAOSMANOĞLU’nun Ankara romanı ütopik bir romandır Bu romanda yazarın özlediği özlemini çektiği geleceğin Ankara’sı dolayısı ile Türkiye’sidir
2-)Kitabın Özeti :
Cumhuriyet inkılabı ile birlikte Anadolu’nun yeniden dirilişi yeniden yapılanması gerekmektedir Bu yeni yapı üzerine acil bir şekilde bina inşaa edilmelidir Bunu yapacak olanlar ise dönemin idealist vatansever insanları olacaktır Ankara romanında ise bunu gerçekleştirecek idealist insanların verdiği mücadele anlatılmaktadır Bu idealist insanlar inkılap hareketini özümsemiş milli şuura sahip karakterlerdir Bu insanlar hayat serüveni içerisinde karmaşık yollardan geçerek romanın son bölümünde bir araya gelirler Kendi hayatlarını geleceğin çağdaş modern öz benliği ile çelişmeyen maddi ve manevi varlığını kaybetmeyen değerleri ile övünen yeni Türk toplumu yaratma mücadelesi içinde geçer
Ankara romanı üç bölümden oluşmaktadır;
Birinci bölüm : Sakarya savaşı öncesi ( 1922’ye kadar )
İkinci bölüm : Cumhuriyetin ilanını izleyen yıllar ( 1926’ya kadar )
Üçüncü bölüm : Cumhuriyet sonrasının 14 ve 20 Yılları (1937-1943’e kadar )
Bu üç bölümdeki olaylar yazarın her bölümde ayrı bir kişilik olarak karşımıza çıkardığı Selma Hanım’ın çevresinde geçer Selma Hanım’ın arayışı Ankara’nın arayışıdır Yazgısı Ankara’nın yazgısıdır Yaşamı da Ankara’nın yaşamıdır Selma Hanım’ın ilişki kurduğu erkekler ise birer simgedirler
Birinci bölüm: Kurtuluş Zaferi ile sonuçlanan savaş yıllarındaki Ankara’yı kısa hatlarla açıklamaktadır Romanın kahramanı olan Selma Hanım hayatını bu üç bölümde üç ayrı erkekle geçiriyor Milli mücadele yıllarında bir banka şefinin karısıdır Kocası Nazif’le Ankara’nın yabancısıdır İstanbul'lu hanım için Ankara’da hayat tek düze ve sıkıcıdır yoksulluklarla doludur Boş zamanlarında Hatice Hanım ve Halime Hanım ile sohbet eder Bu sohbetlerinde gündelik Ankara hayatını tüm çıplaklığı ile gözler önüne serer Daha sonraları Nazif Bey’in vekil arkadaşı Murat Beyle tanışırlar Bu sırada binbaşı Hakkı Beyle de tanışırlar Bu dönemlerde Hakkı Bey’in milli mücadele ruhu ve azmi kendisini fazlasıyla etkiler Bütün ümitlerin zafer’e bağlandığı başka hiçbir şeyin ehemmiyetli olmadığı bu devirde herkesin mütevazı bir hayatı vardır Yalnız kocası Nazif Bey’in milli davaya bir erkekten beklediği heyecan ve alaka ile bağlanmadığını gören Selma Hanım yavaş yavaş kocası Nazif Bey’den kopmaya başlar Erkân-ı Harp Binbaşı’sının fikir ve hareketlerine yakınlık duyar Birinci bölüm Selma Hanım’ın binbaşının cazibesine kendisini kaptırdığı bir zamanda sonuçlanır
İkinci bölümde Selma Hanım Nazif Bey’den boşanmıştır Bu bölüm zaferden sonraki Ankara’dır Selma Hanım eski binbaşı emekli Miralay Hakkı Bey’in karısıdır Ancak koşullar değişmiş değişen koşullar Cumhuriyet öncesinin kişilerini de değiştirmiştir Hakkı Bey ordudan Murat Bey vekillikten ayrılmışlardır Vurguncu harp zengini şirket meclisi idarelerinde dolaşan ecnebi gruplarla komisyon işleri yapmaya çalışan Hakkı Bey’in yeni yüzüyle karşılaşırız Hakkı Bey milli idealleri bir tarafa bırakmış maddi refah içerisinde sadece kendi hesabına çalışan birisine dönüşmüştür Bu zümreye göre artık halkçılık diye bir dava kalmamıştır Bu bölümde halk ile bu zümre arasında nasıl doldurulmaz bir uçurum açıldığını inkılabı böyle anlayanları hep kendi lehlerine çekenlerin eleştirisi yer alır Selma Hanım yeni kocasından da uzaklaşır Bu sırada muharrir olan Neşet Sabit genç kadını görmek için onların bazı alemlerine iştirak eder Selma Hanım bu hayatın acılarını onunla paylaşır Binbaşı Hakkı Bey’den boşanır Bundan sonraki hayatında toplumsal hizmetlerin en değerlisi olan öğretmenlik görevine atılır
Son bölüm yazarın hayalindeki Ankara’dır Yazarın bu hayali Cumhuriyet’in Onuncu Yıl Dönümü Bayramıyla başlar Gazi Mustafa Kemal’in Türk milletine hitabesi bir devir başlangıcının bir yeni sabahın ilk işareti gibi olmuştur Ankara’nın çehresi değişmiştir Bundan sonra egoist bir zümrenin zevkine ve menfaatine karşı şiddetli matbuat hücumu başlamıştır Halk evleri Toplumsal Mükellefiyet Teşkilatı yeni hayatın odakları olmuştur Selma Hanım Neşet Sabit’le evlenmiş bu iki insan yeni hayatın imar ve inşasında elele vererek büyük bir aşkla çalışıyor yeni değerleri halk yığınlarına götürürler Harf İnkılabı Tarih Cemiyeti Yüksek İktisat Enstitüsü Halk Evleri gibi daha bir çok alanda büyük atılımlar büyük yenilikler gerçekleşir Selma Hanım ve Neşet Sabit fırsat buldukça Anadolu’nun muhtelif yerlerine seyahat eder bu seyahatlerinde gördükleri yerlerin yeni çehresiyle karşılaşırlar Anadolu toprağı suyu kırı bayırı dağı taşıyla eşsiz güzelliğiyle cennetten bir parça gibi tasavvur ederler bundan doyumsuz bir haz alırlar Hele Pınarbaşı’nda düzenledikleri eğlencelerde halk ezgileri ve türküleri çalınır söylenir sabaha kadar hoşça vakit geçirirler Roman yazarın bu tasavvuruyla son bulur

3-)Kitabın Ana Fikri :

Yeni kurulan bir devletin buhranlı dönemlerinde insanların kendi menfaatlerinden çok devletini ve milletini düşünmesi gerekirBu zor dönemin atlatılmasında her ferdin yürek yüreğe el ele çalışması; engelleri ne kadar güç olsa da beraberce aşması gerekmektedir

4-)Kitaptaki Olayların ve Şahısların Değerlendirmesi :

Selma Hanım : İyi bir öğrenim görmüş haksızlıklara boyun eğmeyen vatansever vatan sevgisi uğrunda oradan oraya koşan; hep bir şeylet arayan aradığını bulamayan; azimli ve hoş görülü halden anlar olgun bir kişidir
Nazif Bey : İyi bir öğrenim görmüş banka şefidir Sessiz sedasız vatanından çok canını seven kişidir
Kaynak :): ツ SonFrm.com | Sonsuzluga giden tek Yol.. [Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...]

Binbaşı Hakkı Bey : Milli mücadele yıllarında atılgan ve yiğit bir askerdir Milli mücadele bitince tavır ve hareketlerinde değişmeler olur Milli mücadele vurguncusudur sömürücüdür vurdumduymaz biridir

Neşet Sabit Bey : İyi bir öğrenim görmüş genç bir yazardır Milli mücadelenin yanında yer almış gönülden desteklemiş inkılabın yanında canla başla çalışan; sorumluluğunu bilir azimli hoşgörülü halden anlayan bir kişidir

Murat Bey : Kendisi Anadolu’nun bağrında yetişmiş milli mücadelenin yanında yer almış tutucu kendi çıkarını herşeyin üstünde tutan bir insandır Milli mücadele vurguncusudur Milli mücadele sonunda zengin olmuş harvurup harman savuran bir kişidir Ailesi ile Avrupa’ya kaçmıştır
Kaynak :): ツ SonFrm.com | Sonsuzluga giden tek Yol.. [Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...]

Ömer Efendi ve Ailesi¤ : Kültür düzeyleri düşük insanlardırKendilerinin ayıp saydıkları şeyleri başkaları yaparsa ayıp sayarlar Kendileri yaparsa olağan karşılarlar Tutucudurlar İş hayatında başarılıdırlar

Yıldız Hanım : Tiyatro sanatçısıdır

Şeyh Emin : Dini bir kişidir tutucudur


5-¤)Kitap Hakkında Şahsi Görüşler :

Anlatımı güzel ve yalın bir kitap Cumhuriyetin kuruluş yıllarında ki karmaşada insanların tutum ve davranışlarının kendilerini nasıl yansıttıkları hakkında örnekler sunuyor Türkiye’nin geleceği hakkında o yıllarda ki endişeleri ve yapılanmayı aktarıyorOkunulması faydalı olacağını düşünüyorum

6-)Kitabın Yazarı Hakkında Bilgi :

27 Mart 1889'da Kahire'de doğdu İlköğrenimine ailesiyle birlikte gittiği Manisa'da başladı 1903'te İzmir İdadisi'ne girdi Babasının ölümünden sonra annesiyle yine Mısır'a döndü öğrenimini İskenderiye'deki bir Fransız okulunda tamamladı 1908'de başladığı İstanbul Hukuk Mektebi'ni bitirmedi 1909'da arkadaşı Şehabettin Süleyman aracılığıyla Fecr-i Âti topluluğuna katıldı 1916'da tedavi olmak için gittiği İsviçre'de üç yıl kadar kaldı Mütareke yıllarında İkdam gazetesindeki yazılarıyla Kurtuluş Savaşı'nı destekledi 1921'de Ankara'ya çağrıldı ve bazı görevler verildi
1923'te Mardin 1931'de Manisa milletvekili oldu Bir yandan da gazeteciliğini ve roman yazarlığını sürdürdü Kadro Dergisi 1932'de Vedat Nedim Tör Şevket Süreyya Aydemir Burhan Asaf Belge ve İsmail Hüsrev Tökin ile birlikte Kadro dergisinin kurucuları arasında yer aldı Savunduğu bazı görüşler aşırı bulunduğu için Kadro dergisinin 1934'te yayımına son vermek zorunda kalmasından sonra Tiran elçiliğine atandı Daha sonra 1935'te Prag 1939'da La Haye 1942'de Bern 1949'da Tahran ve 1951'de yine Bern elçiliklerine getirildi 27 Mayıs 1960'tan sonra Kurucu Meclis üyeliğine seçildi Siyasal hayatının son görevi 1961-1965 arasındaki Manisa milletvekilliği oldu 13 Aralık 1974'te Ankara'da öldü
Kaynak :): ツ SonFrm.com | Sonsuzluga giden tek Yol.. [Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...]

ESERLERİ Roman: Kiralık Konak Nur Baba Hüküm Gecesi Sodom ve Gomore Yaban Ankara Bir Sürgün Panaroma 2 cilt Hep O Şarkı Hikaye Bir Serencam Rahmet Milli Savaş Hikâyeleri Anı: Zoraki Diplomat Anamın Kitabı Vatan Yolunda Politikada 45 Yıl
Kaynak :): ツ SonFrm.com | Sonsuzluga giden tek Yol.. [Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...]
Gençlik ve Edebiyat Hatıraları
  Alıntı ile Cevapla

Alt 22-11-2009   #8
''ρєкмєz..
Bayan Mod

''ρєкмєz.. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

''ρєкмєz.. ''ρєкмєz.. isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye Numarası: 217
Üyelik tarihi: 09 / 2009
Mesajlar: 2.749
Cinsiyet:
Teşekkür Etmiş: 760
Teşekkür Almış: 409
Standart

Kitap özetleri!!..

KİTABIN ADI Yaprak Dökümü
KİTABIN YAZARI Reşat Nuri GÜNTEKİN
YAYIN EVİ İnkılâp ve Aka-İstanbul
BASIM YILI 1983

1KİTABIN KONUSU: Gelir düzeyinin üzerinde bir yaşam sürdürmek isteyen bir ailenin dağılışıdır

2KİTABIN ÖZETİ :
Ali Rıza Bey şair ruhlu içine kapanık kendi hâlinde dürüst bir insandır Prensipleri kendi prensipleriyle bağdaşmayan insanlarla çalışmak istemediği için şirketteki memuriyetinden istifa eder; Üsküdar'daki evine çekilir Ali Rıza Beyin Şevket isminde bir oğlu ile Fikret Neclâ Leylâ ve Ayşe adında dört kızı vardır Ali Rıza Bey işten çıktığı sırada oğlu Şevket yüksek maaşla bir bankaya memur olur; evin bütün yükü onun üzerine biner Şevket babası gibi iyi yetişmiş karakterli namuslu bir gençtir Ailesine de son derece bağlıdır Babasının doğruluk ve namus uğruna işten istifa etmesini uygun bulur Buna karşılık Ali Rıza Beyin hanımı Hayriye Hanım durumdan hiç memnun kalmaz
Bir süre sonra Şevket Ferhunde adında hafif meşrep bir kadınla evlenir Eğlenceye düşkün olan bu kadın birbirinden genç güzel ve hareketli asrî olmaya meraklı olan Neclâ ve Leylâ'nın da karakterini bozar Bir eğlence ve moda düşkünlüğü başlar Evde sık sık partiler düzenlenir Evin büyük kızı Fikret yengesi ve kardeşleriyle anlaşamadığı ve bu durumdan hiç memnun olmadığı için en az babası kadar üzgün ve kırgındır Hayriye Hanım sırf kızlarına koca bulmak ümidiyle evde her değişikliğe razı olur Şevket de olanlardan memnun kalmamasına rağmen belki de karısının tesiriyle kendisini bu hevese kaptırmıştır
Kaynak :): ツ SonFrm.com | Sonsuzluga giden tek Yol.. [Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...]
Evde gün geçtikçe itibarı düşen Ali Rıza Bey tekrar işe girmeyi düşünürse de başaramaz Eğlenceler ve toplantılar için lüzumsuz yere para harcanan evde maddî sıkıntılar başlar; kavgalar türlü rezaletler ve sefalet birbirini takip eder Ali Rıza Bey çocuklarındaki bu korkunç değişiklikler karşısındaki hayret şaşkınlık ve acı içinde kıvranmaktadır Evdeki bu anormal havaya ayak uyduramayacağını anlayan Fikret Adapazarı'na yaşlı dul bir adama gelin gider Böylelikle aile ağacının yapraklarından biri düşer Ali Rıza Bey çirkin durumlardan kurtarmak için kızlarını evlendirmeyi düşünür; fakat dürüst ve namuslu damat adayı bulamaz Bu arada Şevket masrafları karşılamak için bankadan borç alır; sonra ödeyemez hapse atılır Böylece ikinci yaprak düşer Kocası hapisteyken Ferhunde evden kaçar Bu üçüncü yaprağın düşüşü olur Karısının kaçtığı haberini hapishanede babasından alan Şevket üzülmez hatta bir belâdan kurtulduğu için memnun olur
Kaynak :): ツ SonFrm.com | Sonsuzluga giden tek Yol.. [Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...]
Ferhunde'nin kaçışı ile elebaşlarını kaybeden Leylâ ve Neclâ bocalarlar Evde hakimiyet yine Ali Rıza Beyin eline geçer; toplantılara ve eğlencelere son verilir Bu monoton hayat kızlara pek sıkıcı gelir; sırf bu havadan kurtulmak için Neclâ bin bir türlü hayaller kurarak kendisini zengin gösteren bir Suriyeli ile evlenir Fakat Suriye'ye gidince orada kocasının birkaç karısının daha olduğunu görür Kendisini kurtarması için babasına mektuplar yazar Bu dördüncü yaprağın düşüşüdür Bu arada Leylâ kötü yola sapar Ali Rıza Bey kızını evden kovar Leylâ bir avukatın metresi olur Bu beşinci yaprağın düşüşüdür Bu olaydan sonra Ali Rıza Beye hafif bir inme iner Onu yiyip bitiren asıl hastalık içindedir Leylâ da gittikten sonra ev büsbütün ıssız kalır Hayriye Hanım bütün güç ve kuvvetini kaybeder Leylâ yüzünden kocasına sık sık sitemlerde bulunur Bunun üzerine Ali Rıza Bey Adapazarı'na Fikret'in yanına gider Fakat aradığı huzuru orada da bulamaz; kalabalık bir aile hayatı içinde âdeta bir cehennem hayatı yaşayan Fikret bütün iyi niyetine rağmen babasını yanında barındıracak durumda değildir Bunun üzerine Ali Rıza Bey İstanbul'a döner hastalığı ilerlediği için eve uğramadan hastahaneye yatar Babasının hastalık haberini alan Leylâ onu hastahaneden çıkarır kendi evine götürür Taksim'deki lüks apartman katında hep birlikte rahat yaşamaya başlarlar Ara sıra yolda eski kahve arkadaşları ile göz göze gelmese Ali Rıza Bey büsbütün huzur içinde olacaktır

3KİTABIN ANA FİKRİ : Çılgın hayallerin maddî israfların gereksiz özentilerin hüküm sürdüğü bir ailede çöküntülerin başlaması kaçınılmazdır

4KİTAPTAKİ ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ :
Ali Rıza Bey şair ruhlu içine kapanık kendi hâlinde dürüst bir insandır
Şevket babası gibi iyi yetişmiş karakterli namuslu bir gençtir Ailesine de son derece bağlıdır
Ferhunde eğlenceye düşküngenç ve güzel bir kadın

5KİTAP HAKKINDA ŞAHSİ GÖRÜŞLER aprak Dökümü toplumsal gerçekleri ele aldığından basmakalıplıktan uzak başarılı bir romandır Bilindiği gibi Tanzimat'tan sonra toplumumuzda bir batılılaşma hevesi başlamıştı Batılılaşmak yanlış anlaşıldığından; yüzyıllarca süren millî gelenek ve göreneklerimizden karakterimizden sıyrılma olarak kabul edildiğinden bu birçok ailede birtakım felâketlere sebep olmuştur Bugün bile içinde bulunduğumuz güç durumların esas sebebi budur Birtakım toplumsal pürüzlere karakter boşluklarına ışık tutması bakımından Yaprak Dökümü gerçekçi ve orijinal bir romandır

6KİTABIN YAZARI HAKKINDA BİLGİ:

REŞAT NURİ GÜNTEKİN
25 Kasım 1889 tarihinde İstanbul'da doğdu İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi' ni bitirdi (1912) Bursa' da başladığı (1913) öğretmenlik hayatına çeşitli okullarda devam etti Milli Eğitim müfettişi (1931) Çanakkale milletvekili (1933-43) Paris Kültür Ateşesi ve emekli (1954) oldu kanser tedavisi için gittiği Londra' da öldü İstanbul' da Karacaahmet Mezarlığı'nda gömülü
ESERLERİ
Gizli El (1922) Çalıkuşu (1922) Damga (1924) Dudaktan Kalbe (1925) Akşam Güneşi (1926) Bir Kadın Düşmanı (1927) Yeşil Gece (1928)Acımak (1928) Yaprak Dökümü (1930) Kızılcık Dalları (1932) Gökyüzü (1935) Eski Hastalık (1938) Ateş Gecesi (1942) Değirmen (1944) Miskinler Tekkesi (1946) Harabelerin Çiçeği (1953) Kavak Yelleri (1950) Son Sığınak (1961)Kan Davası (1955)
  Alıntı ile Cevapla

Alt 22-11-2009   #9
''ρєкмєz..
Bayan Mod

''ρєкмєz.. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

''ρєкмєz.. ''ρєкмєz.. isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye Numarası: 217
Üyelik tarihi: 09 / 2009
Mesajlar: 2.749
Cinsiyet:
Teşekkür Etmiş: 760
Teşekkür Almış: 409
Standart

Kitap özetleri!!..

Kadınlar Okulu Andre Gide Özet
KİTAP ANALİZ FORMU
1 ANALİZİ YAPILACAK KİTABIN :
a Adı : Kadınlar Okulu
Kaynak :): ツ SonFrm.com | Sonsuzluga giden tek Yol.. [Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...]
b Yazarı : Andre Gide
c Tercüme Eser İse Tercümanı : Semih Atayman
d Yayınevi : Bordo-Siyah
e Yayın Yılı : Temmuz/2002
2 KAYNAK İLE İLGİLİ DEĞERLENDİRME:
aYazar :
Andre Gide (Andre Jid) 1869 – 1951 yılları arasında yaşamıştır Fransız edebiyatının ünlü denemeci ve romancısıdır 1869’da Paris’te doğan Andre Gide üç kadın tarafından büyütülmüştür Teyzesi Claire İngilizce öğretmeni Anna Shackleton ve Kalvinist olan annesi Bir çok ülkeleri dolaştı Tanınmış bir ailenin çocuğudur Yazmaya daha on sekiz yaşında başladı Uzun hastalıklarla geçen çocukluğunda eğitimini özel öğretmenlerden aldı On üç yaşındayken aşık olduğu kuzeni Madaleine Rondeaux ile on iki yıl sonra evlendi Başlangıçta yapıtları okuyucular tarafından pek ilgi görmediyse de Dünya Nimetleri adlı yapıtıyla büyük bir ün yaptı Düşündüklerini kısıtlamadan yazmıştır En karmaşık duygu ve düşünceleri rahatlıkla anlatır İnce bir üslubu vardır 1947 yılında Nobel Ödülünü kazanan Gide 1951 yılında öldü
Yapıtları: Aşk’a Teşebbüs Dünya Nimetleri Ayrı Yol Dar Kapı Müsrif Çocuğun Dönüşü Kalpazanlar Kongo’ya Yolculuk Kadınlar Okulu Yeni Nimetler Günlük Ve Şimdi İş Sana Kaldı
bÇevirmen:
Kitabın çevirmeni hakkında kaynaklarda bir bilgiye rastlanmamıştır
c Yayınevi:
Bordo-Siyah Yayınevi legal veya illegal olarak her hangi bir siyasi veya dini bir gruba ait değildir Genellikle dünya klasiklerini yayınlamaktadır
Yayınevinin Merkezi: Caferağa Mahallesi Mühürdar Caddesi No: 60/5 81300 Kadıköy/İSTANBUL
Tel: 0216 348 98 03
Fax: 0216 349 93 45
E-Mail: bordosiyah@hotmailcom
3
a Kitap roman türünde yazılmıştır Günlük türünde bölümlere ayrılmıştır
b Kitap 104 sayfadır 1 Baskı 1 hamur kağıda basılmıştırTemmuz/2002’de yayınlanmıştır
c Kitap ücret karşılığı satılmaktadır Kitap standında 2000000 TL’dir Gerçek fiyatı 4000000 TL’dir
4 İÇERİK İLE İLGİLİ DEĞERLENDİRME:
a Kitabın İçerik ve Üslubunun Propaganda Teknikleri açısından Değerlendirilmesi:
(1) Kitap eğitim maksatlıdır
b Kitapta İncelenen Konular:
Romandaki karakter kadın bir pansiyonda tanıştığı genç iş adamına aşık olur ve onu elde etmeye çalışır Amacına ulaşıp genç adamı kendisine aşık etmiştir Ama bazı noktalarda anlaşamamaktadırlar Genç kadın aşık olduğu kişiden kendisini alçak görmektedir Kendisini geliştirmek için bazı faaliyetlerde bulunmaktadır Genç adam kadına kendisini böyle de sevebileceğini belirtmiştir Bunun üzerine nişanlanırlar Nişanlılık evresinde ilişkileri daha çok ilerler artık bir saniyeleri bile ayrı geçmemektedir Daha sonra iki çift evlenir Evliliklerinin ilk yılları çok mutludurlar Biri kız biri erkek olmak üzere iki çocukları olur Aradan yıllar geçtikten sonra kadın bazı seziler sonucu beyninden vurulmuşa döner Yıllarca kendisine aşık olduğu zannettiği kocası onu gerçekten sevmemiştir Bunu adam kendisi itiraf eder Kadın depresyona girer ayrılmaya karar verir Adam baş edilmez bir hastalıkla ölümle pençeleşmektedir Kadın O’nu terk etmek ister fakat hasta olduğu için yanında kalmak ister gruru ve vicdanı onu ikilemde bırakır Daha sonra bir dostunun yardımıyla bulaşıcı hastalıkların tedavi edildiği bir hastanede iş bulur Kızınıda yanında götürmek ister fakat O’nu hastanede mikrop kapabileceğini düşünerek kızını babasının yanında bırakır Gittiği yerin adresini aileden sadece kızı bilmektedir Kadın genç adama aşık olduğundan O’nu terk edişine kadar ki hayatını bir günlük olarak kaleme almıştır Daha sonra bunları daktilo ile düzenlemiştir Yıllar sonra bu günlüğü bulan kızı günlüğü bir kitap halinde yayınlamıştır Romandaki zaman yirmi beş yıl gibi uzun bir süredir Karakterlerin gerçek isimleri kullanılmıştır Romanın dili sade ve anlaşılırdır Fazla olay o0lmadığı için akıcı bir roman değildir Günlük hayattan örneklere rastlanır
Kaynak :): ツ SonFrm.com | Sonsuzluga giden tek Yol.. [Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...]
c Kitapta İşlenen Temalar:
(1) Tema-1: Aşk
5 HEDEF TOPLUM İLE İLGİLİ DEĞERLENDİRME:
Etkilenmek İstenen Hedef Kitle Kategorileri:
a Genel: Romanda hayattan örnekler yer aldığı için her türlü olaya yer verilmiştir Hayatını anlatan kadın gençliğini ve orta yaştaki durumunu anlattığından kitap gençlere ve orta yaşlılara hitap eder Kitabın adından da anlaşılacağı gibi kadın kendi iç dünyasını ve çevresiyle olan ilişkisini anlatmıştır Bu nedenle kitap genellikle kadınlara ışık tutar
Romanda adamın dini hayatına azda olsa yer verilmiştir O’nun iyi bir Hristiyan olduğu belirtilmiştir
6 ETKİ İLE İLGİLİ BİLGİLER:
a Propagandanın Hedeflenen Gruplar veya Kitleler Üzerindeki Muhtemel Etkisi:
Kitap propaganda amaçlı yazılmamıştır
7 ANALİZİ YAPANIN KİTAP HAKKINDAKİ GENEL KANAATİ:
Romanda hayatı anlatılan kişi hemcinsim olduğu için kitap bana cazip geldi Gelecek hayatımda yaşayacağım bazı olaylara ışık tutabilir Bana göre kadını kocasının kültür seviyesine ulaşabilmek için harcadığı çaba kendini karşısındaki kişiden alt seviyede olduğunu düşünerek üzülen kişilere güzel bir örnek teşkil eder Kadının kocasını terk ederken çocuklarını da bırakıp gitmesi çocuklarının psikolojisini etkileyeceğini düşünüyorum Kadın bu durumda çocuklarının uğruna kocasını terk etmeyebilirdi
  Alıntı ile Cevapla

Alt 22-11-2009   #10
''ρєкмєz..
Bayan Mod

''ρєкмєz.. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

''ρєкмєz.. ''ρєкмєz.. isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye Numarası: 217
Üyelik tarihi: 09 / 2009
Mesajlar: 2.749
Cinsiyet:
Teşekkür Etmiş: 760
Teşekkür Almış: 409
Standart

Kitap özetleri!!..


[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...]

KİTABIN ADI BEYAZ GEMİ
KİTABIN YAZARI
YAYIN EVİ ÖTÜKEN
BASIM YILI 1991
SAYFA SAYISI 174

1 KİTABIN KONUSU: Çok sevdiği dedesiyle yaşayan bir çocuğun inandığı iki masal ve bu masalarla yaşayan çocuğun hayallerinin yıkılışı

2 KİTABIN ÖZETİ:

Onun iki masalı vardı Biri kendisinindi ve başka kimse bilmezdi Ötekini ise dedesi Kıvrak Mümin anlatmıştı ona Şimdi ben bunlardan söz edeceğim
Çocuğun yaşadığı yerde üç aile otururdu Ailelerden biri çocukları olmayan teyzesi ve bakmakla sorumlu oldukları ormanın gerçek görevlisi Orozkul enişteydi Diğer aile ise Orozkulun emrinde çalışan Seydahmet ve ailesiydi Çocuk dedesi ve üvey annannesiyle yaşıyordu Babası ve annesi ayrılmış ve şehre taşınmışlardı İkside yeniden evlenip eşleriyle yeni çocuklar yapmışlardı Çocuğun duyduklarına göre babası Beyaz Gemi’de çalışıyordu Bu yüzden çocuk sürekli dürbününü alıp tepeye çıkar ve Beyaz gemiyi izleyip balık olma hayalleri kurardı
Çocuk yedi yaşını doldurmuş sekizine basıyordu Dedesi ona ‘Maşin-Mağaza’ denilen otomobiliyle dağlarda sürü besleyenlere öteberi satmak için dolaşan ve bazende çocuğun yaşadığı San-Taş vadisine gelen satıcıdan bir okul çantası aldı Çünkü çocuk gelecek yıl okula gidecekti Yaşadıkları yere en yakın okul beş kilometre uzaktaki bir okuldu Dedesi onu her gün okula atla götürüp sonra geri getirirdi
Yaşadıkları yerin tek çocuğu olduğu için arkadaşları taşlar çiçekler dürbünü çantası ve çok sevdiği dedesiydi
Kaynak :): ツ SonFrm.com | Sonsuzluga giden tek Yol.. [Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...]
Dedesi ona hep Boynuzlu ;Maral Ana’ nın soyundan geldiklerini söyler ve masalını anlatırdı Çok eskiden olmuş bu olay Sibirya’ da Enesay(Yenisey) Nehri kıyısında bir Kırgız kabilesi yaşarmış Bir gün Enesay Nehri kıyısında Kırgızlar ölen yaşlı başbuğlarının cenaze törenini yapıyorlarmış Kıgızların bütün çadırları nehir boyunca dizilimiş Hiç beklenmedik olay işte o zaman olmuş Enesaylılar birbirleriyle ne kadar kanlı bıçaklı ourslarsa olsunlar bir cenaze töreninde komşularına saldırmazlardı Ama o gün düşman komşulardan biri hiç görünmeden Kırgız Ordugâhını kuşatmıştı Birden ve her yandan hücuma geçtiler Hiçbir Kırgız atına binecek kılıç kuşanacak vakit bulamadı Hiçbiri sağ kalıp bu olayı hatırlamasın kalleşliklerini duyurmasın ve öc almaya kalkışmasın istiyorlardı İşte böyle yaptılar…Yaptılar ama…
Zengin ganimetlerle çekilen düşman askerleri ormanda büyüklerin sözünü dinlemeyip oyun oynamaya giden iki çocuğu fark edememişlerdi Çocuklar ağlaya ağlaya ata baba yurduna döndüler Ama tek canlıya rastlamadılar
Korkudan ne yapacaklarını bilmeyen çocuklar ağlaya ağlaya düşmanlarının arkasından koştular Çocuklar en sononunda düşmanın yanına vardığında düşman hükümdarı çocukların uçurumdan nehre atılması için yaşlı bir kadına görev verdi Boynuzlu Maral Ana çocukları ona vermesi için kadına yalvardı Ve onları çok uzaklara götüreceğine dair söz verdi
Maral Ana çoocukları alıp çocuğun yaşadığı San-Taş vadisine getirdi Burada çocuklar büyüyüp soylarını devam ettirdi Bu insanlarca marallar kutsal sayılıyordu Ama zaman ilerledikçe gözü dönen insanlar maralları atalarının mezarlarına kutsal maral boynuzu koymak için öldürmeye başladılar Kısa sürede maralların soyu o bölgede tükendi İnsanlara darılan Maral Ana uzaklara gitti
Orozkul bir gün birisine kereste vermek için söz vermişti Kaynatası Mümin ile ağacı getirirken marallara rastladılar Bu Mümin için çok önemli bir olay olmasına rağmen açgözlü Orozkul için hiçbir şey ifade etmiyordu Ağacı indiriken çok gecikmişlerdi Çayı geçecekleri zaman ağaç kayaların arasına sıkıştı ve Mümin ağacı orada bırakmalarını istedi Aksi Orozkul böyle birşeyin imkansız olduğunu söyledi ve Mümin’e torunu okuldan getirmesi için izin vermedi O zamana kadar kimseye karşı gelmeyen Mümin torununu daha fazla bekletemeyeceğini söyledi ve çocuğu okuldan almaya gitti Çocukla karşılaştıklarında çocuk dedesine çok kızmıştı ama dedesi maralların geldiğini söyleyince tekrar barıştılar
Evedöndüklerinde Orozkul çok sinirlenmiş ve teyzesi Bekey halayı evden kovmuş ve Mümin’ i işten atmıştı
Ertesi gün adam ağacı almak için bir kamyonla vadiye geldi Mümin kendini affettirmek ve karısının ısrarı ve kızının mutluluğu iiçn onlarla birlikte gitti O gün çocuk hastalanmış evde yatıyordu Adamlar maralları görünce iştahları kabardı ve onlala ziyafet çekmeye karar verdiler Torununun ve kızının geleceğini düşünen Mümin Ana Maralı vurmak zorunda kaldı Maralların vurulduğunu gören çocuk dedesi de
Kaynak :): ツ SonFrm.com | Sonsuzluga giden tek Yol.. [Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...]
fenalaşınca nahre atlayıp balık olmak istedi Ama hiçbir zaman balık olamayacağını bilmiyordu!

3 ANAFİKRİ: İnsanlara elimizden geldiğince iyi davranmak ve onların inançlarına saygılı davranmak kibirli olmamak


4KİTAPTAKİ OLAYLARIN VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRMESİ:

Çocuğun dedesi son derece hoşgörülü herkes tarafından sevilen ve kendinden çok sevdikleri düşünen büyük bir insan Bu yüzden insanlar ona Kıvarak Mümin derdi ve kitabın kahramanı olan çocuğun en çok sevdiği insandı Üvey annesi ise iyi biri olmasına karşın aksi bir kişiliğe sahipti Eniştesi Orozkul kitaptaki en kötü karekterdir Çocuğu olmamasından dolayı devamlı isyan eden insanları küçük gören birisidir Seydahmet ise iyi olmasına karşın tembel ve cahilliğinden dolayı açgözlü bir kişidir

4KİTAP HAKKINDAKİ ŞAHSİ GÖRÜŞLER: Herkesin severek okuyacağı ve dersler çıkaracağı çok güzel bir roman

5 KİTABIN YAZARI HAKKINDA KISA BİLGİ:
Yazar yaşayan büyük Türk yazarlarının önde gelenlerindendir Kırgız Türkü olan yazarın diğer eserleri; Aişi Kurdun Rüyaları Cemile Sultunmurat Yıldırım Sesli Manascı Yüzyüze Deniz Kıyısında Koşan Ala Köpek
  Alıntı ile Cevapla
Cevapla
Tags:


Etiketler
kitap, Özetleri

Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı

Hizli Erisim


Tüm Zamanlar GMT +2 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 12:37.

forum-park, toplist, boardlar, forumlar

Powered by vBulletin® Version 3.8.3 .
Copyright ©2000 - 2010, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.3.2
SonFrm 03 Eylül 2009 !!!
Protected by vBulletin Süper Güvenlik