ツ SonFrm.com | Sonsuzluga giden tek Yol..  
Go Back   ツ SonFrm.com | Sonsuzluga giden tek Yol.. > İslam ve Din > İslamiyet

Yeni Konu aç  Cevapla
 
Seçenekler Arama Stil

Alt 14-09-2009   #1
Musty...

Musty... - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

Musty... Musty... isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye Numarası: 142
Üyelik tarihi: 09 / 2009
Bulunduğu yer: sence xD
Yaş: 19
Mesajlar: 2.162
Cinsiyet:
Teşekkür Etmiş: 99
Teşekkür Almış: 161
Standart süleyman as

süleyman as

Her hayvanın dilini bilirdi

İsrâiloğullarına gönderilen peygamberlerden[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Dâvûd aleyhisselâmın oğludur[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Yâkûb aleyhisselâmın neslindendir[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Kudüs yakınlarındaki Gazze şehrinde doğdu[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Hem peygamber hem sultandı[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Çocokluğundan beri bilgili iyilik ve adâleti seven biri olarak tanınmıştı[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] On iki yaşındayken babasının yerine geçip sultan oldu[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Daha sonra kendisine Allahü teâlâ tarafından peygamberlik verildi[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Dünyâda hâkim olan dört kişiden biridir[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Ona peygamberlik verildiği Kur'ân-ı kerimde En'âm sûresi 84[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] âyette bildirilmektedir[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Süleymân aleyhisselâm; ''Yâ Rab! bana hiçbir kimsede bulunmayan bir kudret ve devlet ihsân eyle[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...]'' diye duâ etti[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Duâsı kabul edilip cinlerin rüzgârın ve hayvanların da insanlar gibi Sülaymân aleyhisselâma itâat etmeleri emredildi[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Kendisine ism-i âzam duâsı bütün mahlûkâtın dili ve ililerin sırları öğretildi[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Peygamberlikle birlikte ihsân edilen ilim hikmet ve sultanlık kudretini insanları doğru yola kavuşturmakla ve daha iyi bir hayat yaşamaları için kullandı[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Şehirlerin kurulması yeryüzünün imârı yeşillendirilmesi fen ve sanatta ilerlemesi için emrindekilerin herbirine iş taksimi yaptı[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Yolların yapılması taşların yontulup kazılması demircilik ve derin sulara dalgıçlık gibi zor işleri cinlere verdi[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Çiftçilik çobanlık ticâret sanat gibi işleri de insanlara verdi[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Hayvanları da nöbet tutma yük taşıyıp çekme gibi işlerle görevlendirdi[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] İnsanlardan cinlerden ve hayvanlardan büyük bir ordu kurdu[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Hepsi ona tâbi olup emrine itaat etti[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Süleymân aleyhisselâma verilen bu nimetler Kur'ân-ı kerimde bildirilmektedir[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Peygamberimiz sallallahü aleyhi ve sellem hadis-i şerifte onun duâsı hakkında şöyle buyurdu: ''Süleymân aleyhisselâm Beyt-i Makdis'in binâsını bitirdikten sonra Allahü teâlâdan üç dilekte bulunmuştur: Kendisinden sonra kimseye nasip olmayan ir mülk ve saltanat ilâhi hükme uygun hüküm verme kudretinin bahsedilmesi[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Yanlız namaz kılmak için Mescid-i Aksâ'yı kastedip gelenlerin analarından doğdukları gibi günahsız hâle gelmeleri[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Allahü teâlâ bunlardan ilk ikisini Süleymân aleyhisselâma vermiştir[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Üçüncü dileğinin dekabul edilmiş olmasını umarım[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...]'' Babasının temelini attığı Kudüs'teki Mescid-i Aksâ'yı yapmaya devâm etti[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Yedi senede pek sanatkârâne bir şekilde tamamladı[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Daha sonra Kudüs'te büyük bir saray inşâ etmeye başlayıp on üç senede tamamladı[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Bu binâların yapımı sırasında insanlardan ve cinlerden pekçoğu Süleymân aleyhisselâmın emrinde çalışmışlardı[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Süleymân aleyhisselâmın zamânında barış imâr sanat ve ilim iyice ilerlemişti[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Mescid-i Aksâ inşâedilip çeşmeler su kanalları yapıldı[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Köprüler barajlar ve evler inşâ edildi[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Hükmetinin ve büyüklüğünün şöhreti bütün dünyâya yayıldı[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Zamânındaki bütün pâdişâhları ve ileri gelenleri doğru yola sevk etti[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Onun zamânında muhteşem bir saltanata sâhip olan Yemen'de Sebe şehrinde hüküm süren Belkıs'a mektup yazıp Filistin'e çağırdı[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] O da gelip Süleymân aleyhisselâmla görüşerek imân etti[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Belkıs'ın Süleymân aleyhisselâmla mektuplaşması ve Kudüs'e gelmesi Kur'ân-ı kerimde Neml sûresinde uzun beyân olunmaktadır[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...]
Kaynak :): ツ SonFrm.com | Sonsuzluga giden tek Yol.. [Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...]
Süleymân aleyhisselâm Akabe Körfezinden Fırat kenarına kadar kırk sene adâletle hüküm sürdü[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...]Diğer hükümdârlar da kendisine bağlılıklarını bildirdiler[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Ticâret gemileri yapıp Kızıldeniz ve Umman Denizinde ticâret yaptırdı[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Rüzgâr onun emrine verilmişti[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Rüzgâra bibip dilediği yere tahtıyla birlikte kısa zamanda giderdi[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Makâmına oturduğunda ve meclis kurduğunda kuşlar üzerine gelip kanatlarını yanyana gererek bir bulut gibi gölge yaparlar güneş ve yağmurdan korurlardı[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Süleymân aleyhisselâm beyaz tenli güzel nûr yüzlü saçı sakalı gür olup beyaz elbise giyerdi[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Çok edebli hep Allah'tan korkar alçak gönüllü yüksek şanlıydı[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Miskin ve fakirlerle oturur; ''Miskinin miskinlerle oturması uygundur[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...]'' buyururdu[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Ömrünün son ânına kadar Allahü teâlânın takdir ettiği izzetle insanları doğru yola sevk etti[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Herkes tarafından sevilmiş olup hiç kimse onun söylediklerine itiraz etmiyor ve onun emri dışına çıkmıyordu[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Süleymân aleyhisselâm bir gün yapılmakta olan büyük bir sarayın inşâsını kontrol etmeye gitmişti[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Bu binâ bir su kıyısında çok heybetli bir saraydı[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Ustalar işciler cinler sarayın tamamlanmasıyla meşguldüler[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Sarayın balkonuna çıkıp kendisini yanlız bırakmalarını hiç kimsenin yanına yaklaşmamasını emretti[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Sonra da balkonun kenarına âsasını (bastonuna) dayanıp durdu ve etrâfı seyrederek tefekküre başladı[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Bu sırada ömrü bitip eceli gelmişti[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Azrâil aleyhisselâm gelip; ''Şu an dünyâdaki hayâtının son ânıdır[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...]'' dedi[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Süleymân aleyhisselâm: ''Allahü teâlânın takdiri her ne ise o haktır[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Rabbime hamdolsun ki aslâ kimseye zulmetmedim[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Rabbimin emrine itaat etmekte gecikmedim[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Herkesin dönüşü Allahü teâlâyadır[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Görevlendirildiğin emri yerine getir[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...]'' dedi[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Süleymân aleyhisselâm asâsına dayandığı halde ayakta vefât edip uzun bir müddet öylece kaldı[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Saray inşâsında çalışanlar ise her gün işlerine muntazaman devâm ediyor halk da oraya gelip gidiyordu[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Süleymân aleuhisselâmı uzakta ayakta durur vaziyette görüyorlardı[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Fakat vermiş olduğu emir üzerine hiç kimse yanına yaklaşmıyordu[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Nihâyet asâsının yere temas eden kısmını güve kurdu yiyip asâ kırılınca cesedi yere yıkıldı[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] O zaman bu hâlini görenler vefât ettiğini anladılar[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Bu husus Kur'ân-ı kerimde Sebe sûresi 14[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] âyette bildirilmektedir[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Süleymân aleyhisselâm her yere hükmettiğinden zamânında herkes imân etmiş yeryüzündeki pek az imânsız kimse kalmıştı[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Vefâtından sonra İsrâiloğullarının arasındaki birlik bozuldu İlyas ve Elyesa aleyhisselâm peygamber olarak gönderildiler[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Kur'ân-ı kerimde Bakara 102; Nisâ 163; En'âm 84; Enbiyâ 8182; Sebe 12 21; Neml 15'ten 44'e kadar; Sad 30'dan 40'a kadar olan âyetler Süleymân aleyhisselâm hakkındadır[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Süleymân aleyhisselâm Mescid'i Aksâ'ya Mûsâ aleyhisselâmdan beri nesilden nesile geçerek gelen Tevrât'ın içinde bulunduğu Ahid sandığını (Tâbût-i Sekineyi) koydu[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Çünkü Mûsâ aleyhisselâm ümmetinin âlimlerinden Tevrât'ın Ahid sandığına konularak muhâfaza edilmesini istemişti[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Bu durum Mescid-i Aksâ'nın Buhtunnasar tarafından yıkılmasına kadar devâm etti[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Buhtunnasar Kudüs'ü alınca şehri yakıp yıktı[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Mescid-i Aksâ'da bulunan altın gümüş ve diğer mücevherleri alıp Bâbil'e götürdü[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Buhtunnasar'ın Kudüs'ü yağmalaması esnâsında hakiki Tevrât ve Zebûr yakılıp yok edildi[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Muhtelif kimselerin hatırlarında kalan âyetlerini yazmaları neticesinde Tevrât isminde birbirlerini tutmayan çeşitli risâleler ortaya çıktı[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...]
Milâddan yaklaşık dört yüz sene evvel yaşamış olan Azra bunları topladı ve şimdiki Ahd-i Atik'teki Tevrât'ı yazdı[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Süleymân aleyhisselâmın dokuz çeşit mûcizesi vardır[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...]
Mûcizeleri:
1-Sebe sûresi on ikici âyetinde bildirildiği üzere rüzgârlar emri altındaydı[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...]
2-Süleymân aleyhisselâm denizi geçmek istediği zaman suyu çekilerek yol açalır geçtikten sonra yine kapanırdı[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...]
3- Âyet-i kerimede bildirildiği üzere bütün cinniler emrindeydi[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Ne zaman istese kendisine büyük büyük köşkler sûretler çanaklar sâbit çömlekler tencereler yaparlardı[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...]
4-Süleymân aleyhisselâmın bir mührü vardı[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Üzerinde ism-i âzam duâsı yazılıydı[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] O duâ ile her istediği kolay olurdu[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...]
5- Karıncalara varıncaya kadar her hayvanın sesini işitir dillerini anlardı[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...]
6-Nereye gitmek istese rüzgâr emride olduğından kürsüsünü kaldırır kürsüsünü berâberinde götürürdü[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...]
7-Cinniler vâsıtasıyla denizdeki incileri cevherleri yerde bulunan defineleri bilirdi[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Kendisine Allahü teâlâ tarafından bildirilmeyen birşey yoktu[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...]
8-Neml Vâdisinde maiyetiyle berâber bir dağ üzerine konup kaldığı esnâda o dağın yeşillik çimenlik olması için mübârek ellerine bir miktar su alıp avucuyla o dağa serpti[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Derhâl dağın üzeri çayırlık çimenlik oluverdi[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...]
9-Süleymân aleyhisselâm bir yere gittiği vakit berâberinde duvarlar da giderdi[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...]

Hz[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] SÜLEYMAN'IN SALTANATI (2)



Hz[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Davud'un on dokuz oğlundan Süleyman aleyhisselâm on üç yaşında onun varisi olarak yerine geçti ve insanlar arasında hak ve adalet ile hükümler yerine getirmek hususunda peygamberlik ve hükümdarlık makamını tuttu[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Allahü Teâlâ'nın nimetlerini anlatıp teşhir ederek kendilerine verilen faziletli ilmi ve mucizeleri tasdik için halkı davet etmek üzere:
— Ey insanlar! Bize kuş mantıki kuş dili öğretildi dedi[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...]
Süleyman aleyhisselâm Allahü Teâlâ'nın kendisine kuş mantıkî ve kuş dilini öğretmesini söylemekle peygamberliğini anlatmış oluyordu[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Hükümdarlığını da ifade etmek için şöyle dedi:
— Bize her şeyden verildi[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Şüphesiz ki bu öğretilen ilimle verilen servet herhalde apaçık bir ihsandır[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Allahü Teâlâ'nın hamd ve senaya lâyık o'an ve mü'min kullarından bir çoğuna bile nasip olmamış bulunan o açık fazilet ve ihsanıdır ki bunun şükrünü eda etmek için Allah'ın kullarını bu nimetten istifadeye davet etmek bir vazife teşkil eder[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...]
Allahü Teâlâ Süleyman aleyhisselâma insan cin ve kuşlardan kurulu ordular ihsan etmişti[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Bunlar baştan sona zabt ve mertebelerine göre kumandanlarıyla sevk ve idare olunuyorlardı
Süleyman aleyhisselâm bu muhteşem ordusuyla bir gün yola çıkmıştı[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Karınca Vadisi üzerine vardıkları zaman dişi bir karınca arkadaşlarına:
— «Ey karıncalar! yerlerinize yuvalarınıza çekilin yoldan savulun; Süleyman ve askerleri sizi kırmasınlar[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Bile bile bir karıncayı sebepsiz öldürmezler amma farkında olmazlar da kırar geçirirler[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Onun için yerlerinize çekilin de kendinizi kırdırmaya sebep olmayın[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...]» Diyerek edep ve nezaket dâiresinde hakimane bir şekilde maiyyetini korudu ki burada ince bir karınca siyaseti vardır[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...]
Fahruddîni Razî der ki: Bâzı kitaplarda gördüğüme göre karıncanın diğerlerine içeriye girmelerini emretmesi şunun içindir ki kavmi Süleyman aleyhisselâmın saltanatını görürler de Allahü Teâlâ'nın kendilerine olan nimeti hakkında nankörlüğe düşerler diye korktu[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] «Sakının sizi kırmasınlar» demekten muradı bu idi yani kuvvei mâneviyyelerinin kırılması idi[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Bu suretle bunda Dünya erbabı ile oturup kalkmanın mahzuruna bir tenbîh vardır[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...]
Bunun üzerine Süleyman aleyhisselâm o karıncanın sözünden gülercesine tebessüm etti[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Karıncanın kavmi hakkındaki tedbir ve siyaseti ile kendi askeri hakkındaki güzel görüşü hoşuna gitti[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Muhtemelen bir karıncanın bunları medih makamında şuursuzlukla mazur görmesi de
tuhafına geldi[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Ve onun bütün bu duygularını Allahü Teâlâ'nın kendisine bildirmesinden de memnuniyetle pek duygulanarak şöyle dua etti:
— «Ey Rabbım![Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Beni nefsime zabit kıl ki bana ve valideynime ihsan buyurduğun nimetine şükredeyim ve hoşnut olacağın iyi bir amel yapayım ve beni rahmetinle salih kulların içine dahil buyur[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...]»
Süleyman aleyhisselâm bu duâsıyla Rabbından iki şey istedi[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Evvelâ kendini nefsine bırakmayıp doğrudan doğruya idare ederek nefsine hâkim kılmasını istedi[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Bunda da hususiyle iki maksat gözetti; birisi kendine ve ana - babasına olan geçmiş nimetlere şükür diğeri de gelecek için rızaya uygun olacak şekilde iyi hizmetler yapmaya muvaffak olmak ki bunun ikisi dünyada âhiret sevabının vesilesini talep ikincisi de salih kulların içinde rahmetine dahil buyur diye âhiret sevabının kendisidir[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Burada salihlikten murad tam ve kâmil mânâda bir salihliktir ki hiç bir günâh lekesi olmayarak Rahman'ın rahmetine kavuşmaktır[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Saltanat tecelliyatının harikalar koparıcı bir deminde Hz[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Süleyman'ın bu duası ile ibraz ettiği kudsî ruh fazilet hisselerinin başı olmak lâzım gelen devlet adamlarına çok yüksek ilhamlar verecek dersleri ihtiva eder[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...]
Süleyman aleyhisselâm bu duasından sonra kuşları uçar kuvvetleri teftiş etti[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Devlet adamlığı Devletin kuvvetlerini ve işlerini parçalarına varıncaya kadar tetkik etmeyi icab ettiriyordu[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Bu teftişinde araştırmalarını bitirdikten sonra:
— «Ben niye Hüdhüd kuşunu görmüyorum? Yoksa kayıplara mı karıştı? Elbette ona şiddetli bir azap ederim veya boynunu keserim yahut da bana her halde açık kuvvetli bir delil getirir[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...]»
Kadı Beyzavî'nin naklettiği şekilde rivayet olunuyor ki Süleyman aleyhisselâm Beyti Makdis'in binasını tamamlayınca hac için hazırlanıp Harem-i Şerife gitti[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Burada dilediği kadar kaldıktan sonra Yemen'e doğru yola çıktı[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Sabahleyin Mekke'den çıkıp öğleyin San'aya vardı[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Buranın arazisi hoşuna gitti ve oraya konakladı fakat su bulamadı[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Hüdhüd ise keşifçisi idi[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Suyu iyi bulurdu[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...][Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Bunun üzerine araştırdı bulamadı[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Çünkü Süleyman aleyhisselâm indiği sırada o havada bir devir yapmış diğer bir Hüdhüd'ün durduğunu görmüş yanına inmişti ikisi anlaşmışlar bunun üzerine onun anlattığını görmek üzere beraber uçmuş daha sonra ikindiden sonra gelip anlatmıştı[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Beyzavî bunu naklettikten sonra:
— «Allahü Teâlâ'nın taaccüp edilecek kudretinde ve has kullarına bahşettiği hususiyetlerde belki bundan daha büyük şeyler vardır Onları tanıyanlar tasdik edip hürmet duyarlar imân sânından olmayan inkarcılar da bıkar ederler» diye bir ihtar yapmıştır[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...]
Burada kuşun bir posta veya keşif teyyaresi gibi düşünülmesi de mümkündür[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Tayyareyi gören zamanımız inkarcılarının bunları inkâr etmesi ise büsbütün manasızdır[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...]
Derken bekledi çok geçmeden Hüdhüd geldi ve mazeretini beyan eden açık ve kat'î bir delil ile gelerek:
— «Ben senin henüz varamadığın yere vardım dolaştım keşiflerde bulundum[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Sence tamam olmayan bilgileri etraflıca kavradım[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Sana Sebe'den ehemmiyetli yakîn bir haber getirdim[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Ben orada bir kadın buldum ki onlara hükümdarlık ediyor[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Kendisine her şeyden verilmiş ve azametli bir tahtı var[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Ben o kadını ve kavmini Allah'a değil Güneş'e secde eder olarak buldum[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Şeytan onlara amellerini yaldızlamış bu suretle Allah'a secde etmemeleri için kendilerini yoldan sapıtmış da doğru gidemiyorlar[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] O Allah ki Göklerde ve Yerlerde gizliyi çıkarır ve neyi saklıyorlar neyi açıklıyorlarsa bilir[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Allah'tan başka ilâh yok ancak O O büyük Arş'ın sahibi O dedi[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...]
Kaynak :): ツ SonFrm.com | Sonsuzluga giden tek Yol.. [Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...]
Hüdhüd'ün anlattığı bu kadının ismi Belkıs binti Şerahîl veya Belkıs binti Hed'hâd ibni Şerahbil olarak bildirilmekte ve 20 sene hükümdarlık ettiği kaydedilmektedir[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...]
Hüdhüd'ün ifa ettiği hizmetin zevkiyle neşeli bir şekilde «senin varmadığın yerlere vardım» diye söze başlamasında Süleyman aleyhisselâma Allahü Teâlâ tarafından bir ikaz cilvesi vardır[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] «Ehemmiyetli yakîn bir haber getirdim» demesinde Devlet kapısına arz olunacak haberlerin iyi tahkik olunarak şüpheden salim olmasının lüzumuna işaret vardır[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Belkıs'ın servet ve saltanatını azametle vasfetmesi de Hz[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Süleyman'ı heyecana getirmek içindir[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...]
Fakat dikkate şayandır ki Süleyman aleyhisselâm Hüdhüd'ün diğer anlattıklarına hiç ehemmiyet vermiyor ancak b kadının ve kavminin Allah'ı bırakıp Güneş'e taptıklarını anlatınca o vakit:
— Bakalım doğru musun yoksa yalancılardan mısın? dedi[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Böylece Hüdhüd'ün «yakîn bir haber» teminatını kâfi görmedi haberi vahid ile amel etmedi[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Zira bir taraftan başkasının hukuku taalluk ediyordu aynı zamanda Hüdhüd kaybolmuş olmak itibariyle töhmet altında bulunuyordu[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Bu bakımdan tahkik ile amel etmek; gerekiyordu[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Bunun için şu emri verdi:
— Şu mektubumu götür de onlara bırak sonra dön kendilerinden de bak neye varacaklar;
Burada Hüdhüd bir posta hizmetinde kullanılmış oluyor[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Fakat bunda bir güvercinin mektup götürmesinden fazla bir şey var[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Çünkü bıraktıktan sonra çekilip netice hakkında bir tecessüs yapması da emrolunuyor[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Hüdhüd bu emri ifa etti[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Onun için Belkıs:
— «Ey milletin ayanı ileri gelenleri dedi[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Bana bakın: Bir mektup bırakıldı bana; çok mühim Süleyman'dan ve şöyle: «Bismillahir-rahmanirrahîm[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Doğrusu bana karşı kafa tutmayın da müslim olarak gelin bana[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...]» Ey milletin eşrafı ey heyet bana bir fetva verin[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Bu işimde vereceğim emir hakkında sizler bana şahit olmadıkça siz hazır olmadıkça ben hiç bir iş yapmış değilim[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Şimdiye kadar Devlet işlerinden hiç birinde diktatörlük yapmadım sizin reylerinizi almadan hiç birini kendiliğimden icra mevldine koymadım her ne emir verdimse sizlerin huzurlarınızda ve reylerinizi alarak verdim[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Onun için bu mektup işinde sizin fetvanızla kuvvet almak istiyorum[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...]» »«Sîzler şehadet etmedikçe» denilmesinden bunların mühim işleri müşavere için huzurunda toplanması mutad olan bir heyet olduğu anlaşılıyor[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Bunların her biri on bin kişiyi temsil etmek üzere üç yüz on iki kişi olduğu da rivayet edilmiştir[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...]
Bu heyete irad olunan bu noktada şimdiye kadar hükümet emrinde diktatörlük yapılmamış olması Övülmek ve reylerinin esas tutulmuş olduğu beyan olunmak suretiyle cemile gösterilerek meşveretin ehemmiyeti tesbit edilmiştir ki bunun zahirî bir parlâmento idaresi emir ve kumandaya müdahale derecesine varmayan meşru bir meşveret ve fetva verme mahiyetinden ileri gitmediği için müfessirler burada yalnız istişarenin ehemmiyetinden bahsetmişlerdir[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...]
Bu heyet Belkıs'a şöyle dediler:
— Biz kuvvet sahipleriyiz ve şiddetli bir harp ehliyiz[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...]
«Biz» diyenler şahıslarını değil mektuba muhatap "olan topluluğun yani Devletlerinin kuvvetini kasdederek teslim olmamak için harbetmek lâzım geleceğini düşünerek kuvvetimiz vardır şiddetli harp edebiliriz diyorlar / bununla beraber harbetmeyiz demiyorlar; ve emre müdahaleyi uygun görmüyorlar da harp olmaksızın bir çare bulunabildiği takdirde memnun olacaklarını andırır bir şekilde selâhiyeti teslim ve siyasî edebe riayet ile sözü şöyle bitiriyorlar:
— Bununla beraber emir sana aiddir[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Bak şimdi ne emrediyorsun? Harp mi yaparsın yoksa sulha çare mi bulursun? Bunun üzerine Belkıs dedi ki:
— Muhakkak ki hükümdar kısmı bir memlekete harp yoluyla girdikleri vakit onu bozar perişan ederler[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Azîz olan ahalisini zelîl kılarlar[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Kati esaret haps ve yoketme vesaire gibi çeşitli zillet ve felâkete mâruz kılarlar[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Böyle de yaparlar mı yaparlar[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] «Bana kafa tutmayın» diyen Süleyman da böyle yapar[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Bu itibarla harpten mümkün olduğu Kadar sakınmak ve memleketi istilâya sebebiyet vermemek icabeder[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Ve her halde ben onlara bir hediye ile elçi göndereceğim de bakacağım; gönderilenler ne ile dönecekler? Yani bu şekilile onların huylarını yoklayacağım da ona göre hareket edeceğim[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Bakalım mal ile savulabilecek kimseler mi?
Bu karar üzerine gönderilen elçi Süleyman aleyhisselâma vardı[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Fakat o bu hediyeyi kabul etmeyerek şu suretle reddetti:
— Mal ile bana imdad mı ediyorsunuz? Allah'ın bana verdiği size verdiğinden daha iyi[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Hayır siz hediyenize güveniyorsunuz[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Dön onlara vallahi karşı gelemiyecekleri ordularla varırım da oradan kendilerini zinetler içinde hor hakir oldukları halde çıkarırım[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...]
Kaynak :): ツ SonFrm.com | Sonsuzluga giden tek Yol.. [Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...]
Elçiler Belkıs'e varıp Süleyman ale'yhisselâmın dediğini anlattıklarında «bilmiş olunuz ki vallahi bu sade bir hükümdar değil biz buna takat getiremeyiz» demiş ve tekrar bir elçi gönderip «milletin beyleriyle huzuruna geliyorum emrini ve davet ettiğin dinini görmek arzusundayım» diyerek beraberinde büyük bir toplulukla hareket etmiş ve tahtını köşklerinin en sağlam ve muhafazalı yerine koydurup kapıları kilitleyerek ehemmiyetli şekilde emniyet altına aldırmış idi[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...]
Süleyman aleyhisselâm onların hediyelerine güvendiklerini bilmişti[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Bunun üzerine hediyelerini tehditli bir şekilde iade edince tekrar geleceklerini de bildiğinden gelir gelmez imânlarına vesile olacak bir harika göstermek istedi ve yanındaki askerlerinin kumandanlarına şöyle dedi: — Ey heyet! O kadının tahtını kendileri bana müslim olarak gelmezden evvel hanginiz getirir?
Cinlerden şer ve kötülükte ileri gitmiş tuttuğunu devirir kuvvetli becerikli ele avuca girmez bir ifrit:
— Ben o tahtı makamından kalkmadan evvel sana getiririm[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Muhakkak ben bu işi yapmaya karşı her hâlde kuvvetliyim eminim; hem kolay getiririm hem de hiç bir hiyanet etmem değiştirip bozmadan hiç bir şeyi kaybetmeksizin getiririm diye te'kidlerle teminatta bulundu[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...]
«Makamından kalkmadan evvel» diyor ki Süleyman aleyhisselâm'ın makamında her gün sabahtan öğleye kadar oturduğu rivayet edilmektedir[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...]
Nezdinde kitaptan bir ilim bulunan bir zat ise:
— Ben o tahtı sen gözünü kırpmadan evvel getiririm dedi[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Böyle derdemez de Belkıs'ın tahtını yanında durur vaziyette gören Hz[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Süleyman şöyle dedi:
— Bu Rabbımın mutad cereyan eden sünnetinden değil fazıl ve ihsanındandır[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Bu beni imtihan için ki şükür mü edeceğim yoksa nankörlük mü? Her kim şükrederse sırf kendi lehine eder her kim de nankörlükte bulunursa şüphe yok ki Rabbım ganîdir kerem sahibidir[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...]
Nezdinde kitaptan bir ilim bulunan bu zatın Hızır aleyhisselâm Süleyman aleyhisselâmın kendisi ve alimlerin ekserisine göre veziri Asaf ibni Berhıya'dır ki Sıddik olup dua edilince icabet olunan ismi âzami bilirdi[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Hz[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Süleyman'ın bir mucizesi olmak üzere veziri böyle bir keramet göstermiştir[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Şüphesiz ashabından böyle bir kerametin zahir olması kendisinin daha çok yüksekliğine delâlet eder[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Ve bu ilim ona verilen ilimden olduğunu anlatır[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Bu taht Hz[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Süleyman'ın San'ada bulunduğu rivayetine göre üç günlük mesafeden getirilmiş oluyor[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Zira San'a ile Sebe' arası bu kadar zamanda katediliyordu[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] O sırada San'adan dönüp Şam arzında bulunduğu rivayetine göre ise iki aylık mesafeden getirilmiş olmaktadır[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Bu kadar mesafeden bir taht göz kırpıncaya kadar nasıl gelir? Şüphe yok ki bu alelade vak'alardan değil bir keramet ve mucize olmak üzere söz konusudur[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Âsaf'ın bunu söylemesi ile getirmesi bir olmuştur[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Yani söyleyinceye kadar getirmişti[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Çünkü ilmini biliyordu[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Bir saniyede binlerce kilometre sür'at zamanımız fen efkârının düşüncesine alışmış olduğu meselelerdendir[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Mühim olan nokta ancak bu hareketi yapmak için tatbik olunacak kuvveti bilmekten ibarettir[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Bir sâkiada bir cereyanda bir telgrafta görülen bu sür'at bir kütlede de görülebilir[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Yalandan tesir icra ettiğini gördüğümüz iradenin bir telsiz gibi uzakta da âmil olduğunu gösteren misâller de yok de'ğildir[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Bu cazibe ile cisimlerin fezada uçuştuğu bir irade ile uzuvların bedende oynadığı gibi bir irade ile afaktaki bir cismin mekân atlaması da Kitap'ta Levhi Mahfuz'da sabit plan ilimdendir[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...]
Tahtın gelmesinden sonra Süleyman aleyhisselâm maiyyetine şu emri verdi:
— O kadın için tahtını yabancılaştırın o değilden gösterin[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Bakalım doğruyu bulacak mı? Kendi tahtı olduğunu bilecek vaziyeti kavrayacak hakikati anlayacak mı? Yoksa yola gelmezlerden mi olacak?
Tahtının getirilmiş olması hayret verici bir tasarrufla mülk ve saltanatının elinden alınmış olduğuna delâlet eder[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Böyle müthiş bir anda o tahtın onun tahtı değilmiş gibi gösterilmesinde ve değişiklikler yapılmasında büyük bir nezaket ibraz edilmiş ve bununla Belkıs'ın istidadı üzerinde bir tecrübe yapılmak istenmiştir[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...]
Belkıs Süleyman aleyhisselâmın huzuruna geldiği zaman:
— Böyle mi senin tahtın denildi[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...]
Bu senin tahtın denilmedi o değilmiş gibi gösterildi[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...]
Sebe' melikesi Belkıs:
— Sanki o o bununla beraber bize bundan evvel ilim verildi[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Bu mucizeden önce Hüdhüd'ün mektup getirmesi gibi müşahade ve diğer duyduklarımız ile Allahu Teâlâ'nın kudretine ve senin peygamberliğinin doğruluğuna ilmimiz hâsıl oldu[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Ve müslüman olduk inandık teslim olduk dedi[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...]
Hiç şaşırmadan vaziyeti olduğu gibi kavrayarak idarei kelâm etti[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] öyle de evvel niye gelmemişti? Daha evvel Allahü Teâlâ'dan başka taptığı şeyler dünya saltanatı kendisini alıkoymuştu[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Çünkü kâfir bir kavimden idi[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...]
Kendisine köşke girmesi söylendiği zaman köşkün etrafını görünce bir deniz sandı ve inciklerinden
Bunun üzerine Süleyman aleyhisselâm:
— O sırçalardan döşenmiş cilâlı parlak bir meydandır[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Bir sırça saray ve içinden meydanına kadar büyük bir havuz yapılıp su salınmış içine balık vesair deniz hayvanları konulup üzeri şeffaf cam ile döşenmiştir[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...]
O zaman Belkıs şöyle dedi:
— Ey Rabbım![Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Şüphe yok ki ben önceden nefsine zulmetmişim boş şeylere tapmışım[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Şimdi Süleyman'ın yanında islâm'a erdim âlemlerin Rabbı Allah'a teslim oldum[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...]
Müfessirlerin ekserine göre Süleyman aleyhisselâm Belkıs'ı zevceliğe kabul etmiş ve mülkünde bırakmıştır[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...]
Ataları Sebe ibni Yeşcüb ibni Ya'rub ibni Kahta'nın namıyla anılan Sebe kavmi önceleri Güneşe taparlarken melikeleri Belkıs idaresinde Hz[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Süleyman'a itaat ederek memleketlerini kurtardıktan başka hayli yükselmişlerdi[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Merkezleri ve meskenleri Yemen'de Me'rib şehri idi[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...]
Vaktiyle bunların iskân ettikleri yerde bir ibret vâki olmuştu[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Şöyle ki; sağ ve soldan iki Cennet iki taraflı bağlar ve bostanlar hal lisanı ile diyorlardı ki:
— Rabbınızın rızkından yiyin de O'na şükredin[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Bu nimetlerinin kıymetini bilerek ona göre ibadette bulunun[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Çünkü beldeniz bir belde tayyibe gayet hoş bir belde[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Rabbınız mağfireti çok bir rab[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Önün için şükrünü bilin de iyi hizmetler edin[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...]
Fakat buna Sebe'liler itiraz ettiler[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] On üç peygamberleri kendilerini hakka davet ettikleri halde şükürden kaçındılar hizmetine bakmadılar[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Bu hareketlerinin bir cezası olarak da Allahü Teâlâ üzerlerine Arim deresinin ve seddinin selini salıverdi[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...]
Bu Arim şeddi öyle ihtişamlı idi ki ilk olarak Sebe ibni Yeşcüti tarafından yapılmış ve ona yetmiş kadar çay akıtılmış uzak vadilerin selleri içerisine çevrilmişti[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Daha sonra Yemen kabilelerinin babası olan Hmıyer tamirler yapmış Lokmanı Ekber ibni Ad taşlarını kalay ve demirle perçinlemiş Zülkarneyn inşaalarda bulunmuş Belkıs da iki dağ arasını taş ve zift ile kapatarak menbâ ve yağmur sularını biriktirmiş sulama ameliyesi için lüzumu kadar arklar bırakmıştı[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Seddin sahası beşbin metrekare olduğu rivayet edilmektedir[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...]
Arîm selinden sonra Sebe kavminin o iki Cennetleri iki taraflı bağ ve bostanları buruk yemişli acı ılgınhk kekremsi sidirlik halinde iki harap Cennete çevrildi[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Allahü Teâlâ bunu onlara nimete nankörlüklerinden dolayı belâ kılmıştı[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Çünkü o hep öyle çok nankör olanları cezalandırır[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...]
Allahü Teâlâ Sebe kavmine mübarek kılıp bereketlendirdiği Şam beldeleri ile sırt sırta bitişik bir vaziyette köyler ihsan etmiş ve o beldelerde gidiş ve gelişleri muayyen ölçü üzere tertip ve tanzimde bulunmuştu[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] O köylerin her biri yolcular için birer istasyon ve birer konaklık halinde idi; birinden çıkan kişi azık taşımadan açıkta yatmadan ve tehlike görmeden diğerine gidebiliyördu[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] öyle ki o açık köyler içinde gecelerce ve gündüzlerce emniyet ve asayiş içinde gidip gelmek imkânı her zaman mevcuttu öyle intizamlı öyle emniyetliydi[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Ciddî bir süvari iki aydan fazla bu mâmûrelik içinde giderdi ve dört aylık mesafeden ahali yekdiğerinden ateş alıp verirlerdi[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Böylece yalnız Sebe değil Yemen'den Şam'a kadar Arabistan'ın bütün vaziyeti bu şekilde bir mâmûrelik içindeydi ki çok dikkate şayandır[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...]
İşte bu nimete karşı da Sebe'liler nankörlük yaparak:
— Ey Rabbımız bizim bu seferlerimizin mesafesini uzaklaştır dediler[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...]
İsrail oğullarının hayır olan yüceyi aşağı nesneye değişmek istedikleri gibi bunlar da o mâmûriyetten bîzarhk gösterdiler onların aralarından kalkarak aralarına uzun mesafelerin sahraların girmesini istediler[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Zira belâlarını aradılar[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Halis müminlerden ibaret bir bölükten başkası Şeytana uydular onun ardınca sürüklendiler[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Allahü Teâlâ da kendilerini efsânelere masallara çevirdi ve didik didik darmadağınık etti; Gassan Şam'a katıldı Emmar Yesrib'e Cüzam Tihâme'ye Ezd Umman'a vesaire[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...][Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...][Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...]
Şüphesiz ki Sebe'lilerin bu kıssasında çok şükredecek her çok sabırlı için elbette alacak delâletler vardır[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Çok şükredici olmak için çok sabırlı olmak lâzımdır işte böyle çok sabırlı olup çok da nimetlere ermek ve çok şükredici olmak şânından olan kimseler için burada mühim ibretler bulunmaktadır[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Heva ve heveslerini zabtedip zahmetlere meşakkatlere tahammül ederek vazife ve ibadetlerine çalışan sabırlı kimseler memleketlerini Allah'ın yardımıyla Cennet gibi imâr eder nimetlere eserler[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Allah'ın pek az olan şükredici kullarından olmak isteyenler de o nimetlerle azmayıp yine sabır ve sebat ile şükrüne başlayarak sabır ehli cihadı içinde bulunurlar[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...][Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...]
Hz[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Süleyman Beyt'ül Makdis'i yaptırdığı sırada çağırdığı san'atkârlar içinde sanat hilelerine vakıf bir takım Şeytanların kurdukları bir ihtilâl yüzünden bir müddet nüfuzunu yitirmiş yahud tahtından ayrı düşmüş; bu suretle tahtında ya kendisi kuvvetsiz bir cesed hâlinde hükümsüz kalmış yahud tahtı da işgal olunup ona kırk gün kadar heykel gibi birisi oturtulmuştu[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Mason tarihlerinde mason cemiyetlerinin Süleyman aleyhisselâm aleyhine yapılan bu ihtilâl hareketlerini esas kabul ettikleri ve reisinin hatırasına hürmet ettikleri soylenmektedir[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...]
Süleyman aleyhisselâmın mülkünde fitne çıkıp hükümetini kaybettiği zaman insan ve cin şeytanları pek azıtmış dinsizlikte ileri gitmişti[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Bu fitneyi çıkaranlar içinde bir takım hilekâr san'atkârlar da vardı işte tamamen düşman ve vahiy menbâından uzak olan bu şeytanlar olan ve olacak hadiseler hakkında kulak hırsızlığı ile bir takım bilgiler edinirler ve bunun birine yüzlerce yalan ve uydurmalar karıştırarak gizli gizli neşriyatta bulunurlardı[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Buna vasıta olmak için de kâhinleri seçerler ve onlara telkinler yaparlardı[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Bazı haberleri doğru çıktıkça kâhinler bunlara güvenir bunun yanında binlerce uydurmalar \ da yayarlardı[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Derken bu kâhinler bunları topladılar cin çağırmak ve gönül sinirlemek hakkında türlü türlü sihir ve efsun kitapları yazdılar[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Bu arada geçmiş ve gelecek şeyler hakkında haberlere benzer efsâneler masallar romanlar yalanlar dolanlar neşrettiler[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Tarihî hâdise ve hakikatler tahrif olunarak insanların fikirlerini aldatacak yanlış ve eğri yollara sevkedecek hurafeler neşrolunur ve bunlar arasına bâzı ilmî hikmetli şeyler karıştırılarak suistimal edilirdi[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Bu suretle «cinler gaybi biliyor» diye şayi olmuş ve bu şeytanların uydurma ve düzmeleri yüzünden fitne çıkmış Süleyman aleyhisselâmın hükümeti bir müddet için elinden gitmişti;
Bu fitne olduktan sonra Süleyman aleyhisselâm tevbe ile Allahü Teâlâ'ya sığınıp tekrar tahtına döndü ve şöyle dua etti:
— Ya Rab![Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Bana mağfiret buyur her ne kusur ve hatâ sâdır oldu ise afv ve kereminle ört[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Ve bana öyle bir mülk bağışla ki benden kimseye gerekmesin benim halime münâsip bana mahsus bir mucize olsun öyle anlı şanlı bir mülk ver ki ben ona nail olup öldükten sonra «Dünya mülkünün vefası olsaydı Süleyman'a olurdu» denilsin de kimsenin Dünya mülküne hırs ve rağbeti uygun olmasın[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...]
Bu duâsıyla daha ziyâde Dünya mülkü değil Âhiret mülkünü talep eden Süleyman Aleyhisselâmın bu isteğiyle Allahü Teâlâ onun emrine rüzgârı verdi[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] O rüzgâr ona bağlı idi ki bir memur gibi onun emriyle tam itaat içerisinde istediği yere akardı[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Süleyman aleyhisselâmın emrindeki bu rüzgârın bütün şu rüzgârlar olmayıp hususî bir rüzgâr olduğu ifade edilmiştir[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Çünkü diğer rüzgârlar ihtiyaç vakitlerinde umumun menfaati içindir[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Yani IIz[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Süleyman isterse bütün âlemin rüzgârını tutabilirdi demek değil havada bir cereyanına tasarruf ctlcbilir ve onunla dilediği yere gidebilirdi[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] O bir rüzgâr idi ki sabah gidişi bir ay akşam dönüşü de bir aydı Şer'an bir günlük yol altı saat olduğuna göre otuz kilometre itibar edilirse gidişi dokuz yüz kilometre gelişi de dokuz yüz kilometre olarak bin sekiz yüz kilometre mesafe kateder[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Burada dünya mülkünün bir rüzgâr gibi gelip geçici olduğuna da bir telmih vardır:
Seyretti heva üzre denir tahtı Süleyman Ol saltanatın yeller eser şimdi yerinde
Allahü Teâlâ fitnenin menşei olan Şeytanları da Süleyman aleyhisselâmın emrine verdi[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Bu Şeytanlar bir takım sanat dehalarına sahip olup üç mertebeye ayrılıyordu[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Birinci kısmı her türlü yapıcılık bina yapma san'atının her çeşidini bilen mimar usta ve kalfalardı ikinci kısmı deniz diplerine dalmakta mahirolan dalgıçlardı[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Üçüncü kısmı ise diğer san'atlara vakıf olan insan ve cin şeytanlarını içine almaktaydı[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Bunlar şer ve fesadlarına meydan verilmeyecek şekilde birbirlerine zincirlerle çatılı şekilde sıkı bir kayıt ve zabt altına alınmışlardı[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...]
Hz[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Süleyman'ın emrine bizim izah edemeyeceğimiz gizli mahlûklar olan Cinlerden de verilmişti[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Bu cinler san'at sırlarını bilen san'atkârlardı ki Süleyman aleyhisselâm ne isterse yaparlardı[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Çünkü azıcık bir sapma ile yanacak vaziyette ateş kenarında şiddetli bir tazyik içinde çalışıyorlardı[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Bunlar Hz[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Süleyman'a mihraplar mescidler çeşitli nakışlar çanak şeklinde havuzlar ve gerek topraktan gerek diğer madenden yerinden kalkmaz ağır ve sabit çömlekler tencereler ve kazan gibi yemek pişen kaplar yaparlardı[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...]
Allahü Teâlâ bunlardan başka Süleyman aleyhisselâma ilâhî bir ihsan olan bir san'at ilmiyle erimiş bakır madenini sel gibi akıttı ki bunun Yemen'de vaki olduğu rivayet edilmiştir[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...]
Allahü Teâlâ bu ihsan ve saltanatlarını kendisine bağışladıktan sonra Süleyman aleyhisselâma şöyle buyurdu:
— Bunlar bizim bahşişimiz vergimizdir[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Artik diledigine kerem et ihsan et dilediginden de men et ya Süleyman[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Hesap yok[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Zira tasarruf sana verilmiştir[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Hesabi olmayan bir bahşiştir bu[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Dünyada böyle olmakla beraber şu da muhakkak ki ona huzuru izzetimizde şüphesiz bir yakinlik ve cennette güzel bir merci ve makam vardir[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...]
Süleyman aleyhisselâm emrine verilen bu Şeytanlar ve Cinleri Beyt'ül Makdis'in inşaasinda çaliştiriyor ve onlara bu mukaddes mabedi yaptiriyordu[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Allahü Teâlâ da ömrü tamam olduğu için bu peygamberinin ölümüne hüküm verdi[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] O Cinlere ve Şeytanlara Hz[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Süleyman'in ölümünü sezdiren olmadi[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Bir yıl kadar asasina dayali olarak kaldi[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Ancak bir güve böcegi yere dayandigi asasini yiyordu[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Bu böcegin degnegini yemesi sebebiyle Süleyman aleyhisselâm yere yıkıldığı zaman anlaşıldı ki Cinler eğer gaybı bilir olsalardi o zilletli azab içinde bekleyip durmazlardi înşaasına memur olup da bir yilda zahmetle tamamladikları Beyt'ül Makdis'i yapmazlardı[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...]
Süleyman aleyhisselâm mülkünde fitne çikaran Şeytanlar ve Cinleri Allahü Teâlâ'nın yardimiyla mağlûp edip hepsini zapt altında emrine aldıktan sonra onların meydana getirdiği sihir kitaplarını toplatmış ve tahtının altında bir mahzene gömmüştü[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Vefatından bir müddet sonra hakikate âşinâ olan alimler de kalmayınca Şeytanlardan insan suretinde birisi çıkıp: - Ey insanlar! bilmiş olunuz ki Davud oglu Süleyman peygamber degil bir sihirbazdı; cinleri şeytanları ve rüzgârları hep sihir ile büyülerdi[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] O neye erdi ise sihir ilmi ile erdi[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] İnanmazsanız sarayını arayınız sakladığı kitaplarını bulursunuz diye ilân etti ve bu kitapların gömülü olduğu yeri gösterdi[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...]
Bunun üzerine orayı açtılar ve hakikaten bir çok kitap çıkardılar[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Bunlar sihir ve efsâne kitaplarıydı[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Bu vaziyet karşısında «Süleyman sihirbazmış hükümetini sihir ile idare edermiş» diye şayi oldu[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Diğer bazı müfessirlerin rivayetine göre bu kitaplar Hz[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Süleyman'ın vefatindan sonra yazılıp gömülmüş ve bir takımlarının üzerine veziri Asaf İbrü Berhiya'nin eseri gibi sahte unvanlar konulmuş ayni hile ile neşredilmiştir[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...]
Zaten Mısır'dan beri Israil oğulları arasında sihir ve hokkabazlık meşhûl değildi[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Fakat bu defa başka bir renk almış; bir taraftan siyasî ve içtimaî entrikalarla Süleyman aleyhisselâmın devleti aleyhinde takip edilmig diğer taraftan onun dünyayı sihirleyen ilmi diye onun nâmına iftira ile itibar kazandırılmak istenilmiştir[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Sonradan İsrail oğulları Süleyman aleyhisselâma bir Peygamber değil sihirbaz bir hükümdar nazarı ile bakarlarmış[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Ve bunun için İsrail oğulları hususiyle hükümetlerini kaybettikten sonra milletler arasında gizli yollarla bu kabil neşriyatı revaçta tutmaktan ve hüner şeklinde sihirbazlık etmekten geri kalmıyorlardı[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Ne zaman ki Hatemül enbiya olan Peygamber Efendimiz geldi ve Tevrat'ı söz konusu etti[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] O zaman dönüp bununla mücadeleye başladılar[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] «Peygamberlik yolu ile buna karşı koyamayacağız biz ne yapsak Cibril ona haber veriyor» dediler ve Cibril aleyhisselâma düşman oldular[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Tevrat'ı da büsbütün arkalarına atarak sihir ve uydurma yoluna saptılar[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Bu şeytanî eserlere uyarak «Süleyman Muhammed'in dediği gibi Peygamber değildi sihirbaz bir hükümdardı sihirlerini mucize gibi gösterirdi» diye iftira ettiler[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Bunların iddialarına göre Hz[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Süleyman'ın -hâşâ- kâfir olması lâzım geliyordu[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Çünkü sinirin bu derecesi küfür olduğunda şüphe yoktur[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Halbuki Süleyman aleyhisselâm kâfir değildi[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Lâkin otta sihirbaz diyen şeytanlar küfre daldılar ki insanlara sihir öğretiyorlardı halkı kandırıp sapıtıyorlar ve bunu talim ediyorlardı[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...]
Bu insan ve cin şeytanları sırf kendi uydurmaları olan sihri bir de eski bir medeniyetin beşiği bulunan Babil şehrinde Harut ve Marut ismindeki iki meleğe indirilenleri insanlara o zamanki İsrail Oğullarına Babillilere ilham yoluyla Allah tarafından bir imtihan ve tecrübe olarak öğrettikleri yaratılış sırlarından bazı garip harikalar hakikatte sihir değildi fakat şer ve fesad ehli elinde sihir için kullanılarak küfre öğretiyorlar ve böyle yapmakla kâfir oluyorlardı[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Halbuki Harut ve Marut bunu insanlara öğretecekleri zaman «bizim belleteceğimiz şeyler fitneye yönelticidir ve sihir yapılarak kötüye kullanılması küfürdür[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Sakın bunları öyle öğrenip ve yapıp da küfre girme» demedikçe ve bu yolda nasihat etmedikçe onları bir kimseye belletmezler gelişi güzel herkese talim etmezler suistimalden küfürden ve sihirden men'ederlerdi[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Böylece bazı sırları öğrenen Babil ahalisi bunların şerre de elverişli olduğunu ve suistimalinin küfür olacağını öğrenmişlerdi[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] O halde bu iki meleke indirilen ve Babil halkına ilham yoluyla öğretilen bu şeyler aslında sihir değildi[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Lâkin sihir halinde kullanılabilir ve böyle kullanılması apaçık küfür olurdu[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Aslında her ilim muhterem ve büyüklüğü nisbetinde ilmî haysiyetle hayra ve şerre müsaiddir[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] İlim ne kadar ince ve yüksek olursa şer ve fitne ihtimali de o ölçüde büyük olur[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Bundan dolayıdır ki hakkın alâmeti olan hakikî dini doğru yolu isbat ve kuvvetlendirmek için Allahü Teâlâ tarafından ihsan olunan mucizeler kerametler ve sair ilimler hikmetler feriler bahane kabul edilerek âlemde ne kadar melanetler ve küfürler yayılmıştır ki bunların hepsi haram ve küfür olan sihir cümlesine dahildir[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Bu ise ilmin aslındaki ilmî haysiyeti değil amelî haysiyetidir ilim güzel kullanılırsa zehirlerden ilâçlar yapılır kötüye kullanıldığı takdirde ilâçlardan zehirler husule getirilir[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Hattâ bunun için şeriat alimlerinin ekseri şunu istidlal ve istinbat etmişlerdir: Zatînde şer'an haram olan hiç bir ilim yoktur[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Hattâ şerrinden korunmak için sihri bilmek bile haram değildir[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Ancak yapmak haramdır ve küfürdür[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Öğreniminin de bu haysiyetle kayıtlı bulunması gerekir[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Hâsılı sihrin mahiyeti asıl amelî haysiyetlidedir ve sihir bir amelî ilimdir[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Bir şer ve hile sanatıdır[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Ve bu amel baza hakikat ilimlerine kayıtlı olabilir ve onların suistimali ile sihir yapılır; meselâ elektrik bahsi bugün mühim bir ilim ve elektrikçilik mühim bir san'attır[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Bunun kötüye kullanılmasından ve şer yollarında tatbik edilmesinden de bir çok sihirler yapılması mümkündür[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Lâkin bunun böyle olmasından elektrik ilminin aslında bir sihir olması lâzım gelmez işte Babil'de Harut ve Marut ilhamiyle öğretilen şeyler de buna benzer bir hâdisedir[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Bunun için bu öğretilenler esasında melekî bir kıymette oldukları halde tatbik cihetiyle sihre müsait olmuştur[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Demek ki sihir sırf şeytanî bir şeydir ve başlıca iki kısımdır[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Birisi Şeytanların sırf kendilerinden uydurdukları düzmelerdir[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Diğeri de Babil'deki gibi esasında melekî olan bazı ilimler garip san'atların kötüye kullanılmasından hâsıl olmaktadır[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...]
Artık burada melekler sihir öğretirler mi diye bir sual ve cevap ile münakaşaya mahal yoktur[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Melek sihir öğretmez lâkin meleklerin hayır için öğrettikleri hakikatler küfür ehli ve şeytanlar elinde şerde kullanılmak için sihirde de kullanılabilir[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Nitekim bunu Önce Babil'liler yaptılar[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Bunlar bu iki meleğin ilhamı ile keşfedip belledikleri Semavî ve Arzî ruhanî ve cismânî kuvvetleri ve bunların karıştırılmasından meydana gelen bazı mühim san'atları tabiat ve yıldızlara isnad ederek küfre girdiler[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Bu sebeple Gıldanî sihri tılsımat kalfatriyat namıyla bir nevi şöhret buldu[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Sonra bir takım insan ve cin şeytanları da Süleyman aleyhisselâmın devletine karşı kısmen bunu ve kısmen de kendi uydurdukları düzmeleri takip ve tatbik etmişler ve bu suretle siyasi içtimaî bir çok fesadlar çevirmişler ve hükümet ve devlet işleri için bu sihirleri bir ilim diye yayıp itibar sağlamak yoluyla küfür icra etmişlerdi[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] O zamanın halkı olan İsrail oğulları bunları onlardan öğreniyorlardı ve milletler arasında bu yolu takip etmekten geri kalmıyorlardı[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Nitekim Hatemül enbiya Efendimizin Peygamber olarak gönderilişi üzerine Kur'ân'ın icazı karşısında Allah'ın kitabı Tevrat'ı tamamen arkalarına atarak büsbütün bu şeytanlara tâbi oldular[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...]
Kitabullahı arkalarına atarak Süleyman aleyhisselâma karşı o şeytanların takip ettikleri şeylere uyan (ehli kitap) Yehudî kavmi bu kafir şeytanların öğrettiği bu iki nevi sihir kitaplarından koca ile karısının arasını ayıracak şeyler öğrenmişlerdi[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Yani bunlar bu yol ile karı ile koca arasını bile ayırabilecek fesadlar çeviriyorlardı[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Bunu yapabilecek olan kimselerin sihirlerle cemiyetlerde ne büyük fitneler çıkarabileceğini kıyas ediniz[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Karı ile kocasını ayıranlar bu kadar kuvvetli bir içtimaî bağı kıranlar bu cemiyetlere neler yapmazlar; komşular hemşehriler arasında neler yapmazlar; milletin ferdlerini birbirine mi düşürmezler? Hükümet ile halkının arasını mı açmazlar? ihtilâller mi çıkarmazlar? Görülüyor ki sihrin en büyük tesiri ruhlar üzerindedir fikirleri bozar kalbleri çeler ahlâkı berbat cemiyetleri perişan eder[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Bu bakımdan sihrin aslı yoktur diye aldanmamalıdır ve böyle sihirbazlardan sakınmalıdır[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Bununla beraber bunları yapanlar Allahü Teâlâ'nın izni olmadıkça kimseye hiç bir zarar yapamazlar[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Hakikî tesir ne sihirde ne sihirbazda ne tabiatta ne ruhta ne gökte ne yerde ne şeytanda ne de melektedir[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Hakikî tesir sahibi ancak Allahü Teâlâ'dır[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Fayda ve zarar da ancak O'nun izniyle hâsıl olur[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] O halde her şeyden önce Allah'dan korkmalı ve Allah'ın himayesine girmelidir[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Ve bunlara karşı koymak için de Allah'ın Kitabına sarılmalıdır[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Allah'ın kitabını arkalarına atan bu sihirbazların her halde malûmdur ki Kitabullahı satıp da sihri alan bir kimsenin elbette âhirette hiç bir nasibi yoktur[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Bunun sonu apaçık hüsrandır[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Allahü Teâlâ'nın celâli hakkı için bunların kendilerini sattıkları şey ne kötü şeydir amma bilir olsalardı[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Gerçi bunlar sihrin sonu ve sihirbazın âhiretten nasibi olmadığını ve sihre aldananın sonunun apaçık hüsran olduğunu bilirler fakat bir taraftan bu bilgileri ile amel etmedikleri için hareketleri cahilanedir[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Diğer taraftan ahiret nasipsizliğinin dehşetini bilmezler ve sihrin asıl zararı diğerlerinden ziyade yapanlara ait olacağını ve ömürlerini nasıl çirkin bir şeyde geçirdiklerini bilmezler[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Allahü Teâlâ'nın rahmetinin genişliğine bakınız ki kendilerine yine şu merhametli nasihati inzal buyurmuştur:
Kaynak :): ツ SonFrm.com | Sonsuzluga giden tek Yol.. [Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...]
— Bunlar bütün bu kötülükler ile beraber îmân edeler de Allah'dan korkarak bu fenalıklardan sakınsalardı elbette Allah tarafından verilecek bir sevab bütün o yaptıklarından ziyade haklarında hayır olurdu[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...] Fakat bilir olsalardı[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...]

(Neml Bakara Sâd Ahzâb ve Sebe Sûreleri)
1) Peygamberler Tarihi
2) Büyük Dini Hikayeler






[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...]
  Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Konu Etiketleri
yemişli yıl ınin abiye modeli ,


Etiketler
süleyman

Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı

Hizli Erisim


Tüm Zamanlar GMT +2 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 01:55.

forum-park, toplist, boardlar, forumlar

Powered by vBulletin® Version 3.8.3 .
Copyright ©2000 - 2010, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.3.2
SonFrm 03 Eylül 2009 !!!
Protected by vBulletin Süper Güvenlik