ツ SonFrm.com | Sonsuzluga giden tek Yol..  
Go Back   ツ SonFrm.com | Sonsuzluga giden tek Yol.. > Genel Kültür > Bunları Biliyormusunuz?

Yeni Konu aç  Cevapla
 
Seçenekler Arama Stil

Alt 15-11-2009   #1
''ρєкмєz..
Bayan Mod

''ρєкмєz.. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

''ρєкмєz.. ''ρєкмєz.. isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye Numarası: 217
Üyelik tarihi: 09 / 2009
Mesajlar: 2.749
Cinsiyet:
Teşekkür Etmiş: 760
Teşekkür Almış: 409
Standart Hayvanlar Düşünür mü? Hayvanlarda düşünme var mıdır?

Hayvanlar Düşünür mü? Hayvanlarda düşünme var mıdır?

Hayvanlar Düşünür mü? Hayvanlarda düşünme var mıdır?


Düşünme 'ben' bilinciyle oluşur Hayvanlarda var mıdır insanlarda kaç yaşında başlar? Dahi papağan Alex geçtiğimiz eylül ayında 31 yaşında öldü I Pepperberg'in Boston Brandeis Üniversitesi'nde 1977 yılından bu yana yürüttüğü araştırmalarda bu gri Afrika papağanı hayvanlarda konuşma ve düşünme yeteneği üzerine çarpıcı davranışlarıyla bilim dünyasının ilgisini üzerine çekmişti [1]
Kaynak :): ツ SonFrm.com | Sonsuzluga giden tek Yol.. [Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...]
Alex bildiği sözcükleri birleştirmek yoluyla yeni adlar üretebiliyordu Örneğin muz ve kirazı çağrıştırdığından kırmızı elma istemek için 'muzkir' gibi daha önce duyulmamış adlar üretebiliyordu ('[Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...]' ve 'cherrie' den 'banerry') Yüz elli sözcüğün üzerine çıkan sözcük haznesi düşünülürse yeni sözcük üretme yeteneğiyle birlikte anlatım gücünün ne denli yükseldiği hayal edilebilir [2]
Büyük küçük gibi karşılaştırmalar yapabiliyor renkleri adlarıyla ayırt edebiliyordu Altıya kadar sayabildiği gibi insanlık için bulunuşu 1200 yıl öncesine uzanan sıfır sayısının anlamını kavramış gibi davranabiliyordu Örneğin tablada 'kaç tane kırmızı küp var' sorusunu böyle bir küp bulunmadığından 'yok' diye yanıtlayabilmişti Böyle bir yanıtı şempanzeler gibi yüksek memeliler verebilse de Pepperberg'e göre Alex sayısal yokluğu anlayan ve bunu önceden öğretilmeden yapabilen ilk kuş
Yaşadığımız çağda doğa toplum ayrımını keskinleştirdikçe insanla hayvan sürekliliğini unuttuk oysa Charles Darvin'in (1809-1882) zamanında böyle değildi İnsanın Yükselişi kitabında 'insanla yüksek memelilerin zihinsel yetileri arasında temel bir ayrım' bulunmadığını yazmıştı Bugün daha çok primatlarda aranan soyutlama yetisinin yunuslarda da bulunması papağanlardaki konuşma yetisinin anlamsız bir taklit (mimicry) değil tersine yeni ifadeler üretebilen bir öykünme (imitation) olması ve başka bulgular öbür hayvanların da düşünüp düşünmediklerini yeniden sorduruyor
Gündelik yaşamımızda sanı kanı kaygı tasa tasarlama kararlaştırma için pek ayrım gözetmeden 'düşünme' sözcüğünü kullanırız Bir bakıma bu düşünmenin hemen her eylemimize girmiş olmasıyla gün boyu sayısız karar vermek küçüklü büyüklü planlar kurmak durumunda kalmamızla ilgilidir İnsan düşüncesinin kaba karakterini anlamak için söylencelerdeki bulmacalar ipucu verebilir Bir Yunan söylencesinde Mısır'ın Gize kentindeki 73 metre uzunluğunda ve 20 metre yüksekliğindeki aslan gövdeli sfenks gibi duran ama kuyruğu yılan kolları kuş kanadı kadın göğüslü bir sfenks Thebe kentini korumaktadır Kente gelene bir bulmaca sormakta bilirse geçmesine izin vermekte değilse hemen öldürmektedir Bulmaca şöyle: 'Gündüz 4 ayaklı öğlen iki ayaklı gece üç ayaklı olan nedir?' Söylencenin kahramanı Oedipus 'insan' der çünkü bebekliğinde emekler büyüdüğünde yürür yaşlandığında baston kullanır İlk kez doğru bir yanıt alan dev sfenks kendini öldürür
Düşünce başlangıçta öyküdeki gece ve yaşlılık arasındaki gibi metafor dediğimiz benzerliklerle işler Darvin'in çiftçilerin daha istenir bitki ve hayvan türleri elde etmek için yaptıkları içdölleme ile yeni türlerin oluşumu arasında yaptığı benzetme de bu türdendir Darvin'in analojisinde çiftçinin yerini doğal seçilim almıştır Düşünmenin temel unsuru olan kavramlar benzerlikleri veya ayırt edici öğeleri saptayarak öbür şeylerden ayırmak yoluyla oluşturulmuş 'kategori'lerdir (Yunanca avluda toplanma demek kata- + agora) 'Düşünmek nedir' diye sorulsa bunun yanıtını hemen veremesek de bu kategorilerle veya şeylerin zihnimizdeki temsilleriyle düşündüğümüzü fark ederiz Papağan da 'Kırmızı kaç tane var' diye sorulduğunda yanıtlarken benzer bir yol izler
İşte insan tam bu noktada öbür hayvanların yapamadığı bir şey başarır: Yalnızca şeyleri birbirinden ayırmakla kalmaz kendini de başka her şeyden ayırarak soyutlayabilir
Dekart'ın 'Düşünüyorum öyleyse varım (cogito ergo sum) deyişi bunu iyi anlatır Çünkü gerçekten düşünmeden söz edebilmek için benin ayırt edilmesi yani düşünenin kendi varlığını bilmesi gerekir ve tersine ancak kendini ayırt edebilen düşünebilir Hayvanlarda kendini bilme yetisinin bulunabileceğine ilişkin en iyi ip ucunu psikoloji primatoloji gibi bilim dallarında kullanılan ayna testi vermektedir Bu testlerde hayvanların çoğu aynadaki görüntülerini tanıyamıyorlar Bazısı ilgisiz kalıyor hatta bazısı yabancı hayvan diye saldırıyor Kuyruksuz maymun türleri filler gibi bazısı ise aynayı göremedikleri nesneleri görmek için araç olarak kullanabilmelerine rağmen kendi görüntülerini tanıyamıyorlar Buna karşılık örneğin şempanze aynada gördüğü kaşlarının arasında boyanmış kırmızı lekeyi elini kendi yüzüne götürerek silmeye çalışıyor ve sonra da parmağını inceliyor (Gordon Gallup) Bonobo orangutan goril gibi insansı maymunlar ve yunuslar kendini aynada tanıyabilmektedir ama bunu kalıcı ve süreğen yapamıyorlar Örneğin şempanzelerin ancak yüzde 43'ünün orangutanların yüzde 50'sinin gorillerin ise yüzde 31'inin başardığı gözlenmiş
Kaynak :): ツ SonFrm.com | Sonsuzluga giden tek Yol.. [Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...]
Böyle bir tanıma insanda ancak on beş ayı tamamladığında ortaya çıkıyor Kişi adıllarını kullanabilmesi için ise sekiz dokuz ay daha gerekiyor Benzer bir test 2-3 yaş arasındaki çocuklara uygulandığında (Daniel J Povinelli) çoğu alınlarına yapıştırılmış bandı çıkarıyor Ama iki üç dakika önce kaydedilmiş görüntüleri gösterildiğinde çocukların yalnızca üçte biri gördükleri şerit ile o sırada kendi alınlarında yapışık duran şerit arasında bağlantı kurarak alnındakini sökebiliyor Bu testten başarıyla geçmek ancak 4 yaşında olanaklı oluyor
Bu yaşla birlikte şimdiki ben geçmişteki benle ilişkileniyor ve bununla beraber gelecekte de sürecek kalımlı bir ben bilinci doğuyor İşte hayvanda ve çok küçük çocukta eksik olan budur
Kaynak :): ツ SonFrm.com | Sonsuzluga giden tek Yol.. [Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...]
Elma diyebilmek için armudu olumsuzlamak zorundayız Sözcüklerin tarihi bu olumsuzlamalarla oluşur Konuştuğumuz her sözcük geçmiş olumsuzlamalar yoluyla oluşturulmuş genellemelerdir Dil hep genellemelerle işlediğinden dil içinde geçmişte yaşarız Anımsanamayacak kadar uzun bir geçmişin bilgisi dil yoluyla sonraki kuşaklara aktarılır
Zaten soyutlama yeteneğini düşünme yeteneğine döndüren kategorilerin aslında geçmişte olmuş bitmiş olumsuzlamalar silsilesinin izi olarak zihinde yaşamlarını sürdürmesidir Bunun için ilk gereken 'ben' soyutlamasıdır Dolayısıyla bu aynı zamanda dilin başlangıcıdır Çünkü bildiğimiz her dil aslında özne ve yüklemi bağlayan bir 'ben' dilidir Tümcenin öznesi gibi yüklemi de tarihi olumsuzlamalar olan bir olumsuzlama olarak genellemedir Genellemeler geçmişe ait olan bilginin geleceğe aşırtılması yoluyla evrensellik tümellik kazandırıldığı ölçüde mantığı hazırlar Mantık dil içinden bu yolla doğar Örneğin 'Bütün insanlar ölümlüdür' önermesi yaşayanlar için geçmişin bilgisidir Ama biz bunu gelecekteki insanlara da aparır ve böylece 'Ben bir insanım o halde ben de ölümlüyüm' vargısını ileri süreriz Genellemeler veya tümeller böylece uslamlama yoluyla birey hakkında bir vargıya izin verir Geçmişi şimdiyi ve geleceği kuşatması yani bağlamdan kurtulması sayesinde mantık kendi üstünde bir gerekçe ve dayanak tanımaz bir soyutluğa yükselir Bununla birlikte gelecek geçmişin tıpkı yinelemesi olmadığından mantığın dayandığı genellemeler durmadan sarsılır Bu da değişmeyi içine almaya çalışan çeşitli mantık kuramlarının ortaya atılmasına yol açar Aslında ünlü berber veya yalancı paradoksunun gösterdiği gibi mantığı matematiksel bir disiplin haline getirme çabaları da aynı nedenle başarısız olmuştur Gene de mantık zihne içkindir ne zaman düşünmeye koyulsak mantıksız düşünemediğimizi görürüz
Mantık ben demekle başlar ama zorunlulukla dilsel olduğundan toplumsal belleğe dayanır Öbür hayvanlar soyutlayabilseler sözle veya jestle konuşabilseler bile asıl bu nedenle düşünemezler Üstelik bütün evrimsel donanımına rağmen toplumsuz insan da düşünemez Sadece toplumlu insan bireyi ardındaki koca bir tarihi ona taşıyan bir toplumsal bellek biçimi olan dil yoluyla düşünebilir
Kaynak :): ツ SonFrm.com | Sonsuzluga giden tek Yol.. [Linkleri Sadece Kayitli Üyelerimiz Göre Bilir. Buraya Tıklayarak Kayit Olabilirsiniz...]
Bununla birlikte başkasını olumsuzlayarak kendine bağlanan ve ben demekle düşünmeye adım atan insan ancak kendini olumsuzlayarak ve böylece başkasına bağlanarak kendi bilincine varır:
Dolayısıyla 'cogito ergo sum'
  Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiketler
düşünme, düşünür, hayvanlar, hayvanlarda, , müdür, var

Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı

Hizli Erisim


Tüm Zamanlar GMT +2 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 20:08.

forum-park, toplist, boardlar, forumlar

Powered by vBulletin® Version 3.8.3 .
Copyright ©2000 - 2010, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.3.2
SonFrm 03 Eylül 2009 !!!
Protected by vBulletin Süper Güvenlik