![]() |
|
|
#1 | ||
|
SonFrm Üye
Üye Numarası: 176
Üyelik tarihi: 09 / 2009
Bulunduğu yer: Sessiz ortamları severim
Mesajlar: 374
Cinsiyet:
Teşekkür Etmiş: 17
Teşekkür Almış: 28
|
İmam-ı Azam Ebu Hanifenin Hayatı
İmam-ı Azam Ebu Hanifenin Hayatı
EBU HANIFE (80/150 - 700/767) Imam Âzam (büyük Imam) lâkabiyla bilinen Ebû Hanife künyesiyle meshur Numân b Sâbit b Zevta (Zûta) mutlak müctehid ve fikihta Hanefi mezhebinin imami![]() Ebû Hanife Kûfe'de hicrî 80 yilinda dogdu Numân ve ailesinin Arap olmadigi kesindir; onun Farisi veya Türk oldugu seklinde degisik görüsler vardir Dedesi Zûta Teym b Sa'lebeogullari kabilesinin âzatlisi olup Hz Ali zamaninda Kâbil'den Kûfe'ye gelerek; orada yerlesti Zûta'nin oglu Sâbit de Kûfe'de ipek ve yün kumas ticaretiyle ugrasti Islâm'in hâkim oldugu bir ortamda yetisen Numân b Sâbit küçük yasta Kur'ân-i Kerîm'i hifzetti Kirâati yedi kurrâdan biri olarak taninan Imam Âsim'dan aldigi rivâyet edilir (Ibn Hacer Heytemî Hayratu'l Hisan 265) Numân gençligini ticaretle geçirdikten sonra Imam Sa'bî (20/104)'nin tavsiye ve destegiyle ögrenimine devam etti Arapça edebiyat sarf ve nahiv siir ögrendi Yetistigi Kûfe sehri ve bütün Irak bölgesi müslim-gayrimüslim birçok düsüncenin itikâdi firkalarin bulundugu itikadla ilgili atesli tartismalarin yapildigi rey ehlinin yerlestigi bir sehirdi Dindar bir ailede yetisen Ebû Hanife'nin de bu itikâdi tartismalara zaman zaman katildigi kuvvetle muhtemeldir Ebû Hanife Sa'bî'nin kendisini ilme tesvikini söyle anlatmaktadir: "Günün birinde Sa'bî'nin yanindan geçiyordum Beni çagirdi ve bana 'Nereye devam ediyorsun?' dedi Ben de 'Çarsi pazara' dedim O 'Maksadim o degil ulemâdan kimin dersine devam ediyorsun?' dedi Ben 'Hiçbirinin' diye cevap verince Sa'bî 'Ilmi ve ulemâ ile görüsmeyi sakin ihmal etme Ben senin uyanik ve aktif bir genç oldugunu görüyorum' dedi Onun bu sözü benim içimde iyi bir etki yapti Ticareti biraktim ilim yolunu tuttum Allah'in inâyetiyle Sa'bî'nin sözünün bana çok faydasi oldu " Kendisinin de belirttigi gibi Sa'bî'nin bu tavsiyesi onun için bir dönüm noktasi olmustur Bundan böyle ticaret isini ortagi Hafs b Abdurrahman'a devredecek ara-sira dükkânina ugrayacak asil isi ilim meclislerine devam etmek olacaktir O zaman Numan henüz yirmiiki yasindadir (Muhammed Ebû Zehra Ebû Hanife Çev : Osman Keskioglu Istanbul 1970 43)![]() Ebû Hanife'nin yasadigi yer ve çagda itikâdi firkalar çogalmis bir sürü sapik firkalar ortaya çikmis Emevi hükümdarlarinin Ehl-i Beyt'e zulmü devam etmistir Mantigi çok kuvvetli olan Numân b Sâbit hiçbir firkaya baglanmadan ilim tahsilini ilerletti ve kelâm ilmine yöneldi Tartismak (cedel) için sik sik Basra'ya gitti ancak kelâm ve cedel'in din disi oldugunu görerek fikh'a yöneldi "Arkadasini tekfir etmek isteyen ondan önce küfre düser" diyordu (Hatib el-Bagdâdî Târihu Bagdâd XIII 333) Kendisi bunu söyle anlatir: "Sahâbi ve tâbiin bize gelen konulari bizden iyi anladilar Aralarinda sert münâkasa ve mücâdele olmadi ve onlar fikih meclisleri ile halki fikha tesvik ettiler; fetvâ verdiler birbirinden fetvâ sordular Bunu anlayinca ben de münakâsa cedel ve kelâmi biraktim; selefin yoluna döndüm Kelâmcilarin selefin yolunda olmadigini; cedelcilerin kalpleri kati ruhlari kaba nasslara muhâlefetten çekinmeyen verâ ve takvâdan uzak kimseler olduklarini gördüm" (Ibnü'l Bezzâzi Menâkîbu Ebî Hanife I 111)![]() Numân babasiyla onalti yasinda hacca gittiginde ortada tâbiînden Atâ b Ebî Rebâh Abdullah Ibn Ömer ile tanisarak onlardan hadis dinledigi rivâyet edilir (Abnü'l Esir Üsdü'l-Gâbe III 133) Kendisi tâbiînden sayilir ve etbau 't-tâbiînin büyüklerindendir Onun gençliginde çaginin bütün düsünce akimlarini izledigi ihtilâflari çok iyi tesbit ettigi zikredilmektedir (Sa'râni Tabakatü'l-Kübrâ I 52-53) Fikihta karar kilip selefin yolunu izlemeye basladiktan sonra gelenege uyarak kendisine bir üstad âlim seçti Onsekiz yil Irak'in büyük fakihi Hammâd b Ebî Süleyman (ö 120/737)'in derslerine devam etti Onun vekîli oldu ve on yillik ögrencilikten sonra kendi kürsüsünü açmak istediyse de altmis kadar fetvasinin kirkinin Hammâd tarafindan tasvib edildigi ve yirmisinin düzeltildigini görünce bundan vazgeçerek onun ölümüne kadar vekâletinde bulundu Özellikle o sirada varolan su dört fikhi ögrendi: Istinbat Hz Ömer fikhi Abdullah b Mes'ud fikhi Abdullah b Abbâs fikhi Birincisi ser'i hakikatleri arastirip ortaya koymaya ikincisi maslahata üçüncüsü tahrice dördüncüsü Kur'ân ilmine dayanan okuldu (Muhammed Ebû Zehra Islâm'da Fikhi Mezhepler Târihi Çev: Abdulkadir Sener II i32)![]() Hocasi Hammâd b Ebî Süleyman Ibrahim en-Nehaî ve Sa'bî gibi iki büyük âlimden fikih okudu Abdullah b Mes'ud ve Hz Ali'nin fikhina sahip Kadi Sureyh Alkame b Kays Mesruk b el-Ecda'in fikhindan faydalandi Ebû Hanife'nin fikhinda daha ziyâde Ibrahim en-Nehaî okulunun tesiri görülür Dehlevî "Hanefi fikhinin kaynagi Ibrahim Nehaî'nin kavilleridir" der (Sah Veliyullah Dehlevî Huccetullah'il Bâliga i 146) Ayrica Ebû Hanife "istihsan" kullanmada tartisilmaz bir ilim elde etmistir Onun tâcir olarak halkin günlük hayatiyla iç içe olusu ve sik sik ilim merkezlerine seyahat edip birçok âlim ile düsünce alisverisinde bulunmasi bu alanda sayginligina sebep olmustur Hac seyahatlerinde tâbiîn âlimlerinin ileri gelenleriyle görüsmüs ilmî sohbetlerde bulunmus onlardan hadis dinlemistir Atâ b Ebî Rebâh Atiyye el-Avfi Abdurrahman b Hürmüz el-A'rec Ikrime Nâfi' Katâde bunlardan bazilaridir (Zehebî Menâkibu'l-Imâm Ebi Hanife ve Sahiheyni Ebi Yûsuf ve Muhammed b el-Hasen Misir) Kendisi söyle der: "Hz Ömer'in fikhini Hz Ali'nin fikhini Abdullah b Mes'ud'un ve Abdullah Ibn Abbâs'in fikhini onlarin ashâbindan aldim" (M Ebû Zehra Ebû Hanife 44)![]() Ebû Hanife ilimle ugrasirken ticareti de bütünüyle birakmadi Bu onun helâl rizik kazanmasini sagladigi gibi ticarî kazancini ve talebelerinin ihtiyaçlarinin karsilanmasini bagimsiz bir ilim meclisi kurmasini da sagladi Ebû Yûsuf'un parasinin bittigini söylemesine ihtiyaç birakmadan o Ebû Yusuf'u murâkabe eder yardimda bulunurdu Gücü yetmeyen talebelerinin de evlenmesini saglardi (Zehebî a g e 39) Birçoklari ticarette Ebû Hanife'yi Ebû Bekir'e benzetirdi; çünkü o bir mali satin alirken sattigi zamanki gibi emânet kâidesine uyar kötü mali üste iyisini alta koyardi muhtaç saticiyi sömürmezdi Bir defasinda bir kadin satmak üzere ona bir ipek elbise getirdi O fiyatini sordu Kadin yüz dirhem istedi Ebû Hanife degerinin yüz dirhemden fazla ettigini söyledi Kadin yüzer yüzer artirarak dört yüze çiktiginda Ebû Hanife daha fazla edecegini söyleyince kadin "Benimle egleniyor musun?" demisti Ebû Hanife de "Ne münasebet bir adam getirin de fiyat takdir ettirelim" dedi Adam çagrildi ve fiyati takdir etti: Ebu Hanife o mali bes yüz dirheme satin aldi Bu olay o zamandan beri halk arasinda günümüze kadar anlatilarak ticarette dürüstlüge dâir bir darb-i mesel haline gelmistir![]() Ebû Hanife vakar sahibi bir insandi Tefekkürü çok konusmasi az Allah'in hudûdunu olabildigince gözeten dünya ehlinden uzak duran faydasiz ve bos sözlerden hoslanmayan sorulara az ve öz cevap veren çok zeki bir müctehiddi Fikhi sistematik hale getirip bütün dünyevî meselelerin leh ve aleyhteki biçimlerini ortaya koyarak ve saglam bir akîde esasi çikararak doktrinini meydana getirmistir Ebû Hanife'nin binlerce talebesi olmus bunlarin kirk kadari müctehid mertebesine ulasmistir (el-Kerderî Menâkibu'l-Imâm Ebû Hanife II 2i8) Müctehid ögrencilerinden en meshurlari Ebû Yusuf (i58) Muhammed b Hasan es-Seybânî (i89) Dâvûd et-Tâ; (i65) Esed b Amr (i90) Hasan b Ziyâd (204) Kasim b Maan (i75) Ali b Mushir (i68) Hibban b Ali (i7i)'dir Ebû Hanife'nin fikih okulu talebelerine verdigi dersler ile ondan fetvâ istemeye gelen halk için verdigi fetvâlardan meydana gelmistir Ders verme usûlü eski filozoflarin diyalektik akademi derslerini andirmaktadir Bir mesele ortaya atilir; bu talebeleri tarafindan tartisilir ve herkes görüsünü söyler; en son olarak Imam delil ve istinbat ile bir karara ulasilmasini saglar ve karari delillerden ayirarak veciz cümleler halinde yazdirirdi Bu sözleri en yakin müctehid talebeleri tarafindan sonradan mezhebin fikih kaideleri haline getirilirdi Onun ilim meclisi bir istisâre bir diyalog merkezi bir hür düsünce okulu idi Ebû Hanife'nin halkin sevgi ve saygisini kazanmasinda; fetvâlarinin her yerde hakli olarak tutulmasinda; ilmi ihtilaflardan arindirip halka selefin yaptigi gibi bilgi aktarmasi fitnelere bulasmamasi ve takvasi etkili olmustur Onun talebelerine verdigi ögütlerde ilimde hür düsünce ve arastirmanin yollarinin tutulmasi câhil ve mutaassiplardan uzak durulmasi gibi önemli kayitlar vardir: "Halka yaklas fâsiklardan uzaklas Insanliginda kusur etme kimseyi küçük görme Bir meselede görüsünü sorana bilinen görüsü tekrarla ve sonra o meselede su veya bu sekilde baska görüsler de bulundugunu zikret Halka yumusak davran bikkinlik gösterme onlardan biriymissin gibi davran " Ebû Hanife kimseye "benim görüsüm en dogrudur" demedi; hattâ kendisinin de bir görüsü oldugunu ama daha iyi bir görüs getirene uyacagini söylerdi Yine o talebelerine kendisinden her isittigini yazmamalarini çünkü yarin görüsünü degistirebilecegini ifade ederdi Demek ki hiç bir zaman kendisi mezhebî taassub içinde olmamistir Aktif bir sekilde olmasa da döneminin siyasî hareketlerine katildi Hayatinin bir bölümü Emevilerin bir bölümü Abbâsilerin hâkimiyetinde geçti Her iki dönemde de siyâsal iktidara karsiydi Onun siyâsetini ehl-i beyt taraftarligi belirliyordu Ehl-i beyt'e büyük muhabbeti vardi Abbâsîler iktidara geldiklerinde ehl-i beyt'i gözeteceklerini söylemislerdi Ancak onlarin iktidara geldikten bir süre sonra ehl-i beyt'e zulmetmeye devam ettiklerini görünce onlara da karsi çikti Derslerinde firsat buldukça iktidari tenkid etti Her iki siyasal iktidar devrinde de kendisinden süphelenilmis onu kendi taraflarina çekmek halk nezdindeki itibarindan yararlanmak için kendisine kadilik görevini teklif etmislerse de o her iki dönemde de teklifleri reddetmis ve bu sebepten dolayi iskenceye ugramis hapsedilmistir (Ibnü'l-Esir el-Kâmil fi't-Târih V 559) Imam takvâsi firâseti ilmî dürüstlügü ve görüslerini iktidara karsi kullanmasi ile halkin büyük sevgisini kazandi Abbâsi yönetimi ile hiçbir zaman uyusmadi uzlasmadi Ticaretten kazandigi helâl rizikla ilmini destekledi Hattâ o Zeyd b Ali'nin imamligina zimnen bey'at etmisti Hz Ali'nin torunlari kendisi gibi birer birer isyan edip sehid edilirken Imam Zeyd için Ebû Hanife söyle diyordu: "Zeyd'in bu çikisi -Hisâm b Abdülmelik'e isyani- Rasûlullah'in Bedir günündeki çikisina benziyor " Ebû Hanîfe'nin ehl-i beyt imamlari ile olan birlikteligi Emevi ve Abbâsi yönetimlerine karsi tavri dikkat çekici bir tavirdir i45 yilinda Hz Ali (r a )'in torunlarindan Muhammed en-Nefsü'z Zekiye ile kardesi Ibrahim'in Abbâsilere isyan etmeleri ve sehîd olmalari karsisinda Ebû Hanife Irak'ta Imam Mâlik Medine'de açikça iktidari telkin etmisler bu yüzden ikisi de kirbaçlatilmis iskence görmüs ve hapsedilmislerdir Ebû Hanife alenen halki ehl-i beyt'e yardima çagirdigi için hapsedildi ve her gün kirbaçlatildi Bunun sonucunda yetmis yasinda sehidler gibi öldü Zehirletildigi de rivâyet edilir (en-Nemeri el-Intika 170) Bagdat'ta Hayruzan mezarligina defnedildi cenazesinde binlerce insan hazir bulundu Kaynak :): ツ SonFrm.com | Sonsuzluga giden tek Yol.. [Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Kaynak :): ツ SonFrm.com | Sonsuzluga giden tek Yol.. [Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Ölümünden sonra ders halkasini Ebû Yusuf sürdürdü Vefâtindan sonra fetvâlari yazilip doktrini sistemlestirildi Hanefilik kanun ve asillariyla Islâm dünyasinin dört bucagina yayilmistir Mezhebi sistematik hale getiren Imam Muhammed es-Seybânî'dir el-Asl el-Câmi'ü's Sagir el-Câmi'ü'l-Kebîr ez-Ziyâdât es-Siyerü'l-Kebû'i yazan odur Bu kitaplar güvenilir rivâyetler olarak zikredilerek "Zâhirü'r Rivâye" veya "Mesâilü'l-Usûl" adiyla mezhebin ana kaynaklari sayilmistir (Bk Hanefi mezhebi) Talebelerinin toparladigi "el-Fikhu'l Ekber" kesin olarak Imam Âzam'a aittir ve ehli sünnet akidesinin temel kitabidir (Imam Fahrü'l Islâm Pezdevî Usûlü'l-Fikh I 8; Ibnü'n-Nedîm Kitâbü'l-Fihrist I 204) Ayrica el-Fikhü'l Ebsât Kitâbü'l Alim ve'l Müteallim Kitâbü'r Risâle el- Vasiyye el-Kasîdetü'n Numâniye Marifetü'l-Mezâhib Müsnedü'l-Imam Ebî Hanife adli eserler de imamdan rivâyet edilmistir Bunlarin yanisira kaynak ve arastirmalarda nüshalari bulunamayan baska eserlerden de söz edilmistir![]() Ebû Hanîfe önceleri Kelâm ilmiyle ugrasmis ve birtakim tartismalara katilmis olmasina ragmen cedelcilerin iddiali üslûbundan uzak kalmistir Ictihadlarini degerlendirirken kendisi söyle demistir: "Bu bizim reyimizle vardigimiz bir sonuçtur Kimseyi reyimize zorlamaz kimseye 'bunu kabul etmeniz gerekir' demeyiz Bizim gücümüz buna yetiyor bize göre en iyisi budur Bundan daha iyisini bulan olursa buyursun getirsin onu kabul ederiz" (Zehebî a g e![]() 2i) Kendisine tâbi olacak kimselere de su tavsiye ve ikazda bulunmustur: "Nereden söyledigimizi (verdigimiz hükmün delil ve kaynagini) tetkik edip bilmeden bizim reyimizle fetvâ vermek hiçbir kimse için helâl olmaz " O bir tek kisi ya da mezhebin Islâm'i kusatmasinin mümkün olmadigini biliyordu Ne Ebû Hanife ne baska bir Imam kendi ictihadi hakkinda böyle bir iddiada bulunmustur Onlar hep sahih sünnetin asil oldugunu sahih sünnet ile sözleri çatistigi takdirde sahih sünnet ile amel edilmesi gerektigini ögrenci ve izleyicilerine özenle tavsiye ve ikaz etmislerdir![]() Mezhepleri günümüze kâdar varligini sürdüren Ehl-i Sünnet mezheplerinden dördü arasinda ilk tedvin edilen mezhep Hanefi mezhebi olmustur Irak'ta dogan bu mezhep hemen hemen bütün Islâm dünyasinda yayildi Abbâsiler döneminde kadilarin çogu Hanefi idi Selçuklularin Harzemsahlarin mezhebi de Hanefilik idi Osmanli döneminde de resmi mezhep Hanefilik olmustur (Izmirli Ismail Hakki Yeni Ilm-i Kelâm Ankara 1981 127)![]() Ebû Hanife yetmis yillik ömrünü fetvâ vermek ders halkasinda talebe yetistirmek ilmî seyahatlerde bulunmak ve ibadet etmekle geçiren Islâm âleminin yetistirdigi büyük müctehidlerden biridir Elli bes defa hacca gittigi nakledilir (Izmirli I Hakki a g e 127) Bu duruma göre o her sene hac yapmistir![]() Imâm-i Âzam usûlünü söyle açiklamistir: "Rasûlullah (s a s )'den gelen bas üstüne; sahâbeden gelenleri seçer birini tercih ederiz; fakat toptan terketmeyiz Bunlardan baskalarina ait olan hüküm ve ictihadlara gelince biz de onlar gibi ilim adamlariyiz ""Allah'in kitabindakini alir kabul ederim Onda bulamazsam Rasûlullah'in güvenilir âlimlerce mâlum ve meshur sünnetiyle amel ederim Onda da bulamazsam ashâbindan diledigim kimsenin re'yini alirim![]() ![]() Fakat is Ibrâhim Sâ'bi el-Hasen Atâ![]() ![]() gibi zevâta gelince ben de onlar gibi ictihad ederim" (el-Mekkî Menâkib I 74-78; Zehebî Menâkib 20-21; M Ebû-Zehra Târihü'l-fikh II i6i; A Emin Duha'l Islâm II i85 vd)![]() Imam Muhammed de "Ilim dört türdür: Allah'in kitabinda olan ile ona benzeyen Rasûlullah (s a s )'in saglam bir senetle nakledilen sünnetinde sâbit olanlar ile ona benzeyenler Rasûlullah'in ashâbinin icmâ'i ile sâbit hükümler ile onlara benzeyenler ve nihâyet Islâm fukahâsinin çogu tarafindan sahih ve güzel oldugu kabul edilenlerle bunlara benzeyenlerdir" (Ibn Abdilber el-Câmi' II 26) demistir![]() Ebû Hanife'ye hadis konusunda bir kisim tenkidler yapilagelmistir Bunlar: Ebû Hanife hadiste zayiftir (Ibn Sa'd Tabakatü'l-Kübra VI 368); Re'yi ile sahih hadisleri reddeder (M Zâhidü'l-Kevserî Te'nib 82 vd ); Onun nezdinde sahih olan hadis sayisi onyedi veya elli civarindadir (Ibn Haldûn Mukaddime 388 ) seklinde özetlenebilir![]() Gerçekte Ebû Hanife hadis ilminde meshur muhaddisler kadar mütehassis degilse de "ictihad sûrâsi"nda bu konuda kendisine yardimci olan hadis hâfizlari vardir (M Zâhidü'l Kevserî a g e![]() 152) Ictihadinda bizzat üstadlarindan ögrendigi dörtbin kadar hadis kullanmistir (Mekkî Menâkib II 96) Bazi hadisleri Hz Peygamber'e ait olusunda süphe bulundugu baska bir deyisle hadisin sihhatini tesbit için ileri sürdügü sartlara uymadigi için reddetmistir (Ibn Teymiyye Raf'u'l-Melâm 87 vd ) Yoksa Ebû-Hanife degil sahih hadisleri reddetmek mürsel ve zayif hadisleri dahi kiyasa tercih ederek tatbik eylemistir (Ibn Hazm el-Ihkâm 929)![]() Diger taraftan Kiyas yüzünden Ebû-Hanife'ye tenkit yöneltenler haksizlik etmistir Çünkü sahâbeden beri kiyas tatbik edilmis ve diger imamlar da az veya çok miktarda bu metodu kullanmislardir Ebû Hanife: i-Kiyasi kâidelestirmis 2- Sik kullanmis 3- Henüz vuku bulmamis hâdiselere de tatbik etmistir (ibn Abdilber a g e![]() II 148; Ibnu'l-Kayyim Ilâmü'l-Muvakkim 1 77-277 M Ebû-Zehra Ebû-Hanife 324; A Emin a g e![]() II i87)![]() Yine "Istihsan" metodu basta Sâfii olmak üzere birçok âlim tarafindan agir bir sekilde mahkum edilmis ve bazi kimseler tarafindan da yalniz Ebû Hanife'ye nisbet edilmistir Halbuki mesele mukayeseli bir sekilde incelendiginde istihsani reddedenlerle kabul edenlerin buna verdikleri mânânin çok farkli oldugu görülecektir![]() Imam Sâfii'ye göre Istihsan; "Bir kimsenin keyfine göre bir seyi begenmesi güzel bulmasidir " Bir kölenin bedelini bile tayin edecek olan kimse onun benzerini gözönüne alarak bu isi yapar Eger benzerine aldirmadan bir deger biçerse tutarsiz ve haksiz bir is yapmis olur Allah'in helâl ve harami ise bundan çok daha önemlidir Bir kimse haber veya kiyasa istinad etmeden hüküm verirse günahkâr olur (er-Risâle 507-508) Istihsan ile hükmeden Allah'in emir ve nehiyleriyle bunlarin benzerlerini terketmis kafasina estigi gibi davranmis olur (el-Umm VII 267-272)![]() Kaynak :): ツ SonFrm.com | Sonsuzluga giden tek Yol.. [Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Ibn Hazm'da Istihsan nefsin arzuladigi begendigi sekilde hükmetmektir (el-Ihkâm 42) "Bu bâtildir çünkü delili yoktur arzuya tâbi olmaktan ibarettir; arzu ve zevkler ise insandan insana degisir" (Ibtâlu'l-Kiyas 5-6) demistir![]() |